*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

9 Mayıs 2013 Perşembe

baktığınız yeri değiştirdiğinizde gördükleriniz de değişir...



Albert Einstein  Gandhi hakkında şunları demiş yıllar önce  ;



“ İnsanlar bundan 100 sene sonra Gandhi diye bir insanın yer yüzünden geçtiğine inanamayacak ve onu bir efsane sanacaklar....”



 O Gandhi ki,  şiddete başvurmadan,  dünyanın gelmiş geçmiş en profesyonel emperyal devletini bile yalnızca insana ve barışa  yaslanarak geriletmiş bir dehadır...



Aynı Gandhi ,  “ kelimelerinize dikkat edin düşüncelerinize dönüşür...”  diye başlayan zincirleme ve çok öğretici cümlenin de sahibidir...



Kelimeleri anlamları ve köklerini merak etmeyen insanların çok olduğu bir dünya yeterince  sıkıcıyken zaman zaman  kelimeleri hatırlamak iyidir herkes için...



Belki çok para kazandırmaz bu bilgilere sahip olmak ama dünyaya baktığınız yeri değiştirir...



Baktığınız yer değiştiğinde , gördükleriniz de değişir...

İşte bu çok şeydir...



Mesela hala kullandığımız maaş  kelimesi  iaşe kelimesiyle kök arkadaşıdır...İaşe, geçindirmek, beslemek, yaşatmak anlamlarına gelirken  maaş kelimesi de geçinilecek şey , aylık para anlamındadır...



Dilimize özellikle Arapça ve Farsçadan giren kelimelere baktığımızda bu ilişkileri  öğretici bir oyun oynar gibi görmek mümkün. Mesela, mühendis kelimesi de hendese bilen anlamına gelir...Hendese  de içinde geometri, matematik, fizik de olan bilimlerin tanımıdır..Mühendis kelimesi de  hendeseye  vakıf olan kişidir..



Yine muhabir kelimesinin  bağlantılı oldukları da  muhbir, muhaberat ,  ihbar, haber diye gider...Muhabir kelimesi de haberi veren ihbarda bulunan   kişi anlamındadır...Geçmişte daha yaygın kullanılan   talebe kelimesi de öğrenmeye, bilgiye  talip olan , bunu talep eden, isteyen  demektir...Uzun süre, öğretmen kelimesi yerine kullanılan  muallim de alim ve ilim  kelimeleriyle bağlantılı tahmin edenleriniz çıkacağı gibi, Anlatmaya Ta'lim eden, ilim öğreten, hoca  manasında.



Mürekkep kelimesi de terkip edilen , birkaç maddenin karışımıyla ortaya çıkarılan  demek, eskiden çok kullandığımız dolmakalemlerdeki sıvıların birkaç maddeden yapılmış olduğunu anlatan şekilde...



Aslında okullarda dil dersleri ve diğer konular öğretilirken   bu bağlantı  yöntemi dört başı mamur biçimde uygulansa anlatılanların akılda kalıcılığı derslerdeki öğrenme ve haz alma  duygusu da inanılmaz biçimde artar... Bu yöntemi hem kelimeler üzerinde  yapabilirsiniz hem de  matematik dersinde türev ve integralin mantığını  anlatarak da....



Türkiye gibi çok uzun yıllar boyunca eğitimi yalnızca belletmek ve ezberletmek üzerine kuran öğrenmenin ve öğretmenin hazzını unutan ülkelerdeyse yeni eğitim öğretim modellerine  çoktan geçilmesi gerekirdi...



Bu değişim  21. yüzyılda keyfiyet değil,  mecburiyet çünkü...



Yeni metodlu öğrenmenin bir başka özelliği de farklılıkları önemsemesi olmak zorunda...Herkesin algısı, merakı, öğrenme biçimi ve ilgisi bir örnek değil çünkü...



Olması da gerekmiyor...

Hatta olmaması gerekiyor,  büyük bir zenginlik olarak...



Bırakın ekonomik şartları, aile yapısını, fiziki altyapıyı öğretmeni , iklimin bile öğrenme isteği ve yeteneği üzerinde farklı etkileri var çünkü...



Siz keman çalmak isteyen çocuğa da,

basketbolcu olmak isteyene de  

akademisyenlik hevesindekine de... aynı dersleri aynı mantık(sızlık)la verdiğinizde doğruyu yapmıyorsunuz demektir...



19. ve 20. yüzyılın devletleri bu yanlışı yaptılar çünkü onlar için okullar ,  öğrenciler hatta  eğitimin kendisi bile ülke rejimine itaat etmenin dışına çıkmayan insanlar yetiştirmekti....



Ancak 21. yüzyıl başka bir çağ...



Yazıya kelimelerle başladık ve öyle bitirelim...



Mesela  ‘Tembel’ kelimesi de dilimize Farsçadan geçen ve hala kullanılan bir  kelime....Tembel kelimesi ,  “İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan  üşengeç kimse” anlamına geliyor...



Peki o zaman okkalı bir soru;

2 milyona yakın insanın girdiği üniversite imtihanlarında 700 bin kişinin matematik sorularına dokunmadağı ya da dokunamadığı bir eğitim sistemini sorgulamak mıdır aslolan

yoksa ,

 “ bu çocukların hepsi de tembel “  



demek mi ?   

çıkarın kağıtları yazılı yapacağım...

hem de hemen şimdi ...!!!!



         ( murat örem / 9 mayıs 2013 / ankara .....

fotoğraf / tugay turan / doğu karadeniz...)  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder