*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

22 Ekim 2013 Salı

* saatleri geri alma suları ; öpüldünüz efendim...


ekim ayının son pazarı geldi mi ; 
günlerin  hatırlıca kısalmış olması yetmiyormuş gibi
tek bir emir cümlesiyle saatler de geri geri yürür...

“saatler bu gece 4’ te bir saat geriye alınacak, al...”
cümlesi hayatın ritmine mızrak gibi saplanır...

emir komuta zinciri içinde uygulanan
saatlerin geri alınması talimatnamesiyle....
zaten gittikçe nazlanan güneş, 
göründüğü zamanlarda da
bir saat önceden  batmaya başlar...

insanlığın böyle haddini bilmez
bir tarafı da vardır ....
tabiata neler neler ettiği yetmezmiş gibi
güneşin de ne zaman doğup
ne zaman batacağına karar verir...

aslını sorarsanız,
karar verdiğini sanır ...!!!

tabiatın
ve her yerin sahibinin
gücü karşısında
insanın ve insanlığın gücü,
okyanusta katre misalidir...
ah insan,
ah insan...

saatler geri alınınca
evlerin , kapalı alanların zamanıdır daha çok...

saatler geri alınınca
içi boş sohbetlerin zamanıdır daha çok ;
“yahu dün saat şuydu bak artık bu oldu”
“bir saat fazla uyuduk...”
misali...

saatler geri alınınca
led lambalar  şunlar gittikçe yaygınlaşsa da
şehirlerin sokaklarında ve bir çok yerde
hala ve daha çok
çiğ floresan lambaların
hükümdarlığı başlar...

bazıları,  floresan lambalara
atomu parçalayan bilim adamı ciddiliği
ve kendinden emin halleriyle
“florans” deseler de,  
ve bin yaşına gelene kadar
ta ki patavatsız bir adam çıkıp
doğrusunu söyleyene kadar
onları kimseler uyarmasa da
florans diye bir  lamba yoktur...
floresan lamba vardır...

bu konuyla ilgili
telaffuzu biraz zorlayarak söylersek,
en iyi bildiğimiz florans ,
çok kıymetli bir tarihi karakter olan
florence nightingale’dir ;  
ki kendisi 
insanlığın gurur timsali
hemşirelerden biridir...

saatleri ileri geri alma hadisesi
insanlığın bitmeyen meselelerindendir...
zaten insanlık bitmeyen meseleleri
bitirmemek için çok azimlidir...!!!

-karı kocalara
diplomatlara
monşerlere
siyasetçilere
sorabilirsiniz
bitmeyen meseleleri...

onların çoğunun varlık nedeni
hatta veli nimeti
aslında bir çırpıda bitecek
bitmeyen meselelerdir...
bitmeyen meseleler olacaktır ki
meseleler bitmedikçe
kıymetleri (!) anlaşılacaktır
hepsinin tek tek...-

kimileri için , saatler geri alınınca ,
günlerin kasveti daha da artar...

kimileri hayattaki çok şeye
kar – zarar hanesi olarak baktığı  için
bilmem kat megavatlık elektrik tasarruf ettik der...

kimileri de eni konu hesap kitap yaparak
saatlerle oynamayın
ruhumuzla oynamayın
biyoritmimizle oynamayın diyerek,
atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmediğini
kanıtlar, çok saygı duyulacak emeklerle...

mesela türkiye
benim bildiğim kırk yıl boyunca
en az kırk keban barajı (!) kadar
elektrik tasarrufu etmiştir...
öyle denmiştir uzun yıllar boyunca...
muhtemelen artık
tasarruf ettiğimiz elektrik daha da fazladır...(!)

iskoçlar cimrilikleriyle meşhurdur...
hani bilinen bir fıkradır...
evlat eve gelir
baba bugün
belediye otobüsünün arkasından koşarak
bir bilet parası kar ettim der...
işgüzar ve yetinmeyen  baba,
ah benim tembel oğlum
taksinin arkasından koşsaydın da
daha çok kar etseydin...der...

bana bu tasarruf ettik cümleleri
nedense hep bu fıkrayı hatırlatmıştır
aklım baliğ olduğundan beri....

hasılı kelam bu dönemlerde
saatleri ileri al geri al komutları boyunca
ne kadar insan ruhu telef olmuştur
atılan taş ürkütülen kurbağaya
değmiş midir ...
bilemem...

ben yorum yapmam...
anlatacağımı
ince ince
kalın kalın anlatır
sorumu sorar
kılçığımı atar
gerisini
siz değerli okurlarımın
ferasetine bırakırım...

sözün özü şu ki ;
bu konu üzerinde sayfalarca yazı yazılabilir...
fakat bilinen bir gerçek şudur ki ;

saatler geri alınınca
evlerde sokaklarda
florans değil ama
floresan lambaların
çiğ hükümranlığı başlar...

ve bendeniz
bu florans mı
floresan mı lambaların
ışıklarını hiç sevmem...”

sarı ışığı beyaza da
her zaman tercih ederim...

aslında

en güzel ışık
en parlak ışık
ne led lambadır
ne akkordur
ne şudur
ne budur...

en güzel ışık,
dünyanın her yerinde
her zaman
sorarak
aklını kullanarak,
merak ederek,
anlamak için
öğrenmek için
sevmek için
uzlaşmak için
kadir kıymet bilmek için
bakmaya hazır  
bir çift gözdür....”

para pul
ev araba
mevki makam değildir...

bunu idrak eden
o bir çift gözü bulanlar
kıymetini  iyi bilsin...

iyi ve dürüst bir akla
minnet  ifade etmenin
bütün din ve kültürlerde
her zaman baştacı edildiğini de
unutmasın...

( murat örem / 22 ekim 2013 / ankara...)

* başlığa ilham kaynağı olan dize;
“saat izmir sularıydı; öpüldünüz efendim”
hüseyin yurttaş...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder