*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

27 Haziran 2013 Perşembe

ibrahim balkan ; ola ki varsa ve küçücükse de hakkım üzerinde, çok daha büyükse de hakkı üzerimde, benden yana bin kez helali hoş olsun..nur içinde yatsın....

Hayat , siz yaşadıkça , birileriyle kesiştirir ömrünüzü...
Bu,  bir gün de olabilir , bir hafta da ay da , uzun bir yıl da....
Bu;  ömürden geçen uzun zamanlar da olabilir...

Hayat , siz yaşadıkça , birileriyle kesiştirir ömrünüzü...
Minicikken sınıfta sıra arkadaşı da olabilirsiniz  biriyle...
Ergenliğin uçarı zamanlarında aylar süren gönül arkadaşı da....

Ömür dediğiniz şey biraz da kesişen hayatların toplamıdır...
Ömür dediğiniz süre, az ya da çok paylaşılan  hayatların toplamıdır...

Siz çocukken,  evin içinde dolanan babanızın ayak seslerinin  anlamı vardır...
Kah yükselen kah alçalan ve “evladım”  diyen sesinin de...
Aynı babanın yaş aldıkça aldıkça bulmacaların arasına gömülen yüzünün de...

Kendi isteklerini en sona bırakarak yaşanan  ömrün nişanesi , annedir...
Anne bazen bir dilim ekmektir...
Bazen bir yoruldum sesi...
Çoğu zaman da evin içindeki güneştir anne...

Siz yaşadıkça , çok ömürlerle kesişir hayatınız...
Ekmek aldığınız bakkal, bahçeyi sulayan komşu, eve iğne yapmaya gelen sağlıkçı, bilet aldığınız görevli, işyerindeki meslektaşlarınız, okulunuzdaki öğretmen, apartmandaki huysuz yöneticiden de geriye bir şey kalır...

Az ya da çok mutlaka bir şey kalır...

Siz yaşarken,  birileriyle kesiştikçe hayatınız,  o birileri üzerinden yeni insanlar tanırsınız...
Kaçınılmazdır bu...

Her kesişen hayatla tanıdıklarınız içinde sevdikleriniz de olabilir, kaçarak uzaklaşmak istedikleriniz de...

Bir de şu olabilir elbette ;

Bazen kaçarak uzaklaşmak istediğiniz kişiler içinden de hakkını teslim etmek istedikleriniz ya da sevdikleriniz içinden de yeni tartışmalar yaşamaktan imtina ettikleriniz...

Doğu toplumlarında veya nesnellik ve aklın yerine duygusallığın ağır bastığı toplumlarda sevmek sevmemek de farklı anlamlar taşır....

Babasına itiraz eden evlat saygısız olabilir, böyle görülebilir...
Babasına cevap ver(e)meyip boynunu eğen de makbul evlat olabilir...

Oysa babasına itiraz eden evlat çok daha fazla sevebilir o babayı...
Ve , cevap bile ver(e)meyen nefret edebilir babasından...

Kurduğunuz her ilişkide yeniden tanımlanırsınız şu hayatta...
Bunu ille birilerinin yapması gerekmez...
Hayat kendiliğinden yapar bunu, istesiniz de istemesiniz de...

Bir dönem içine girdiğiniz her yapı , ki bu işyeri , yeni bir aile, şehir vs..olabilir  yeni ilişkiler demektir...

Her yeni ilişkinin , yeni kodları denklemleri vardır...

Bir Pazar günü çeyrek asırdan fazladır tanıdığınız ve sizin için çok farklı , çok  kıymetli bir ismi son kez bırakırken sonsuzluğa , aklınızdan binlerce şey geçer...

Bir karlı Susurluk akşamında, siz gençliğin toyluğunda o güngörmüşlüğün tam tepesindeyken karşılıklı ettiğiniz sohbette, yalnızca size güvenerek ve sizinle paylaşarak,  bardakların içine içine bakarak söyledikleri gelebilir aklınıza...

Onca kar borandan, fırtınadan sonra bir gün uzaklardan ettiği telefonda tam da eski zaman insanlarının kullandığı kelimelerle
“oğlum sana , size,  gönülden saadetler diliyorum”
diyen sesi yankılanır kulaklarınızda....

Hayat , siz yaşadıkça , birileriyle kesiştirir ömrünüzü...
Bilemezsiniz neler olup biteceğini öngörmekten başka...

Siz birileri üzerinden tanırsınız başka birilerini ama , bir bakarsınız ki onu bir  başka kıymetlendirmişsiniz kendinizce...

Herkesin herkesi kendince anlama , sevme kılavuzu olabilir çünkü...
Herkesin kendince acıya direnme yolları da olabilir...

Hayat şöyle de ayırabilir insanları;

“ gözünden ağlayanlar”  
ve 
“ özünden ağlayanlar...”

Bazen , tek bir cümle yeter bir insanı tanımlamaya...
Bazen , bütün cümleler anlamını yitirebilir...

İşte o zaman hayatın sizinle kesişen pencerelerine bakın...
Bir insan üzerinden tanıdığınız başka güzel insanları görmenize engel olmasın tanıdığınız ilk kişiler...

İbrahim Balkan   benim için o çok kıymetli pencerelerden biriydi...

Her zaman her konuda hilafsız anlaşmadık belki ama onca şey yaşanırken yıllar yıllar içinde , ne olursa olsun asla gönüller kırmadık karşılıklı...

Bu yüzden 
ola ki varsa 
ve küçücükse de hakkım üzerinde,
çok daha büyükse de hakkı üzerimde, 
benden yana bin kez helali hoş olsun...
Nur içinde yatsın....

( murat örem / 27 haziran 2013 / ankara...)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder