*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

3 Haziran 2013 Pazartesi

" haziran'da ölmek zor...."




Hasan Hüseyin Korkmazgil  ‘haziran’da ölmek zor’ demiş...


Cemal Süreya da ‘her ölüm erken ölümdür’ diye düşmüş tarihe notunu...


Bu şairlerin ikisi de yok artık aramızda ama yazdıkları yaşıyor...

Yaşayacak....


Bir can , bu dünyadaki konukluğunu tamamlayıp giderken kim olursa kaç yaşında olursa olsun geride sevenlerini bırakıyor...


Yaşanmışlıklarını, özlemlerini, anılarını, paylaştıklarını bırakıyor...


Çok yıllar önce gazeteci Örsan Öymen , Türkiye hızla 12 Eylül darbesine giderken annesini kaybetmiş olmanın acısını dile getirmenin bile kendisine ayıp geldiğini yazmıştı, her gün onlarca genç insan teröre , şiddete kurban giderken...


İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli farklardan biri de,  aklı ermeye başladığı andan  itibaren ölümlü bir canlı olduğunu bilmesi...


Ölümlü bir canlı olduğunu bilmek hem tarifsiz bir gönül yükü   hem de tersten   bakmayı düşünürsek  ayrıcalık...


Ölüm gerçeğini unutmayan bir insanın mutlak kötü olması, hayatının her döneminde hep kötülük yapması mümkün mü ?


Kimbilir , belki de mümkündür bazıları için....!


Çok yıllar önce filozof  şunu demiş etrafına:

Bütün insanların gün gelip ölmesi korkunç bir şey ama daha korkuncu da olabilirdi ya bu insanların hiçbiri ölmeseydi...?


Yılın en güzel ayı olan Haziran da yıllar içinde bir çok  edebiyatçımızı çekmiştir ölümün kıyısına...


Orhan Kemal bu isimlerden biridir...


Tek bir kitapla büyük  şairler arasına giren Ahmed Arif de öyle......


Bu iki  ismin ortak özelliklerinden biri de  çok yıllar önce farklı yıllarda olsa da 2 Haziran’da aramızdan ayrılmalarıdır...


Orhan Kemal 1970 yılının, Ahmet Arif de 1991 yılının 2 Haziran’ında ayrılmıştır dünyadan...


Şair Nazım Hikmet 3 Haziran 1963’te , tiyatrocu Asaf Çiyiltepe de 7 Haziran 1967’de ödemiştir hayat ve ölüm borcunu...



Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal, Kemal Tahir ve Yaşar Kemal‘le birlikte Türk Romanının  üç Kemal’inden biri  olarak anılır bugün de...



1914 yılında Adana Ceyhan’da doğan Orhan Kemal’in yazdıklarında Çukurova gerçeği de tarihe not düşülmüştür...



Birinci Mecliste vekillik yapan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu olan Orhan Kemal babasının yaşadığı siyasi çekişmelerden ve onun sert mizacından , sürgün döneminden payına düşeni fazlasıyla alır...



İçinde hapisliğin, parasızlığın , aşk acılarının da olduğu  yıllar geçirir...



Bursa cezaevi günlerinde Nazım Hikmet’le tanışan Orhan Kemal için roman ve düzyazı en öndedir ama geçim sıkıntısı hepsinin önündedir hayat boyu...



Arkadaşı Fikret Otyam’a 1963 yılında gönderdiği mektubunda şunları der Orhan Kemal :



“Bu satırları sabahın beşinde, buz gibi odamda yazıyorum.

Ne odun ne kömür ne de hemen odun kömür alacak para var…

Borç, borç, borç…

Gelecek günler hiç de ümit verici değil ”



Ömrünün son yıllarında sağlığı bozulan Orhan Kemal 5 Mayıs 1970’te Bulgaristan’da  bir kalp krizi daha geçirir..Sofya’daki hastane günlerinde beyin damarlarındaki pıhtılaşma konuşmasını imkansız hale getirince kağıt kalem isteyerek şu cümleleri yazar :


“Eşe dosta selâm…

İnandığım doğruların adamı oldum, böyle yaşadım,

karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım, kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir”



Bunlar son cümleleri olur  Orhan Kemal’in ve  2 Haziran 1970 tarihinde Sofya Devlet Hastanesi’nde öldüğünde yalnızca 56 yaşındadır...



Cenaze karayoluyla Türkiye’ye getirilirken  Babaeski’de bir işçi elindeki çiçek demetini cenaze arabasına bırakır.



Çiçek demetinin üzerinde

Biz işçiler hatıran önünde saygıyla eğiliriz”

cümlesi yazılıdır.....



Orhan Kemal 6 Haziran’da İstanbul’da  toprağa verilir. ....



Orhan Kemal,  toplumun neredeyse tamamını oluşturan “ emeğiyle geçinen,  sıradan, sokaktaki   insanlara adamıştır yazdıklarını ve yaşamını....”



Kahramanları, fabrika işçileri, dar gelirliler, emekliler, memurlar, köylüler, çiftçiler, gecekondu köylüleridir...



Yalın bir hayatları vardır bu karakterlerin...

Ekmeği hep ama hep aslanın ağzından almaya çalışan insanlardır...

İhale takibini bilmez çoğu...



Orhan Kemal kahramanlarını  yazdıklarıyla bu hayatların içine batırıp çıkarmış  batırıp çıkarmıştır....



Türk Edebiyatının en büyük ustalarından olan Orhan Kemal’i, gerçek ismiyle Mehmet Raşit Öğütçü’yü ölümünün 43. yıldönümünde, Nazım Hikmet’i 50. yıldönümünde, Ahmet Arif’i 22. yıldönümünde , Asaf Çiyiltepe’yi 46. yıldönümünde anmak onurdur bizim için...



Çünkü bu adamların , bu adam gibi adamların hepsi içinde yaşadıkları dönemde daima mazlumun sesi olmuştur...



Bazen zalimlikleri önlemeye gücünüz yetmez , yetemez...

Ama zalimlere karşı mazlumun yanında duranları anmak tarihin her döneminde anlamlıdır...



( murat örem / 03 haziran 2013 / ankara...)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder