*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

26 Ekim 2013 Cumartesi

unuttukları şudur ki ; "Yaradan" yarattıklarından kıyaslanmayacak kadar akıllıdır....ve ruz-i mahşeri vardır....


Para insan ilişkilerinin yol haritasına göre  4 başlık…

Bir,   “kendi parasını başkası için harcayanlar….”

Bunların derdi kalite değil , fiyattır…

Mesela bir bayram arefesinde kültürel ya da dini reflekslerle vicdanlarını da aklamak için birilerine gıda / erzak yardımı yapmaya karar verenler,  kendi kullandıkları iyi veya orta halli kalitedeki  markalı ürünler yerine aynı ürünün 5.sınıf kalite(sizlik)de olanını bu yüzden yeğler…

Ürün aynı üründür ama fiyatı üçte birdir, beşte birdir…

Kendi paranı başkası için harcarken sevap için bile olsa ,  
özene  gerek yoktur değil mi…!!!

Zeytinyağı diye tezgah altında üretilip satılan  ve  makine yağından biraz daha hallice bilmemne yağla da  gariplerin gönlü kazanılarak üçte bir fiyata hayır duaları alınmış, dünya sonrası için de tarifsiz iyilik !!!!!  yapılmıştır…

Bu gruptakiler basittirler daha da daha da basitleşirler…

Unuttukları şudur ki ;
Yaradan yarattıklarından akıllıdır…
Kıyaslanmayacak kadar akıllıdır…
Ve Ruz-i Mahşeri vardır…

İki, 
“başkasının parasını kendisi için harcayanlar …”

Bu gruptakiler için de fiyat değil , kalite/sizlik ve domuzdan koparılacak kıl sayısının  fazlalığı önemlidir…

Nasıl olsa ulaşılacak mal ve hizmete harcanacak para

kendi birikimlerinden, emeklerinden karşılanmayacaktır…

Mesela, evine alacağı bir malzeme için fiyat kalite performansına kırk kere bakmayı yeğleyenler, harcamaları başkası tarafından karşılanacak
olduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmazlar…

Gözünün yaşına bakılmayacaklar arasında
 aile büyükleri de , çalışılan şirketler de, arkadaşlar da , devlet de olabilir…

En basit örnekle söylersek; bir vesileyle kalabalık yemeğe gittiklerinde hesap ödeme ihtimali bulunduğu zaman salata ve içecek yemeğin lezzetini bozuyor diye herkesin önünü kesip muhasaraya alanların büyük kısmı ,  davet edildikleri ve hesap ödeme ihtimali bulunmayan sofralarda açgözlü insanlara bu yüzden dönüşürler…

Küçüktürler, daha da daha da küçülürler…


Üç,   “kendi parasını kendisi için harcayanlar…”

Bunlar için hem fiyat hem de  kalite aynı anda önemlidir...
Çünkü kazandıkları paranın ve birikimlerinin yalnızca emeklerine ve çabalarına  bağlı olduğunu bilirler…

Doğrusu da budur…

Emek emek , ihalesiz mihalesiz hamhumşaralopsuz !!!  kazandığınız parayı , istediğiniz gibi ve en optimum şekilde harcamak en doğal hakkınızdır…

Ucuzluktan da mal alabilirsiniz, indirime girmiş  iyi kalitedeki ürünü  almak için de çaba harcayabilirsiniz…

El bilmemnesiyle  gerdeğe girmediğiniz sürece,  kimsenin size  söyleyecek lafı yoktur; “iyi günlerde sağlık ve afiyet içinde eskitmeniz dileğiyle dışında…

         Bu gruptakiler çalıp çırpmayı bilmedikleri için biraz  salaktırlar ,
daha da salak olacakları günlerin ihtimali fazladır….!!!


Dört,  “başkasının parasını başkaları için harcayanlar…”

Bu gruptakiler için kahir ekseriyetle  ne kalite ne de  fiyat önemlidir…

Bunlar için ahlaksızlıkları, vicdansızlıkları, pespayelikleri, müptezellikleri, kuldan utanmayıp Allahtan korkmamaları,   rezillikleri , hiç haketmedikleri halde kolaydan kazan(dır)acakları ve ulufe niyetine dağıttıkları paralardan alacakları yüzdeler tarifsiz önemlidir…

Onları her  yerde görebilirsiniz…

Bulundukları yerler piramidin üstü de olabilir ara katları da sonları da…

Okuyup yazamamışları evine alacağı üç kuruşluk elektrik prizi için kırk kere gezer de , ortak kullanım alanlarında kullanılacak sıradan bir ampule gözlerini kırpmadan onlarca lirayı verirken hiçbir ahlak anaforu içine girmezler…Çünkü ne alacakları ürün umurlarındadır ne de o ürünü almada katkıda bulunanların çabaları….

Bununla da kalmazlar…

Okumuş  yazmışları  ve daha doğrusu diploma almışları da ellerine yetki ve güç geçtiğinde  daha büyük daha büyük daha büyük daha da büyük daha da büyük en büyük  “iş vermeleri”  bile kendilerince  en doğru adreslere postalayabilirler…

Onları her yerde görebilirsiniz…
Sokakta, işyerinde, camide, kilisede, denizde, derede tepede, trafikte…

Sayıları  biz milyonlarla  kıyaslayınca denizde kum misalidir ama ellerinde sihirli değnekleri !!! vardır…

Güçlerini ellerindeki sihirli değneklerden, parayla kurdukları tarifsiz ilişkiden ve milyonlarca insanın aptallığından alırlar…

Daha da alacaklardır…
Tevfik Fikret şunu demiştir o unutulmaz şiirinde;
“…Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!..”

bu gruptakiler feci ahlaksızlardır,
daha da ahlaksız olma ihtimalleri yüksektir…
( murat örem / 26 ekim 2013 / ankara…)

( bu yazımızdaki  tasnif ,   türk basın tarihinin en kıymetli beyinlerinden olduğu için uzun zamandır tatile çıkarılan !!!  metin münir’in yıllar önceki bir yazısından da esinlenilerek  yapılmıştır…
metin münir  yazısında hıfzı deveci’nin bilgilerinden ve bir avuç hayat tozu bir tutam devlet gölgesi kitabından yola çıkmıştır…
bürokraside çok emekleri olan hıfzı deveci de bu tasnifi  zamanın demir leydi’si thatcher’in ekonomi danışmanından öğrendiğini ama adını vermeyeceğini belirtmiştir…

başlıktaki karikatür prof.dr gültekin çetiner'in sitesinden alınmıştır...)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder