*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

7 Kasım 2013 Perşembe

faruk nafiz çamlıbel; "....onlar dönecektir yine gittikleri yerden / onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir..."


Şiirseverleri  kızdırıp gücendirmek  pahasına  yazıp söylemek  zorundayız ki   yeni şiir eskisi kadar hayatın içinde değil ....

Belki yine hayatın içinde olmak istiyor da bunu başarabilen  yeni şiir neredeyse yok denecek kadar az...

Yazılmıyor....
Yazılanlar okunmuyor....
Okunanlar da anlaşılıp hayatlara dokunmuyor...

Böyle olunca da, çok eski zamanlarda  yazılmış olsalar dahi geçmişin  hiç eskimeyen şiirleriyle soluk almaya devam ediyoruz....

Mesela şu mısraları okuyan birinin hala etkilenmemesi mümkün mü ;

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
Bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar,
 Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...

Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
 Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
Mezarda ölü gibi, yalnız kaldım odamda:
 Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,

Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
Yollarını bekledim görüneceksin diye.
Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
Resmine sürme çektim kandillerin isinden.

Saksıda incilendi yapraklar senin için,
Söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
Saatler son gecemin geçti cenazesiyle,

Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Su  gibi akan mısralar  8 Kasım 1973’teki ölümünün 40. yılında hatırlayıp andığımız Faruk Nafiz Çamlıbel’e ait ve Sen Nerdesin ? başlığını taşıyor...

Şiirde yer alan ‘saatler saatleri vurdu çelik sesiyle’ mısraı bile okuyup dinleyeni alıp bir yerlere götürmeye yeterli...

Faruk Nafiz Çamlıbel  güzelim ve unutulmaz Han Duvarları isimli şiirin de şairiydi ve Beş Hececiler diye anılan grubun  lokomotifiydi...

Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek ve  Halit Fahri Ozansoy da vagonlarıydı Beş Hececiler grubunun....

Han Duvarları isimli  su gibi akan şiirinin bir yerinde de şunu diyordu Faruk Nafiz Çamlıbel ;

    Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
    Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
    Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,     
    Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.
    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı     
    Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.
    Gitgide birer ayet gibi derinleştiler     
    Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler...     
    Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,     
    Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;     
    Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,     
    Aygın baygın maniler, açık saçık resimler..”     


75 yıllık ömründe siyasetin de ağırlıklı olarak yer aldığı  Faruk Nafiz Çamlıbel   aynı zamanda eğitimciydi  ve bir çok şiirini anadolunun yolları bellerinde yazmıştı tıpkı Han Duvarları misali önce zihninde...

Türk edebiyatında aşk ve kıskançlık temasıyla yazılıp   bestelenmiş  en ünlü şiirlerden biri de yine  Faruk Nafiz Çamlıbel’e aittir...

Sözlerini tane tane okuduğunuzda neredeyse bir beddua ve  ilenme katarı oluşturan kelimeler özellikle Nilüfer’in yorumunda müzikal kalite ve başarıyla doruğa çıkmış,  unutulmaz arasına girmiştir...

Çamlıbel İntizar şiirine;

“Sakın bir söz söyleme
yüzüme bakma sakın
sesini duyan olur
sana göz koyan olur
düşmanımdır seni kim
bulursa cana yakın
annen bile okşasa
 benim bağrım taş olur ...”  

diye başlar ve kelimeler akar gider...

İçinde Faruk Nafiz Çamlıbel’in de olduğu Beş Hececiler , Necip Fazıl, Cahit Sıtkı, Ahmet Muhip gibi isimlere de yol açmıştır zaman içinde...

Bugün hepimizin bir çırpıda söylediği 10. yıl marşının altında imzası bulunan iki isimden biri de yine Faruk Nafiz Çamlıbel olur 1933 yılında...

Siyasi hayatının son dönemlerine denk gelen 1960 darbesiyle birlikte politikaya küsen Faruk Nafiz Çamlıbel köşesine çekilir...

Zindan Duvarları kitabı da Çamlıbel’e onlarca politikacı gibi bu dönemde yaşatılanların etkisiyle yazılacaktır...

Çamlıbel , birkaç yazı önce andığımız Yahya Kemal’in,  unutulmaz Sessiz Gemi isimli şiiri misali öldüğünde tarih 8 kasım 1973’tür...

Sessiz Gemi şiiri misali diyoruz çünkü Faruk Nafiz Çamlıbel gerçekten de bir geminin içinde seyahatteyken  demiştir geride kalanlara  hoşçakalınını...

Türkiye siyasi tarihinin önemli dönemeçlerinde yaşamış,  bir çok şiiri şarkı olarak bestelenmiş Faruk Nafiz Çamlıbel’i 8 kasım 1973’teki ölümünün 40. yılında anmak ve  hatırlatmak istedik bu yazıda da...

Kış Bahçesi şiirinin sonunda, tabiatın solgunlaşmasını anlatmıştır Faruk Nafiz...
Tabiat uyuyacak baharda yeniden uyanacak ve her şey yeniden başlayacaktır...

Amma,  tabiatın her uyuyup uyanmasında
ömürlerimiz geçiiip gitmişşşş  olacaktır...

O Faruk Nafiz Çamlıbel ki, geçip giden ömürlerimizle ilgili olarak Kış Bahçesi şiirinin sonunda şu dizeleri de yazmış bir kalem ve kelam ustasıydı...

İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir...

( murat örem / 07 kasım 2013 / ankara...)




2 yorum: