*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

28 Ocak 2013 Pazartesi

önemli olan demiri tavında dövebilmektir...önemli olan kınayı düğüne vaktinde yetiştirebilmektir...



Öğrenciler için kısa ya da uzun olsun her tatil soluk alma  zamanıdır... Ayrılmış ya da evli olsalar da anne baba olmanın çok keyifli ama bir o kadar zor yanlarından biri de çocukların okul dönemiyle başlar çünkü...

Hele bir de derslere olan ilgileri,  inişli çıkışlı ve  biraz da vurdumduymaz bir yol izlemeye başlamışsa evlatların ergenlik dönemleriyle birlikte...Birazcık çaba ve sorumluluk duygusuyla, rahatlıkla hakkından gelinecek derslerde peş peşe alınan düşük notlar da, işin üzerine tuz biber eker deyim yerindeyse...

Oysa çocuklarımız da bilmelidirler ki,  gelecekteki başarıları  yalnızca kendilerinin olacak,  anne babalarının değil. Çünkü istisnaları saymazsak  hiçbir anne baba evlatlarının başarıları ve kazandıkları para üzerinden kendi geleceğinin hayalini kurmaz...

Bunu evlatlar da anlar zamanla  ama genellikle  Bad’el harab ül Basra olur, iş işten ya geçer ya da toparlaması deveye hendek atlatmaktan zor bir hal alır....

Önemli olan,  demiri tavında dövmektir....
Önemli olan kınayı düğüne vaktinde yetiştirebilmektir...

Anne babalar için,  eğitim hayatındaki sorumluluklarını iyi kötü bilen, çaba harcayan ve harcadığı çabanın sonucunda da mutlu ve başarılı olan çocuklara sahip olmanın hazzı,  kelimelerle ifade edilemez...

Tabi ki hepimiz okul sıralarından geçtik...
İçimizde birinci olanlar da vardı ama  eski bir deyimle beşten şaşma altıyı  aşma  tekerlemesini kendine rehber edinenlerimiz çoğunluktaydı...
Bazı anne babalar çocuklarının üzerinden kendi geçmişlerini temize çekmek istese de büyüklerin çocuklarının eğitimiyle ilgili kaygıları genellikle haklı nedenlere dayanır...

Elbette şu hayatta her zaman her öğrencinin en yüksek notları alması gerekmez. Biz anne babalar, büyükler de çoğunlukla böyle bir saplantının içinde olmayız.

Buraya kadar değindiklerimiz madalyonun bir yüzü ancak bir çok olayda olduğu gibi bu alanda da madalyonun ters  yüzünden yansıyan gerçekler  de var....    

Eğitim ve öğretim kavramları değişen dünyada  her gelen günle yeniden tanımlanıyor. Bundan yalnızca 10 yıl önceye kadar bile öğreten ve öğrenen arasındaki ilişki çok daha belirgin ve hiyerarşikken bu sınırların geçirgenliği ve değişkenliği tahmin edilemeyecek kadar artmış durumda...

Eski dönemlerin,  öğreten ve öğrenen kişileri arasındaki sınır  inceldikçe  bilgiye dayalı  geleneksel otoritenin kurulması da güçleşiyor artık...

Meselenin bam teli de tam burası...

Bu gerçeği, öğretmenlerin dışında bizler de  anne baba olarak yaşıyoruz. Eskiden, öğrenme dediğimiz olgunun en büyük unsuru tecrübe etmek, deneyim kazanmaktı... Tecrübe de daha çok  yaşlanmakla kendiliğinden  kazanılan pratik olduğu için anne babalar bildiklerini çocuklarına anlatırken kendiliğinden  otorite kurabiliyor  bu durum çocuğun anne babaya duyduğu saygıyı  ve çekinme duygusunu da artırıyordu...

Fakat yeni durum çok farklı, çok çok farklı...

Teknoloji hayatımızın her alanına girdikçe herhangi bir teknolojik aleti doğduğu günden itibaren gören ve kullanan çocuklarımızın karşısında bizler öğreten  değil öğrenen insanlar oluyoruz artık  gün gün...Sırf bu nedenlerden dolayı bile,  eski günlerdeki klasik manadaki  otoriteyi  kurmak pek de mümkün değil biz büyükler ve anne babalar için....

Mesela, ayarları bozulan telefon veya bilgisayarınızı kendiniz mi düzeltiyor, yüzlerce televizyon kanalını sizler mi ayarlıyorsunuz büyükler olarak yoksa işin içinden çıkamayarak her fırsatta evladım yetiş  diye yardım mı istiyorsunuz bugün...

Hal böyle olunca da ortaya yeni ve hepimizin acemisi olduğu bir başka gerçeklik çıkıyor. Öğrenen  ve  öğrenmeye daha çok ihtiyaç duyan  grup  anne babalar,  öğretmenler , büyükler olurken öğreten ve bilgilerine ihtiyaç duyulanlar da çocuklarımız oluyor...

Böyle bir dünyada da eskinin öğreten öğrenen ilişkisi değişirken hepimizi yeni adımlar, yeni imtihanlar ve yeni bilinmezler bekliyor.

Yeni çağ anne babalarımızın, öğretmenlerimizin bizi yetiştirdikleri çağ değil çünkü. Artık bilginin dayandığı en büyük güç yaşlanmak ve tecrübe etmek de değil. Bu durumda çocuklarımızla aramızdaki duvarları kaldırmak da, yeni bir ilişki gerçeğine yürümek de önce bu gerçeği görmekten ve kabullenmekten geçiyor.

Evet biz büyüklerin hala öğretecek çok şeyi var küçüklere ama eskisinden farklı olarak onların da bize öğretecek şeyleri günden güne artıyor.

         Yeni denklemler kurulurken,  eskinin formülleri emin olun ki eskisi kadar işe yaramayacak...

Hatta gün gelecek hiç işe yaramayacak....
Bu yüzden önemli olan demiri tavında dövmektir...
Bu yüzden önemli olan düğüne kınayı vaktinde yetiştirebilmektir...
Evlat yetiştirmekse demiri tavında dövmekten de , düğüne kınayı vaktinde yetiştirmekten de daha önemsiz değildir...
Çok ama çok daha önemlidir...

( murat örem / ocak 2012-2013../ ankara...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder