*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

1 Ocak 2014 Çarşamba

" bahar mezarına gömsünler sizi ..."

                 Kaç gündür  aynı  ezgiler dönüp duruyor zihnimde….
         Kaç gündür evin içinde muhteşemkeremuhteşem  bir senfoni dolaşıyor…
        
Kaç gündür, yeryüzüne indiği zamanlarda aramıza karışan güzel  bir  insanoğluinsanın besteleyip bir başka güzel  insanoğluinsanın sesiyle emek emek  nakışladığı şarkıların ve o şarkıların hikayesinin kıyısından köşesinden bana da değdiği yaşanmışlıkların keyifli  büyüsü içindeyim/z…

         Hikayeyi uzun ve çetrefil olsa da  şöyle çalışayım  anlatıp toparlamaya ….

         Nisan ayında  bir yazı  yazıp yayınlamıştım bu blogda ;
Sardunya;  “bahar mezarına gömsünler sizi…”
diye başlayan…

Yazının başına da bir fotoğraf  koymuştum adet olduğu üzere…

Birkaç yıl önce Bozcaada’dayken ve sokaklarda avare avare dolaşırken biz,   sarı damarlı güzel gelin çekmişti yazının  başına koyduğum  o  güzelim fotoğrafı…

Böyle tarifsiz  meziyetleri  vardır sarı damarlı güzel gelinin;
bir yere baktığında şıp diye yakalar en farklı enstantaneyi…
bir söz ettiğinde, bilir nereye şarapnel parçaları tesiri yapacağını…
karmakarışık harflerin içinden tak diye bulur uygun kelimeyi…

Size bir gün uzun uzun sarı damarlı güzel gelini de anlatırım…
Hoş, bu bloğun müdavimleri iyi bilirler sarı damarlı güzel gelini…
Bir çok yazımda anlattım onu da…
Çektiği bir çok fotoğrafı kullandım rızasıyla…
Anılarımızı paylaştım…

Yıllar içinde çok  karşı karşıya gelsek de
en çok ben bilirim sarı damarlı güzel gelini….
En çok sarı damarlı güzel gelin bilir beni ….

Neyse , konuyu dağıtmayalım…

Aylar önceki yazının başındaki Bozcaada patentli (!) fotoğrafta bir çift asker botunun içinde açmış sardunyalar vardı…

O fotoğrafı yazının üstüne  koyunca “sardunya” başlığı  da kendiliğinden geldi oturdu en tepeye..

Başlıktaki  sardunya kelimesinin arkasına da şairlerin ve insanların güzeli  Cemal Süreya’nın en az bilinen şiirlerinden birini eklemiştim;

“ bahar mezarına gömsünler sizi ….” diye başlayan….

Yazının içinde şiirin tamamı vardı  Cemal Süreya’yı da anarak….

İki yüz küsur yazının içinde,  orta karar okur sayısıyla uyudu durdu o yazı aylarca kendi köşesinde…

Sonra yaklaşık bir ay önce garip şeyler olmaya başladı…

Siz okurların görmediği biz bloggerlerin çok iyi bildiği biçimde okunma istatistikleri bölümünde günde onar onar okunmaya başlandığını gördüm  Sardunya yazısının…

Sonra bir gün aynı yazının tek günde füze hızıyla okunduğunu söyledi istatistikler…
Bazı yazılarımın paylaşım  aracılığıyla ani çıkışlar yapmasına alışık olsam da şaşkınlığım arttı…

Sonra geçen cumartesi akşamı sır çözüldü….

Gecenin 12’sine doğru evin salonunda otururken ve Arda’ya pişti oyununda yenilip borçlarım birikirken,  sesi çoğu zaman tümüyle kısık televizyon ekranında bir adam belirdi piyanosunun başında…
Oya gibi zarif  bir kadın girdi sonra kadraja…

Açtım sesini televizyonun…
Daha önce yayınlanan programın tekrarıydı karşımızdaki…
Aykırı Sorular’daydı Fazıl Say ve Serenad Bağcan

Az sohbet , çok müzik vardı…
Ama ne müzik vardı iki saat boyunca…

Kulağımız ,  televizyon ekranından evin içine dolan Fazıl Say imzalı  o emek emek akıl akıl besteler ve Serenad Bağcan’a ait billur gibi sesle dolup taşarken “yaşamak bu işte murat …” dedim günler sonra…

O müziğin büyüsünde kulaç atarken iki saat boyunca ne günlük hayata dair  kayıkçı kavgaları uçuştu zihnimde ne de asık suratlı olmayı adam sananların basık yüzleri ve basit sözleri…

Bir kez daha anladım , evin içinde bir kez daha anladık , insanı insan yapan en temel değerin düşünmek ve üretmek olduğunu…

Bir kez daha , içine düştüğüm(üz), düşürüldüğüm(üz) günlerin karakuyularına inat gurur duydum 45 yıllık hayatımda eğilip bükülmeyen taraflarım(ız)la….

Bir kez daha ümitlendim insanlarımla, ülkemle…

Bir kez daha bu toprakların kara cahilliğine inat onlarca yıldır inandıkları yollarda  yürüyenlerin aziz hatıralarına saygı duydum…

Ve şarkıları dinlerken elim bilgisayara gitti…
yedigünyazılarını açtım istatistikleri inceleyeyim diye…

Blogda aynı anda kaç kişinin olduğunu gösteren kırmızı kutucuk şaşırtıcı biçimde 10’lu sayıları gösteriyordu gecenin yarısında…

daha da ilginci en son okunan yazılar içinde “sardunya…” yazısı dakikalar içinde tek başına  onlarca kere okunuyor görünüyordu…

Burası mütavazı bir blog ey okur, sen de çok iyi biliyorsun…
Çıplak kadın bacakları yok, bahis önerileri yok, reklam zinhar yok…
Yalnızca yazı var…

Dolayısıyla gecenin bir yarısında bir yazının aynı anda onlarca kere okunuyor olmasının esbabı mucibesi olması gerekiyordu…

Veeeee…..
Parçalar birleşti….

Fazıl Say’ın albümü çıkalı bir ay olmuştu ve google’da en çok aranan şarkı olarak  bahar mezarına gömsünler sizi cümleleri yazılınca,  aylar önceki o yazım google’da  ilk sayfada çıktığı için okur sayısı onar onar artmaya başlamıştı…

Bir başka şaşırtıcı tesadüf de albümün en güzel şarkılarından birinin tıpkı benim yazımın başlığındaki gibi Sardunya olmasıydı…

Albümün tarifsiz güzel taraflarından biri de elbette şairlerin dizelerinden yola çıkmasıydı…

Ahmet Rasim’e vakitlerden bir vakit sormuşlar
“üstad gazetemizde yazar mısın ?” diye…

Yazarım demiş Rasim;
“ama bir şartım var…
yazı uzun olursa 10 altın isterim,
kısa olursa 20 altına çıkar alacağım para…”

Muhtemelen bu blog yazılarından para alacak olsaydım benim payıma da en fazla 3 altın düşerdi…

Malum , bazı yazılarım pehlivan tefrikası misali oluyor…!!!!
Ama sızlanma değerli okur ;
Biz yazarken sızlanmıyorsak , sen de okurken sızlanma…

Ayrıca kimsenin kafasına silah dayamıyoruz oku diye…

Ama unutma ki değerli okur ,  koca bir ömür de 7 yaş zekasına göre kurgulanan televizyon dizilerini, kayıkçı kavgalarını, futbolcu geyiklerini  alık alık  izlemekle geçmez…

Geçmemeli…

sen,
okumayı düşünmeyi bıraktığında   
seni  de
içinde olduğun toplumu  da   
7 yaş çocukları gibi
yönlendirmeye kalkınca birileri
bu duruma şaşırma
ve olan bitenler de
hiç mi hiç ağrına  gitmesin….

( murat örem / 01 ocak 2014 / ankara….)
                                            *****
-meraklısı için ilk yazı..-









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder