*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

23 Mayıs 2013 Perşembe

georges moustaki ; " Hiç mesele yapmadan, acı çektiği kadar acı çektirmeyi de bilen kalbimle ..." diyen adam da sessiz gemide....!


ben fransızca bilmem...

hiç ama hiç bilmem....



ingilizceyi de iyi biliyorum demek yerine ...

haddimi bilmeyi yeğlerim..(!)



almancayla gönülden bir merhabam bile yoktur...

reddi miras yapsa da çoğu ; vakti zamanında hitler döneminin  rezil reichstag yangınını çıkaranların çocuklarına torunlarına ısınmak gelmemiştir içimden...

ki,  tarihin en çalışkan milletlerinden biri olmalarına rağmen almanların...



ispanyolcayı uzaktan olsa da severim...

pek severim...gönülden severim...

muhtemelen ispanyolları ve katalanları ayrı sevdiğimden...

guernicanın, barcelonanın, picassonun, don kişot’un ülkesi olduğundan...





italyanca hınzır bir çocuğun sevimli laf kalabalığı gibi gelir bana...

bu yüzden vittorio de sicanın çok ama çok hüzünlü bisiklet hırsızları filmindeki sahtekarları bile pek de kızamadan ve tek kelime italyanca bilmeden defalarca izlemişimdir bir yandan da tek servetlerini kaybeden baba oğula üzülerek...



ben fransızca bilmem...

hiç ama hiç bilmem....

fakat buna rağmen müziklerde filmlerdeki tınısıyla çoğalan fransızca,  bir çoğunuz gibi dünyanın en güzel dillerinden gelir bana...



bir de  türkçeyi ayrı severim...

çok severim...

çok ama çok severim...



türkçeden bir kıl kopar içinde dünyalar , ırmaklar güneşler bulacaksın...diyen cemal süreya ne güzel özetler bunu...



övünmek gibi olmasın ama

iyi de bilirim türkçeyi....

pek iyi bilirim...



dünya dillerini bilenler türkçenin de kendine has ayrı bir melodisi olduğunu söylerler tıpkı fransızca gibi...



bu yüzden fransız şarkıları kalbe dokunur...

iyi fransız filmleri gibi...



bu yüzden türkçenin büyük şairleri de , yazarları da kalbe dokunur...

aziz nesin  gibi, ahmed arif gibi, behçet necatigil gibi, ahmet haşim gibi...



bu sabah baktım ki fransızcanın en güzel seslerinden biri daha binmiş o sessiz gemiye...



bu sabah baktım ki georges moustaki de el sallamış geride kalanlara 80 yaşa bir adım kala...



bu sabah baktım ki türkçeye uyarlanmış haliyle tanju okana çok yakışan o unutulmaz şarkının hakiki müellifi de gitmiş ...



ne derdi tanju okan georges moustaki’nin unutulmaz  şarkısının türkçeye farklı cümlelerle uyarlanmış halinde ;



Bu akşam çok efkarlıyım/Kalbim neden kan ağlıyor/Bunu bir bilsen sevgilim

Güneş solgun gündüz gece / İçimde sen bir bilmece / Izdırabı heceliyor

Sensiz yalnız sensiz içim / Gözyaşlarım yağmur gibi / Yanağımı ıslatıyor

Kollarım bekliyor seni /Öpsem öpsem ellerini / Yine de sana hasretim

Dudaklarım da bir ateş  / Avuçlarımda alevsin

İlahımsın sevgilimsin / Sen benim her şeyimsin



Hayatım anlamsız şimdi / Sendin bana neşe veren

"Seviyorum, sevdim" diyen / Sen benim sıcak güneşim

Güzel tatlı tek eşimdin / Kara sevdam sevgilimdin

Unutamam asla seni / Hergün anıyorum yasla seni

N'olursun dön dön bana



ben fransızca bilmem...

hiç ama hiç bilmem....

ama 80 yaşa bir adım kala bu sabah hoşçakalın diyen

georges moustakinin kıymetini bilirim...

iyi bilirim....



bakın ne der georges moustaki  le métèque  isimli orijinal şarkısının çevirisinde...


Yunanlı çoban, göçebe yahudi, pis yabancı suratımla
Ve dört bir yana dağılmış saçlarımla
Genellikle hayal kurmayan bana,
hayal kuruyormuş havasını veren tamamen rengi atmış gözlerimle
Bunca bahçeleri yağma eden serseri, müzisyen, hırsız ellerimle
Asla açlığını gidermeden içen,öpen ve ısıran ağzımla
Serseri,hırsız,yunanlı çoban,göçebe yahudi ve pis yabancı suratımla
Bütün yazların güneşine ve bütün etek giyen kadınlara sürtünen tenimle
Hiç mesele yapmadan, acı çektiği kadar acı çektirmeyi de bilen kalbimle
Acı çekmekten kaçmak için en küçük kurtuluş şansı kalmayan ruhumla
Yunanlı çoban,göçebe yahudi,pis yabancı suratımla
Ve dört bir yana dağılmış saçlarımla
Geleceğim tatlı kulkölem , ruh kardeşim,hayat kaynağım...
Senin yirmi yaşına içmeye geleceğim ....
Ve soylu prens olacağım
Hayalci ya da yeniyetme
Nasıl hoşuna giderse
Ve her günü hep sonsuz bir aşka çevireceğiz
Ölünceye kadar yaşayacağımız.


 ( Çeviren : Ahmet Kadı..)


Ne der eskiler

ne der Dede Korkut ;

“gelimli gidimli dünya / ölümlü kalımlı dünya...”


georges moustaki de dahil gelimli gidimli dünyaya güzel sesler güzel harfler bırakanların anısına saygıyla.....

17 yıl önce yine aynı tarihte aramızdan ayrılan Tanju Okan da bu gruba dahil elbette... 

( murat örem / 23 mayıs 2013 / ankara....)






 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder