*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

2 Nisan 2013 Salı

Martin Luther King ; " “ büyük bir kötülüğün ortasında düşmanımın sesinden daha çok dostlarımın ürkek ve iki yüzlü sessizliğinden korkuyorum...”



         Bir dili başka dile çevirenler için farklı metodlar vardır...Kimileri çevirdikleri metnin birebir orijinaline sadık olmasını yeğler, bunun için çabalar...Kimileri için her çeviri dönemi yazılanlar üzerine yeniden düşünme ve tekrar yazma sürecidir çevirdikleri ana metnin anlamını da göz ardı etmeden....

         Shekespeare’in o ünlü “ to be or not to be..” cümlesini Türkçeye çok insan çevirmiştir “ olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu....” mealinde...

Ama güzel insan büyük edebiyatçı Can Yücel için bu cümlenin çevirisi tam da şöyledir  ;    

“ ...bir ihtimal daha var...o da ölmek mi dersin....”

Dünya  tarihi,  kendi durdukları yeri emek emek sağlamlaştırırken etrafındaki insanları da kendine getirmek için uğraşan binlerce isimle doludur...Kimileri hala bilinir insanlık alemince...Kimilerinin mezarı bile yoktur...Kimileri 20. ve 21. yüzyılın pop art çağında, ölümlerinden onlarca yıl sonra bile  birer medya maymunu , kapitalizm nesnesi yapılmak istenmiş ve maalesef bu çoğunlukla başarılmıştır da....

Şimdi başa dönelim ve çevirinin imkanları / imkansızlıkları doğrultusunda vakti zamanında İngilizce olarak dile getirilmiş bazı cümleleri paylaşalım dilimize Can Yücel misali  uyarlanmış  halleriyle...

"  biz insanlar,  kuşlar gibi uçmayı balıklar gibi yüzmeyi öğrendik

fakat kardeşçe yaşamamız  Kaf Dağının ardında kaldı..."




“ büyük bir kötülüğün  ortasında düşmanımın sesinden daha çok

dostlarımın ürkek ve iki yüzlü sessizliğinden korkuyorum...”




“ haksızlığın sabit bir yeri yoktur dünyada...

bir yerdeki haksızlık gün gelip her yeri ele geçirebilir...”




“  ölmeye değer umut ve amaçlarınız yoksa

 yaşamaya değer amaçlarınızı da sorgulamanız gerekir...”




“  kolay zamanlarda konuşmak kolaydır...

insanları zor zamanlarda nerelerde durduklarına bakarak tartınız....”




“ karanlığı yenmenin yolu daha çok karanlık değil yalnızca ışıktır...

nefreti aşmanın yolu daha büyük nefret değil yalnızca sevgidir...”




“ güvenli mi ? sorusunu korkaklar ,

ne işime yarayacak ? sorusunu menfaatçiler,

herkes ne zaman beni tanıyacak  ? sorusunu kendine sevdalılar

sorar....

adaletli mi ? sorusu

yalnızca vicdanı olanlara aittir...”

Bu cümlelerin her biri  tek bir insana aittir...

Bu cümlelerin her biri “ I have a dream... / bir hayalim var...” cümlesiyle bile insanlığın onur tarihine kalan o kara derili adama aittir...

Bu cümlelerin her biri,  kırklı yaşların bile kapısından içeri gir(e)meden boynuna saplanan mermiyle öldürülen ve yaşadığı dönemde “ ben siyah derimden dolayı köle olmayacağım...sizler de bunu düşünmelisiniz..” diyen adama aittir...

Bu cümlelerin her biri,  ülkesi Vietnam’a saldırdığında şiddete asla başvurmadan olan bitene şiddetle karşı çıkan o adama aittir...

Bu cümlelerin her biri , altta kalanın canı çıksın misalince işleyen vahşi kapitalizme sonuna kadar karşı çıkan o adama aittir...

Bundan tam 45 yıl önce tarih 4 nisan 1968’i gösterdiğinde uzaktan ateşlenen bir tüfekle boynundan vurularak öldürülen de işte o adamdır...

Rivayet odur ki , o adamın öldürülüşünden sonra yapılan otopsisinde 40 yaşında olması gereken kalbi 60 yaşında çıkmıştır...

Şimdi size bu cümleleri yazan orta yaşlı ak saçlı iki çocuk babası adam da bundan 45 yıl önce yalnızca iki ay sonra dünyaya gelmenin telaşı içindeydi kendini bilerek bilmeyerek...

Bazı insanları sevmeniz için karşılıklı kahve içmeniz gerekmez...
Bazı insanları çok sevmeniz için akrabanız olmaları gerekmez...
Bazı insanları çok çok sevmeniz için bütün fikirlerine katılmanız da gerekmez...
Bazı insanları çok seversiniz hiç ama hiç tanımadan hatta  aynı çağda bile soluk alıp vermeden....

Bazı insanları hiç sevmezsiniz...
Aynı zaman diliminde ve aynı coğrafyada yaşamış olmanız bile utanç vesilesidir sizin için...

Bazı insanlardan nefret edersiniz,  küçücük menfaatleri için sanatta , siyasette, sporda , kültürde, sokakta, iş yerinde şurada burada her devrin hacıyatmazı olduklarına defalarca şahit olduğunuz için...

Bazı insanlar sevilmeyi hak eder...
Bazı insanlar derin bir saygıyla birlikte sevilmeyi pek çok hak eder...
Bazı insanlardan nefret etmek de hakkınızdır şiddete bulaşmadan...

Bundan tam 45 yıl önce öldürülen Martin Luther King sevilecek adamlardandır benim için...

Martin Luther King sevilecek, her daim anılacak  insanlardandır...

Benim durduğum yer burasıdır....

Sizin durduğunuz yer neresidir bilemem ki...

Zamanın ve zeminin kayganlıkları hanginizin ruhlarını ne kadar yaralamıştır, çürütmüştür ....
uzaklardan anlayamam ki....

Benim de bir hayalim var ;
Mesela 40 yaşın eşiğinde öldürülen Martin Luther King,
Mesela 41 yaşında başı taşla ezilerek öldürülen Sabahattin Ali
Mesela 43 yaşında yürek çatlamasından ölen Ahmet Kaya...
Mesela...mesela...mesela....mesela...

oralarda bir yerlerde bir araya geldiklerinde;  ilk cümleyi içlerinden hangisi kurardı acaba Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dizeleri  misali
“ ağlayanlar bir gün güler elbette...”   diyerek...

( murat örem / 2 nisan 2013 / ankara...)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder