*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

13 Eylül 2013 Cuma

pablo neruda ; "es tan corto el amor, y es tan largo el olvido..."


1994 yılında çekilen filmin adı İl Postino’ydu... İngiliz yönetmen Radford'un çektiği film, Şili’li  yazar Antonio Skármeta'nın 1980 li yıllarda önce radyo ve tiyatro oyunu,  sonrasında da roman olarak yayınladığı esere dayanıyordu...

Özgün adı Ardiente Paciencia  ( ateşli sabır ) olan eser  daha sonra roman olarak El Cartero de Neruda adıyla yayımlanmış İngilizcede de  "The Postman" adını almıştı...

Türkiye’de de “Postacı”  adıyla vizyona giren filmin bir başka  hüzünlü yanıysa  çekimler nedeniyle kalp ameliyatı ertelenen postacı rolündeki  başrol oyuncusunun ve senaryoya büyük katkılarda bulunan Massimo Troisi’nin çekimlerin hemen  ardından 41 yaşındayken küt diye ölüvermesiydi...

Postacı filminin senaryosu Şilili büyük şair Pablo Neruda’nın ülkesindeki darbeci  rejim tarafından İtalya'daki bir kasabaya sürülmesini ve bir postacıyla gelişen dostluğunu anlatmıştı dingin ve sade olarak...

Filmde, Neruda’ya gelen mektupları ulaştıran postacı Mario  zamanla Neruda’nın dostu olur ve kendi hayatındaki bir çok şeyi,  aşkları dahil  şaire danışmaya başlar...

Halkın,  hayatın ve  sürgünün içindeki bir şairle,  kendi halinde yaşayıp gitmeye alışmış hepimize benzeyen bir insanın dostluğu vardır filmde....

Asıl adı Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto olan Pablo Neruda   
20. yüzyılın en büyük şairlerindendir ...

Pablo Neruda bundan tam 40 yıl önce 23 Eylül 1973’te öldü/rül/ğünde  yetmişli yaşların eşiğindeydi...Hayatı boyunca güçlü ve inatçı siyasi kişiliğinin bedelini bir çok şair ve yazar gibi ödemek zorunda bırakılan  Neruda, ülkesi Şili ve İspanya'daki faşizme karşı dururken Pinochet darbesiyle devrilen Allende’nin de yanında yer almıştır daima...

Şili’deki darbeyle Neruda’nın ölümü arasında yalnızca günler vardır....
Daha da ürkütücüsü,  o ölümde de aynı ellerin izi  vardır....

1971 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü alan Pablo Neruda’yı Türkiye’deki okurların gözünde daha da anlamlı yere oturtan cümleleri  de olmuş ve rivayet odur ki bir kongrede “ Nazım Hikmet'in yanında biz şair bile olamayız'  ifadesini kullanmıştır....

Pablo Neruda’nın 

Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever
Sevmek kısa sürdüyse , unutmak uzun sürer...”  

mısraları Hilmi Yavuz çevirisiyle gelip oturmuştur Türkçemizin en güzel yerine..

Kenan Gülbağ’ın  çevirisinde de Unutmak Yok şiirinin başında şunları söyler Pablo Neruda;   

“ Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
“Oldu bir şeyler” demeliyim
oturmalıyım bir taşa
kararan dünyada,
 kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların...
Geride bıraktığım denizi
 ya da çığlığını kızkardeşimin.
Nedir bu toprağın zenginliği?
 Gün neden günle kapanıyor?
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
Ve ölüm neden?

“Ve ölüm neden...?”  diye soran Pablo Neruda için de hayat sonlu bir oyundur elbette...

Pablo Neruda da 
bütün oyunlarda
daima kazanan olmak için ,
hile yapmak ,
zor kullanmak,
zar tutmak  yerine,   
ebe olup
bedel ödemeyi
göze alanlardan olmuştur...

İnsanlığın unutmayacağı insan olmanın tek yolu bu mu olmalıdır ?

-başlıktaki metin / türkçe çeviri / kısadır aşk, çok uzundur unutmak-

         ( murat örem / 13 eylül 2013 / ankara...)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder