*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

3 Temmuz 2013 Çarşamba

kemal sunal ; eve iş götürmediği için (!) asık yüzlü ve kibirli olmakla itham edilen büyük komedyen....

“.... 2000 yılının 3 Temmuzunda hukuken  reşit  olacaktım...
18 yaş eşiğini geçip yetişkindim artık...
Bu günün, geçmiş doğum günlerimden de farklı yaşanmasını hiiç unutulmamasını  hayal etmiştim  çocuk ve gençlik aklımla....

Öyle de oldu…
Ama bambaşka bir nedenle...

Bütün gün ve gece arkadaşlarımla güldük eğlendik.
Eve geç geldiğimde akşam yayınlanan ana haber bülteninin tekrarını gördüm. Sesi açtığımda görüntülerin altında konuşan ses beynimde yankılandı tekrar tekrar ; 

“Balalayka filminin çekimleri için Gürcistan’a gitmek üzere uçağa binen ünlü oyuncu Kemal Sunal , uçak henüz havalanmadan geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti!” 

Yılların birinde , 3 temmuz gününde doğanlardan biriydim  ben…
Yıllar sonra  aynı tarihte ölenlerden biri de  Kemal Sunal’dı...

Her şey tıpkı o dizelerdeki gibi yaşanıp gidiyordu;
Sevinçle keder, 
doğumla  ölüm
binlerce yıldır olduğu gibi
kardeşti işte
Bunu yeniden yeniden  öğrenecek kadar büyüyordum…
Büyüyorduk !….”


Sevgili Alper Beşe 13 yıl önceki 3 Temmuz’u bu cümlelerle anlatmıştı geçmiş zamanların birinde her zamanki biçimde fark yaratan kalemiyle...

Kemal Sunal gibi, yaklaşık 30 yıllık sinema kariyerinin neredeyse tamamında insanları güldürmüş bir oyuncunun ani ölümü elbette herkesi çok şaşırtmış ve çok üzmüştü...

70’li yıllarda sinemayla tanışan, küçük rollerle başladığı oyunculuk kariyerini, daha sonra her biri gerçek kişilermiş gibi anılan başrollere taşıyan Kemal Sunal aynı zamanda Avanak Apti ,  İnek Şaban, Kapıcılar Kralı ,  Çöpçüler Kralı, Postacı ve Salako’ya ve  onlarca role de bambaşka bir can ve ruh vermişti..

Kemal Sunal’ın hayatındaki dönüm noktalarından biri Arzu Film ekibi ve yönetmenler Ertem Eğilmez ve Atıf Yılmaz’la tanışmasıydı...

Kemal Sunal  filmlerinde ,  Türk Halkı’nın güldüren yüzü olurken diğer yönüyle de  bu çelişkilere kendince değinen , hesap soran toplumsal bir figür olacaktı zaman içinde...

Çünkü o tek tek milyonların her biriyle benzerlikleri olandı …

Bugün bile  akıllara ilk önce  komedi oyuncusu olarak gelen  Kemal Sunal’ın, Kiracı,  Öğretmen ve Düttürü Dünya filmlerinde sergilediği dramatik başarı  onun sıradan bir komedyen  olmadığını da gösterir  anlamak isteyenlere...

Ara verdiği yüksek lisans eğitimine  çok yıllar sonra yeniden devam ederken “Televizyon ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü  başlıklı tezin de sahibi oldu  aynı  Kemal Sunal...

Hayatını  mizah ve  komediyle kazanan hemen hemen bütün isimlerin yaşadığı sıkıntıyı Kemal Sunal da yaşadı.

Filmlerinde daima komik ve güldüren adamı görenler onu günlük hayatında soğuk, mesafeli hatta kibirli buldular...

Aslında Kemal Sunal’ın da yaptığı ,  işinden sonra kendi hayatını yaşamaktı ve deyim yerindeyse ‘evine ve gittiği yerlere  işini  götürmemekten ibaretti ..’   

Kemal Sunal bugün bile Türk sineması ve mizahında çok çok önemli bir köşe taşıdır. Ölümünden 13 yıl sonra sonra hakkında  yazılanların çoğu içten ama derinliği az, bütünü görüp anlatmaktan genellikle uzak  olan yorumlardır hala…

Gerçek ve aslolan şudur ki ; Kemal Sunal Türkiye’de ve Türkçenin konuşulduğu her yerde aynı anda birden fazla kuşağı ölümünden sonra bile elinde tutabilen çok nadir aktörlerdendir.

Bugünün  çocukları bile Kemal Sunal’ı filmleriyle yeniden yeniden  tanımakta ve sevmektedir.

Bütün faniler gibi Kemal Sunal da hayat gailesinde zaman zaman mesleğiyle ilgili sıradan işlere imza atsa da  ailesine, ülke sinemasına  unutulmaz bir isim bırakmıştır…

Elbette  bundan sonra da birileri dört başı mamur Kemal Sunal eleştirileri yazarak onun bir çok filminde yalnızca durum komikliğine yaslanarak yıllarını geçirdiğini  öne sürebilirler ...

Bunda kısmen haklı oldukları da doğrudur...

Fakat tüm bu eleştiriler bile Kemal Sunal’ın Türk Sinema Tarihi’nde çok önemli bir dönemeç olduğu gerçeğini değiştirmez, değiştiremez...

3 Temmuz 2000 tarihindeki ölümünün 13.  yılında Kemal Sunal’ı bir kez daha sevgi ve saygıyla anmak hepimiz için yine de büyük bir borcu ödeme çabasıdır...

Bu yazıyı da bu niyetle okuyun....

( murat örem / 3 temmuz 2013 / ankara...)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder