*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

1 Nisan 2013 Pazartesi

Eymir Gölü / Kemal Kurdaş Gölü ; " I have a dream.../ Bir hayalim var..."





         Yaşım yavaş yavaş ellilere doğru giderken , küçük hayaller kurmayı daha bir öğretmeye  çalışıyorum gönlüme…
          
           Sıradan hayaller kurmayı deniyorum…
         
     Mesela , bir bahar akşamında yenen iki lokmalık yemeklerde  çocuklarına sofra başında şiirler okuyan baba hayalleri kuruyor zihnim…

 O babaların   her fırsatta dere kenarlarında , sokaklarda, okul yollarında  yürürken çocuklarıyla sohbet ettiklerini düşünüyorum….

Mesela, kadınların, annelerin  her akşam yayınlanan rezil   televizyon dizileri karşısında zaman öldürmeleri ve o müptezel dizilerde kimin kimi kaç defa bilmem ne yaptığının çetelesini tutmaları yerine,  her gün beş köşe yazarını okuduklarını hayal ediyorum…

Annelerin evlatlarıyla  kurdukları ilişkilerde duygusal sömürüler yapmak yerine o çocukların dünyalarına girebilmek için zihinleri zorladıklarını  hayal ediyorum…

Erkeklerin görünür dünyalarındaki kabalıklarına rahmet okutacak derecede acımasız olan,  okumuş yazmış tatminsiz kadınların (!)  işyerlerindeki  hemcinslerinin  mutluluklarından  dolayı kıskançlık içinde  mutsuz , huysuz, dedikoducu olmaları yerine,  kendi  paylarına da huzur  çıkardıklarını hayal ediyorum….

Adına aşk denen dostluk denen paylaşımda herkesin herkese süfli nazlar yapmak yerine yeni pencereler açmaya çabaladığını hayal ediyorum….

“I have a dream / Bir hayalim var…”    diye diye ömrü yalnızca  kırk yıl süren ve  en sonunda boğazına saplanmış kurşunla ölümsüzler  arasına girmiş o kıymetli kara adamı bilsin istiyorum etrafımdakiler,  dünyayla birlikte…

Çocuklarımız merak etsinler istiyorum hayata dair insana dair memleketlerine dair kendilerine dair detayları…

Bin yılın nazendeleri sazendeleri televizyon ekranlarını parselleye parselleye gerdan kıramasınlar dudak büzemesinler istiyorum…

Yazın sıcağında da , kışın buz gibi soğuğunda da , hazanın sararmışlığında da , baharın çiçek patlağında da bir çok vesileyle , umutla, sevgiyle kapısından içeri girdiğim Eymir Gölü’nün en güzel yerinde  Kemal Kurdaş  ağacından yapılmış bambaşka anıtın yapıldığını göreceğim günü hayal ediyorum…

Bahar geldiğinde, tıpkı bu Pazar günü de olduğu gibi  Eymir Gölü’nün kapısından içeri girmek için can atan binlerce Ankaralının, o gölün içinde ve etrafında , yaşama bahara ve hayat belirtisine dair gördükleri hemen her şeyde  ODTÜ’nün Efsane Rektörü Kemal Kurdaş’ın tarifsiz hayallerinin olduğunu bilmelerini hayal ediyorum. Sabahları ağaç dikmek için Kemal Kurdaş tarafından barakadan hallice yurt odalarındaki yataklarından kaldırıldıklarında canı gönülden yollara dökülüp her bir fidanı kırk elli yıl öncesinden elleriyle toprağa diken binlerce ODTÜ öğrencisinin emeklerinin izi olduğunu herkesin saygıyla  andığını  hayal ediyorum….

Eymir Gölünün kenarında yürürken Ankaralıların,   o ulu ağaçların arasında ;  yalnızca 50 yıl önce  buralarda tek bir dikili ağacın bile olmadığını bilenlerin, tabiata ve insana inanan kemalata ermiş tek bir insanın bile neleri değiştirebileceğini içtenlikle  idrak ettiğini hayal etmek istiyorum…

Bozkırın tam ortasında,   dikili fidanı bile olmayan ODTÜ arazisi topraklarına ve Eymir Gölüne  her yıl binlerce binlerce fidan dikerken  “bir gün gelecek, buralarda iğde ağaçlarının kokusunu içimize çeke çeke yürüyeceğiz çocuklar…” dediğinde,  arkasından edilen müstehzi gülümsemelere inat,  yoluna devam eden Kemal Kurdaş’ı hiçbir Ankaralı unutmasın istiyorum…

Yaşım yavaş yavaş ellilere doğru giderken , küçük hayaller kurmayı daha bir öğretmeye  çalışıyorum gönlüme…
          
          Küçük sıradan hayaller kurmayı deniyorum…
      
        Mesela “ I have a dream….” diye diye,  Eymir Gölünün adı bir gün Kemal Kurdaş Gölü’ne  değiştirilemese de,  hiç olmazsa  bu yazının ardından yüzlerce okurun Kemal Kurdaş’ı daha yakından tanımak için çırpınacağını hayal etmek istiyorum…
         
          Belki de yukarıdaki o fotoğrafta uzaklara baka baka çay içen adam da kuruyordur bu  hayalleri , kurmuştur bu hayalleri de Eymir’e her gittiğinde …
       
          Ben de yazmış bulunmuşumdur…
          Kimbilir…
          Kim bilebilir…
          
         ( murat örem / 01 nisan 2013 / ankara…)

-         Kemal Kurdaş’ın aziz  hatırasına -

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder