*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

20 Ekim 2013 Pazar

arthur miller; öteki(!) abd'nin ve dünyanın vicdanı...



Bundan  neredeyse  bir asır  önce...
Tarih 17 Ekim 1915...
Yer abd ;  harlem....

Avusturya - Macaristan'dan  göç etmiş yahudi  ailenin içine doğan  bebek...

O bebek büyüyecek ve yıllar sonra dünya edebiyatı ve tiyatrosunun unutulmazlarından  olacaktır...

Tam ismi  Arthur Asher Miller’dir ama dünya onu Arthur Miller olarak tanıyacaktır daha çok...

Babasının  abd kaynaklı 1929 dünya ekonomik krizinde  takır takır iflas etmesi de dahil, hayatında  büyük kırılmalar olan   Arthur Miller ,  dünya sinemasının efsane ismi Marilyn Monroe’nun ölümünü de  çok yakından yaşar....

 çünkü Marilyn Monroe öldü(rül?)ğünde Arthur Miller‘in karısıdır....

Miller,  çok genç yaşta ölen ve bugün bile nasıl öldüğü tam da belli olmayan  karısı Marilyn Monroe’dan çok daha uzun yaşar...

öldüğünde yıl 2005’ tir 
ve Arthur Miller 90 yaşındadır...

Arthur Miller’in  yazdığı tiyatro oyunları ve film senaryolarındaki karakterler birbirini imha etmeye odaklanmış ve birey olamayan şahıslardan oluşan  toplumun insancıklarıdır....

ve bu insancıklar(!)  vicdan azabı duymama pahasına kendilerini haklı çıkarmak için binbir yola ve kaşkarikoya başvuran isimlerdir....

Arthur Miller ,  kapitalizm denilen ve insan tabiatına çok aykırı olduğunu  ömrü boyunca dile getirmeye çalıştığı modelin,  hem toplumları hem de tek tek kişileri nasıl içten içe  tüketip çürüttüğünü anlatmaya çabalamıştır daima...

Miller’in kahramanları  aile içi  hikâye ve didişmelerin  unsurları  gibi görünse de, aslında vahşi kapitalist hayatın kaçınılmaz biçimde zorladığı ve şartların soysuzlaştırdığı karakterlerdir bir anlamda...

Oyun ve filmlerindeki  dramlar da,   yaşanılan / yaşadığımız / yaşatılan(!) çağın  ikiyüzlü ahlak anlayışının her seferinde yüzümüze yüzümüze  çarpılmasıdır …

Arthur Miller; büyük oyun yazarı  Norveçli Henrik İbsen’in yolundan gitmiştir  bir çok tiyatro ve edebiyat yorumcusuna göre...

Miller’e ait  Cadı Kazanı,  Satıcının Ölümü  ve  Bütün  Oğullarım   yazıldıkları dönemlerde de  sonrasında da tüm dünyada çok fazla öne çıkmış eserlerdendir...

Satıcının Ölümü oyununda, evlatlarını ihmal etme pahasına  yıllarını firmasına vermiş Willy Loman bir gün aniden işsiz kalacak / işinden atılacak  ve hayatının geri kalanında ailesinden de dışlanarak ölmeyi seçecektir...!!!

Sistemin,  insan yerine parayı ve yalnızca başarılı olmayı öne çıkaran ahlakı için bu tür ölümler sıradandır aslında...

ölen ölecek , birileri sürekli  lobutlar gibi devrilecek 
ama  işsiz milyonlar içinden birileri  her zaman 
o çarkın içine girmek için can atacaktır…!!!

Cadı Kazanı oyununda ABD’nin Mc Charty döneminde yaşadığı utanç verici rezil günleri eleştiren Arthur Miller hayatı boyunca dönemin iktidarlarıyla da restleşmiştir…

Bu dik duruşuyla dünya çapındaki bir çok saygın ödülün de sahibi olur...

Arthur Miller hem hayatındaki duruşu hem de  yazdıklarıyla öteki olanı, güçsüz olanı, şiddete maruz kalanı anlatmıştır ahlaklıca ve tekrar tekrar....

Ömrünün son yıllarında yazdıkları, ilk yıllardaki kadar güçlü ve hayata dair bulunmasa da , yaptıklarıyla dünya edebiyatında her zaman büyük bir saygıyla  anılmayı çoktan hak etmiştir Arthur Miller...

17 Ekim,  dünya tiyatrosunun ve edebiyatının  tarihte  gördüğü en usta ve en ahlaklı isimlerden olan Arthur Miller’in  1915 yılındaki doğumunun da tarihidir…
        
         Arthur Millerlerin milleti yoktur ey okur…
          
         Onların ilk ve öncelikli milleti ;  insan olmaklıklarıdır….

         ( murat örem / 20 ekim 2013 / ankara….)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder