*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

17 Ekim 2013 Perşembe

yusuf atılgan ; " öğretmen olmak isterdim...."

Tam adıyla söyleyip yazarsak;  Yusuf Ziya Atılgan….
 27 Haziran 1921  Manisa  doğumlu….

Doğduğu dönemde,  savaş devam etmekte...
Savaş bitecek ama kavgadan önce kartalda bahçıvan olan kazımlar yine kartalda bahçıvan olacaklar şansları yaver giderse !….

Savaş yıllarındaki gelişmeler sonucu Manisa’nın Hacırahmanlı köyüne yerleşir Atılgan  Ailesi…

Baba Atılgan birkaç dönüm tarla alarak çiftçilikle uğraşmaya başlar.
Bu tarlalar sonraki yıllarda Yusuf Atılgan’ın da geçim kaynağı olacaktır…

Lisenin ardından üniversite için İstanbul’a gider Yusuf Atılgan.

Yazdıklarının yıllar  sonra,  üçlü yapısını oluşturacak 
köy, küçük şehir ve büyük şehir
sacayağının üçüncüsünü de tamamlamış olacaktır
İstanbul dönemiyle Yusuf Atılgan…

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir...

Fakültedeki hocası Ahmet Hamdi Tanpınar için  yıllar sonra şunları söyleyecektir Yusuf Atılgan büyük bir kadirbilirlikle :

En büyük şansım üç yıl Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öğrencisi olmam.
Yazarlık mizacımda büyük etkisi olduğuna inanıyorum.

Üniversite biter,  hayat başlar…
-Bilenler bilmeyenlere anlatsın hayatı….!!!-


Ardarda gelen olaylardan sonra öğretmenlik hakkı elinden alınır  Yusuf Atılgan’ın,  günlerden bir gün…

Ömrü boyunca paslı bir çivi gibi hiç ama hiç çıkmayacaktır bu travma Atılgan’ın gönlünden, yüreğinden…

Yıllar sonra Refik Durbaş’ın yönelttiği
Tekrar dünyaya gelseydiniz  yine roman mı yazmak isterdiniz?”
sorusuna bir çırpıda ve üç kelimeyle yanıt verir Yusuf Atılgan ;

  öğretmen olmak isterdim… 

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam isimli romanı  varoluşçu akımın  Türkiye’deki ilk ürünlerindendir…

“Dünyada hepimiz, korkuluksuz, sallantılı bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır…

Ben toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreliberi gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi” 
der Aylak Adam romanının baş kişisi  olan C...

Anayurt Oteli, kendini çirkin gören,   çocukluğundan beri horlandığı için ruh sağlığı da darbeler alan Zebercet’in öyküsüdür...
Otel katibi Zebercet'in dış dünya ve insanlarla ilişkisi sınırlıdır ve dramatik bir son beklemektedir roman kişilerini....

Roman, 1987 yılında film olarak da çekilir...
Ömer Kavur yönetmen , Macit Koper  de Zebercet rolüyle bir başka hakiki emeği eklerler sinema ve edebiyat  tarihimize…

Yusuf  Atılgan, son romanı üzerinde emek emek çalışırken geçirdiği kalp kriziyle  9 Ekim 1989’da İstanbul’da öldüğünde 68 yaşındadır ve bundan 24 yıl öncedir...

Atılgan’ın 13 yıllık eşi, tiyatro sanatçısı Serpil Atılgan kocası hakkında şu güzelim cümleleri  yazar bir ölüm yıldönümünde ;

“Her günü, her şeyi programlı, saatlidir (...) Kadınlarla arası iyidir. Kadınları sever. Kadınlardan sanatçı çıkmıyor, kadınlar yazamıyor, beceremiyor dendikçe kızar. ‘Yazmasınlar zaten’ der, ‘Kadınlar yaşıyor. En iyisini yapıyorlar’…

Dostlukta, arkadaşlıkta hep aynı tutum, aynı alçakgönüllülük.  Hoşgörü, sevecenlik, değerbilirlik. Hani bir lokma ekmeğin bin yıl hatırı vardır derler…

Para, ün, yaygın okunma isteği, arkasını dönmüştü bütün bunlara.

Dostluklar ve sevgi; yaşamının tadı tuzu buydu(...)

Hüzünlü bir sevgi ustasıydı o ; Yusuf Atılgan…”

Ardında sayıca çok olmasa da derinlik ve nitelik olarak tartışılmaz büyüklükte ve kalıcılıkta eserler bırakan  Yusuf Atılgan’ı saygı ve özlemle hatırlamak  ne kıymetlidir bizim için,  bir bilsen sevgili okur…

Umarız senin için de öyledir ,
bayram telaşı içindeki sevgili okur….

         ( murat örem / 17 ekim 2013 / ankara…)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder