*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

9 Temmuz 2013 Salı

ulus baker ; kıbrıs'lı psikiyatrın buğday e(k)mekli işçi arı evladı...


Bundan 6 yıl önce,  2007’inin 12 Temmuz’unda ,  47 yıllık ömrün ardından  hoşçakalın diyen isim Ulus Baker’di...



Ulus Baker’in 6 yıl önceki ölümünden sonra televizyon ve radyolar flaş haber geçmedi...



İnternet sitelerinde kırmızı fonlu flaş yazıları da görülmedi sıcağı sıcağına.



Sonraki günlerde  de birkaç istisnayı saymazsak gazetelerde de hiç ama hiç haber olmadı Ulus Baker’in ölümü



Fakat yine de Türkiye’nin kıymet bilen az sayıdaki ismi  Ulus Baker’den  bahsetti   bir hakkı teslim eden  cümlelerle...



Ulus Sedat Baker, 1960 Petersburg doğumlu, Kıbrıs Türk'ü ailenin çocuğuydu....



Sosyolog, yazar, çevirmen ve  öğretim üyesiydi....



Ölümüne dek ODTÜ ve   İstanbul Bilgi Üniversitesi de dahil olmak üzere  bir çok kurumda,  sinema-müzik tarihi, sosyoloji, politik teori, medya ve  sinema  üzerine  anlattı , yazdı Ulus Baker...



Artık kendisi de aramızda olmayan Prof.Dr. Hasan Ünal Nalbantoğlu  ODTÜ Sosyoloji bölümünden  önce öğrencisi sonra  dostu olan Ulus Baker’i bir ölüm yıldönümünde anlatırken şunları demişti sözünün başında ;  



Ölüm hak ettiyse eğer  yalnızca  insana yakışır...

Ulus da yaşadı, üretti, düşündü ve ölümü hak eden bir insan gibi aramızdan ayrıldı’



Ulus Baker konuşup yazabildiği dünya dillerinin sayısı  üzerinde hak edilmiş efsaneler yaratılan biriydi  ve müzik, sinema, politik kültür, siyaset kavramlarının geçirgenliği alanlarında yazdıklarıyla da ezber bozmuştu...



Marx'ın Bir Çift Sözü Var,

Yaralarım Benden Önce de Vardı,

Duymak İçin Yapılmamış Kulaklar,

Kant’ın Felsefesi Uçuruma Temel Atmaktır  cümleleri Ulus Baker’in yazı başlıklarıydı mesela..



Profesör Doktor Ahmet Çiğdem yazısının bir yerinde şunları söyledi  Ulus Baker için;  Felsefeden sosyolojiye, resimden tiyatroya, beşeri bilimlerin her alanında, günümüz akademyasında örneği az bulunan, hatta artık 'bulunmayan' bir genişliğin, bir vüs'atın adamıydı.



Bilmediği şey yoktu, bildiklerini de iyi bilirdi.

Bu türden adamların can sıkıcı alçakgönüllülüğü ya da küstahça saldırganlığına da sahip değildi Ulus Baker...





Profesör Yasin Aktay da , Ulus Baker’in ardından yazdıklarında şunları söylemişti;  Bir Temmuz günü bu dünyaya geldiği gibi sessiz sedasız göçtü gitti Ulus Baker. Belki layık olduğu seviyeyi takdir edebilecek kalitede bir düşünce ikliminin oluşmamış olması yüzünden.(...)



Dünyayı anlamak konusunda "Allah vergisi" bir bilgeliği ve dünya karşısında olağanüstü bir rahatlığı vardı.(...)



Yıllarca tek camlı gözlüğünü takarken ne bir komplekse kapıldı ne de bunu giderme yönünde en ufak bir çabaya girdi.

 ODTÜ sosyoloji bölümünde sessiz sedasız mütevazı kişiliğine rağmen hiç kimsenin kayıtsız kalamadığı bir ağırlığı vardı.(...)



Adının Ulus olmasının (da)  ilginç bir hikâyesi varmış. Yanlış hatırlamıyorsam, ellili yılların sonlarında Kıbrıs'taki mücahitlerin bir silah veya operasyon için geliştirdikleri bir kod adı veya parolaymış "Ulus". O yüzden o yıllarda doğan çocuklar arasında Ulus ismi çok yaygınmış. Ulus'un ölümüyle Türkiye'nin hem sol-sosyalist hem de daha geniş düşünce semâsında,  ne yazık ki zaten iyice seyrelmiş olan yıldızlardan birisi daha kaydı gitti.



Prof. Dr. Fuat Keyman da Ulus Baker’i andığı yazının bir yerinde  şunu demişti  6  yıl önce; Elimdeki gazetenin ekini açıyorum, sayfaları çeviriyorum. (..) Türkiye'nin yazdıkları en düşündürücü, en öğretici felsefecilerinin, sosyal kuramcılarının, siyasal kuramcılarının başında gelen sevgili Ulus Baker'i 12 Temmuz 2007 günü kaybetmişiz.



Yakın dostlarının katıldığı bir cenaze töreniyle, Lefkoşa'ya, annesinin yanına gömülmüş.



Ulus Baker , ideolojileri ve fikirleri çok farklı olsa da Türkiye’nin önce aklıyla düşünen insanları için çok kıymetli bir isimdi....



Övgülere , yergilere hatta alaylara  hiç takılmadan bir işçi arı gibi okudu, yazdı, düşündü, paylaştı ve 6 yıl önce hoşçakalın dedi geride yazıp söylediklerini bırakarak...



Ulus Baker’e adadıkları şarkının sözlerinde de şöyle diyordu Bandista grubu;



Her şey herkesleşiyordu 

herkes her şeyleşiyordu

          tarih durmadan yazılıyordu

 ve dediler ki: ulus baker

 gördüğüne inanma

gördüğüne inanma sen...




( murat örem / 09 temmuz 2013 / ankara ...)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder