*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

31 Ekim 2013 Perşembe

"okurlar ortadan kaldırılamaz, olsa olsa devlet zoruyla yok edilebilirler..." peter bichsel....


Ülkemizde çok fazla bilinmemesine rağmen,   Peter Bichsel  İsviçre ve dünya edebiyatı için önemlidir...

Kısa hikayelerini, gözlemlerini  ironik  cümlelerle anlatan Peter Bichsel, okuruna da görevler yüklediği (!) yazılarının  yanında bir süre öğretmenlik de yapmış biridir...

Türkçeye  çevrilen az sayıdaki  kitaplarından biri de  Doğrusu Bayan Blum Sütçüyü Tanımak İstiyordu.... başlığını taşır...

Her zaman belirli düzeyin  üzerinde yayınlar yaparak kültür hayatımıza büyük katkılar yapan  İletişim Yayınevinin yıllar yıllar önceki katalogunun arkasında  Peter Bichsel’in cümlelerinden yapılan alıntı   çok dikkat çekmişti...

Peter Bichsel bu yazısında en keskin cümleleri söylerken bile okuyanı kendinden uzaklaştırmayan üslubuyla okuma bağımlılığını anlatıyordu iptila ve müptela kelimelerine  vurgu yaparak...

Genç okurlar için iptilanın bağımlılık, müptelanın da bağımlı olan  anlamına geldiğini hatırlatalım...

Peter Bichsel imzalı  kısa yazıyı paylaşmadan önce de  bir nostalji turu(!)  yapalım okurlarımızla...

Televizyonun tek kanallı olduğu dönemlerde herhangi bir film ya da dizideki karakterin biri  yasadışı ya da ahlak dışı bir davranış sergilediğinde  o kişinin bağlı olduğu mesleğe ait kuruluşlar ayağa kalkardı,

bizim camiamızdan,
bizim mesleğimizden  
böyle insanlar çıkmaz

diye...


Oysa hepimiz biliyoruz ki
her meslek grubundan
her tür insan çıkabilir
ama az, ama çok...


Bu gerçekle yüzleşmek için şu basit soruyu sorun kendinize ;

Bütün  meslek sahipleri dünyanın en doğru insanları olsaydı bu yanlışlar, kötülükler olur muydu ?Romanlar, filmler, yazılar ne anlatabilirdi?

 ‘Okumak iptiladır’ başlığıyla aktarılan yazıda da Peter Bichsel bir iki yerde doktorlar örneğini veriyor...

Dolayısıyla bu yazıyı şimdi okurken örnek verdiği meslek grubunun sadece bir örnek olduğunu unutmayın (!)

Şunları diyor  Peter Bichsel o muhteşem yazısında ve dilimize çevirenin adını bilemediğimiz için  anamadığımız çok başarılı çeviride ;   

" Kitabı kurtarmak için parmağımı bile oynatmam.
Batacağı varsa batar. Benim kitaplarım var, evde.
 Onlar batmaz, orada duruyorlar işte.

İnsanın neden ille de kitap için bir şey yapması gerektiğini anlamıyorum.
Kitaba ihtiyaç kalmazsa kitaba ihtiyaç kalmamış demektir.

Bazı insanlar kendilerini okur sayar. Sonra da “biliyor musunuz , ben doktorum”  derler,” okumaya hiç vaktim yok.” Şimdiye kadar bir alkoliğin, biliyor musunuz, ben doktorum, içmeye hiç vaktim yok dediğini duymadım.

Herhangi bir tiryakinin, aslında üç paket içerim ama şu sıra hiç vaktim yok, dediğine de şahit olmadım.

İptila nedir, ona işaret etmeye çalışıyorum.

Okumak, harfleri yan yana dizmek ve bu harflerin ağaçlar ve evler ve insanlar ve anlaşmazlıklar ve güçlükler yaratması, bunların sadece harflerden oluşabilmesi gibi bir mucize, bu coşku, insanı müptela yapar ya da yapmaz.

Ve bir müptela ihtiyacı her neyse
ona ulaşmanın yolunu her vakit bulur.

Okurlar ortadan kaldırılamaz,
 olsa olsa devlet zoruyla yok edilebilirler.

E, olabilir, devlet hepsini hapseder ve bütün harflere el koyar, onlar da hiçbir şey okuyamaz hale gelirler. Bu pekala mümkün.

Bugünün yayınevlerinin jean paul dönemindekilere göre bir hayli yüksek olduğunu sanıyorum. Hayır, yayılıyor o; yani okumak. Eminim bundan.

Alkolizmin ortadan kaldırılabileceğini ancak yeminli içki düşmanları düşünebilir. Ben alkolizmden yana değilim, ona epeyce karşıyım, sadece bir iptila olduğu için adını anıyorum.

Ve dediğim gibi, eğer bir gün ortada hiç kitap kalmazsa, evimde kitaplarım var, onların hepsini bir daha okuyabilirim.
Ve hepsini bir daha okuyuncaya kadar epey yaşlanırım herhalde."

Peter Bichsel imzalı ironik ve çok etkileyici yazı ,  okuyanı iki dakika içinde kendini derin derin sorgulama anaforuna çekecek kadar güçlü...

Okumak hatta yazmak da bir bağımlılık bazıları için...
Hem de ne güzel , ne anlamlı bir  bağımlılık..

Türk hikayeciliği ve edebiyatının unutulmaz ismi Sait Faik de değil miydi şu cümleleri kuran ;

"Söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım.
Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi?
Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim;
hırs, hiddet neme gerekti?

Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım.
Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım.
Kalemi yontuktan sonra tuttum öptüm.
Yazmasam deli olacaktım."

(murat örem / 31 ekim 2013 / ankara...)

        

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder