*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

11 Ocak 2014 Cumartesi

adnan azar 'öldü' ; " bir kış günü bir taksi gelir ve geri gelmez ömrümüz "


         Tarihi hatırlamıyorum…
         Artık yakın tarihi karıştıracak kadar yaşlanıp kocaldım ben de…
         Hadi ben hatırlamıyorum ama küçük oğlum Arda da emin değil…
        
Tarihi hatırlamıyorum/z  ama siz deyin bu yılın bahar ayları ,  ben diyeyim en fazla 2012’nin sonbaharı….

         Güneşli bir gün…
         Güneşli bir akşamüzeri…
        
Baba oğul oynadığımız ve tabi ki benim yendiğim(!) masa tenisinin ardından Karanfil Sokakta bulunan Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi Piraye Kafe’de çay kahve içme zamanı …

         Ben çayımı kahvemi içeceğim ve hiç de özenilecek bir şey değil ama sigaramı tüttüreceğim, Arda da Piraye Kafe’ye özel bazlamalı tostunu yiyip ayranını içecek…

Tostun üzerine kel tiryakiler gibi bir de kahve söyleyecek Arda…

         Bu hayallerle huzurlu bir avluya ilerlerken biz baba oğul,   bilenler bilir ki üç beş adımla kültür merkezine ait binanın da önünden geçeceğiz Arda’yla…

Afişlere bakacağız belki içerideki dergileri karıştıracağız…

         Saniyeler içinde akarken zaman bir ses duyduk Arda’yla önünden geçtiğimiz binanın penceresinden uzanan yüze ait…
        
“Buraya radyo prodüktörlerini almıyoruz…
biliyorsunuz değil mi…”
        
O, gevremiş tandır ekmeğine benzeyen ve bir yerlerden çok iyi hatırladığım karakteristik sese doğru yöneldim ve kaldırdım kafamı…
        
Baktım , güngörmüş bir Anadolu kuyusu  gibi manalı bakan iki göz…

Baktım , her zamanki  o kalender ve dostça ve biraz da hınzırca bakan yüz…

Baktım, radyo  prodüktörlerine  Piraye Kafe’yi yasak etmeye (!) karar veren Adnan Abi bu…

Adnan Azar bu…        

Çok yıllar önce gepgenç toptoy bir adamken bile şiirlerini okuduğum, kitaplarını aldığım, ismini yıllar öncesinden bildiğim  şair Adnan Azar

Sonraki yıllarda Ankara Radyosu koridorlarında sohbet ettiğim, odamda onurla çay ikram ettiğim,  odasında çayını içtiğim Adnan Azar, Adnan Abi karşımdaki…

Saniyeler içinde geçerken aklımdan bin bir düşünce hiç yapmadığım bir şeyi yaptım Adnan Abi  pencerede,  Arda’yla ben kapının ağzındayken…

Hem laf yetiştirdim Adnan Abime  “sen öyle diyorsan , bizi almıyorsan buraya , boynumuz kıldan incedir..” diye sonra da  Arda’nın elini kavradığım gibi merdivenleri bir adımda çıkıp içeri girdim…

Adnan Abi nasılsın dedim yanına varınca…
Arda’ya döndüm  “hayatındaki tarihi anlardan biridir oğlum,  Adnan Azar’ı selamladım ben demek büyüdüğünde…” diye  tanıştırdım onu da….

Bilenler bilir…
Hiç sevmem öyle cılk muhabbetleri…
Sarılmaları…
Gereksiz saygı cümlelerini…

Ama yıllardır görmediğim Adnan Azar, yine  Adnan Abi olarak çıkınca karşıma hayatım boyunca çok az yaptığım bir şeyi yaptım  ve “abi” dedim “sizler güzel insanlarsınız , eğilip bükülmeyen adamlarsınız ve sayınız çok çok az artık…biliyorsun değil mi…” cümlesini kurdum …

Adnan Abi boynunu hafifçe eğdi , her zamanki güngörmüşlüğüyle  teşekkür etti  ve  “siz de az kaldınız…” dedi gevrek sesiyle…

“Azı çoğa sayacağız artık Adnan Abi …” dedim…
Güldük…

Sonra havadan sudan insandan söz ettik üç beş dakika içinde…

Sonra baktım ki , Arda yiyeceği bazlamalı tostun hayali içinde kıvranmaya başlamış,  izin istedim Adnan Abi’den….

Sonra dikkatlice baktım Adnan Abi’nin yüzüne “abi ben seni hakikaten çok özlemişim,  kaç yıl oldu değil bir araya gelmek  birbirimizi bile görmeyeli , gözünü seveyim iyi bak kendine …”  dedim ve ömrü hayatım boyunca çok az yaptığım bir şeyi yaparak  saygıyla sarıldım Adnan Abiye…

Sonra araya hayat girdi…

Sonra tarih 11 ocak 2014 oldu…

Bir sabah saatinde açtığım  haber sitesinde gördüm  Adnan Azar öldü diye…
Sonra kocamannn bir  has..tir  çektim…

Sonra gün akşama dönerken  oturdum bir sigara yaktım
ve bu yazıyı yazdım…

Şimdi benim için yeniden şiir okuma zamanı…
Şimdi benim için yeniden “unutmak suları…” zamanı…

( murat örem / 11 ocak 2014 / ankara…) 
        -başlıktaki dize / adnan azar....-






2 yorum:

  1. Eline sağlık, güzel bir yazı...Bir kadirşinaslık örneği...Ferruh

    YanıtlaSil
  2. Ne çok ölüm...Ne çok ölüm Ferruh....
    " Ömrümüz ölümler toplamı..." olayazdı....

    murat örem....

    YanıtlaSil