*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

30 Temmuz 2013 Salı

" sorma bana 'kimim' nereden geldim buraya...?"

Ankara’dan uzaklarda olmak zor…
Ankara’ya dönmek güzel…
                        
Ankara’dan uzaklarda olmak güzel…
Ankara’ya dönmek zor….

Adına ‘ internet’ denen okyanusta yüzmek  güzel…
İçi bilgiyle, yazıyla , emekle doluysa hele, çok çok güzel…

Ammaa;
Adına ‘internetbook’u denilen balçıktaki cahilliklere  şahit olmak rezilce…

Bunca cahil insanın
kusmuklarıyla ,
bayağılıklarıyla,
basitlikleriyle,
aptallıklarıyla ,
çiğlikleriyle,
görgüsüzlükleriyle beslenen denizde
bir vesileyle olsa bile iki saat  yüzmek dahi  iğrenç…

Yakınlarının kıyıdan köşeden de olsa bu balçığa bulaştığını,
bomboş kere bomboş işlerle güzelim vakitlerinin ırzına geçtiğini görmek tam anlamıyla yürek kanatıcı….

Hele bir de o klavye cahillerinin sekizincisınıfsıçıttırmalarının  yanında yalan kere yalan, cahil kere cahil biçimde Nazım Hikmet Turgut Uyar Cemal Süreya ….imzalarıyla karşılaşmak ise tek başına “angine pectoris” habercisi….

Bir de zebil miktarda kendini , ilişkisini , hayatını bilerek ya da bilmeyerek teşhir edenler var…

Bilmem kim dağdayken, bayırdayken, brunchtayken , havuzda yüzerken , gülerken , çocuğumla bilmem ne yaparken diye diye….basmışlar fotoğrafları…

         Koluna sekiz bilezik takan köylü  kadınları “görgüsüz” diye aşağılayan ve kendini şehirli sanan kadınlar,   yaptığınız ondan da cahilce…

Yattığınız yerden, ekmek elden su gölden misali kocalarınızın keneleri olarak ,  bütün canlıların dişisinin normal olarak yaptığının aksine  binbir nazla edayla doğurduğunuz çocuklarınızla  salakça görgüsüzce övünmek sizde….

Birbirinize “…süppppperrrsin, fıstıksın, leblebisin…” diye diye kurduğunuz yalan kere yalan övgü cümleleri sizde…

Üç kuruşluk fikrinizle memleketi kurtarmak sizde…

Cahilliğiniz paçalarınızdan akarken,  derin siyasi analizler yapma hadsizliği sizde…

İnsanlar ,
Zavallı insanlar ,
Ne kadar açmışsınız olmayan fikirlerinizi ,
kendinizi ,
çektiğiniz antin kuntin fotoğrafları  internet denizine atmaya…

Ne kadar açmışsınız birbirinize habire “beğendim” tuşu basmaya…

Ne kadar zavallıymışsınız ….
Ne kadar yalnız ve cahilmişsiniz…
Zır cahilmişsiniz…

Derli toplu iki satır yazınız,  beş cümleniz yok….
Heybeniz boş…
Doldurmaya niyetiniz yok…

Sonra
kocam beni anlamıyor,
karım  beni görmüyor,
 insanlardan ümidimi kestim  demeyin ama…

Sonra bu memleket diye başlayan bilmiş cümleler kurmayın ama…

Bu kadar cahil olmayın…
Bu kadar kitch olmayın…
Bu kadar basit olmayın…

Çünkü ;
Bu kadar zır cahili , aklı başında hiç kimse ,  sonsuza dek taşımaz…

Çeker dananın kuyruğunu  “.iktir olur”  gider…

Arkadan bakakalana da
 “hayatta kimse kimseye katlanmak zorunda değildir
 insan sevdiği için katlanır….”
misali sıçıttırmalara “beğendim” demek kalır…

eh ,
tabi ,
bir de 
yine de
her kör satıcının bir kör alıcısı vardır…

bulursunuz meşrebinizce birini
yaşar gidersiniz  “bookbook” diye….

-yazının başlığı / "sorma bana" şiiri  / turgay fişekçi-
( murat örem / 30 temmuz 2013 / ankara…)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder