*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

3 Nisan 2013 Çarşamba

Kurt Cobain ; " ..yanmak daha iyidir bir köşede solup gitmekten...." diyen adam...



Dünyayla ve kendisiyle meselesi olan adamlardandı o....
Belki  dünyalı büyük bir ihtimalle de  uzaylıydı..
Bir de 27’liklerdendi...
Bu arada  27’lik  kavramını bilenler bilmeyenlere anlatsın...
Bu konuyu , ona buna  sormaya cesaret edemeyenler de bir sonraki yazıyı beklesin...

20 şubat 1967’de başlayan ömür yolculuğu 5 nisan 1994’te sona erdiğinde,  Türkiye’nin Kurt Cobain’in ölümünü  de dünyayı da görecek hali yoktu...

Tarihe 5 Nisan 1994 Kararları olarak geçen devalüasyon, enflasyon, işsizlik ve büyük ekonomik kriz zamanıydı çünkü Türkiye için....

Geride kalan yıllar içinde koalisyonlar,  iflaslar, küçük siyasi hesaplar, ne verirlerse daha fazlası benden  masallarına  bulanmış zehirli şekerler derken  Türkiye ekonomik olarak sırat köprüsünün başındaydı aslında taa 1990’ların başından beri...

Çok eleştirilecek yanları bulunsa da ekonomik anlamda iyi kötü  bir toparlanma süreci yaşayan , dünyaya açılan ve on yıl bile sürmeyen dönem , cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın muammalı ölümüyle tak diye bitmişti 17 Nisan 1993’te...

17 Nisan 1993’te makas değiştirdiğini çok sonra öğrenecekti Türkiye...

Tarih 5 Nisan 1994’ü gösterdiğinde Türkiye bir kez daha zam dalgası, kemer sıkma politikaları ve parasının yüksek oranda değer kaybının yaşandığı devalüasyon duvarına çarptı...Kameraların başına geçen dönemin siyasi iradesi umutvar şeyler söylemeye çalışsa da gerçek ortadaydı ve 5 Nisan 1994 hafızalara ekonomik kriz kavramıyla kazınacaktı...

Yazının başına dönersek ; işte tam da  5 Nisan 1994 tarihinde ölmüştü Nirvana grubunun alamet-i farikası olan yirmi yedilik  Kurt Cobain...

Dedik ya Kurt Cobain’in de öldüğü tarih olan 5 Nisan 1994 ve hemen sonrasında Türkiye’nin kendi derdine yanmaktan Kurt Cobain’in ölümüne üzülecek pek de hali yoktu....

Oysa bir dünyalı , bir başka dünyalının varlığıyla sevinmeli, yokluğuyla da hakikaten kahrolmaydı...

Hele giden,  uzaydan gelen bir dünyalıysa çok dahası olmalıydı...

Müziğini sevseniz de sevmeseniz de bilenler bilir ki  Kurt Cobain dünya müziğinin kuyruklu yıldızıydı...yıldızıdır....

Geldi, parladı,
karanlıklara dikkat çekti
ve kocaman bir kara delik tarafından yutuldu....

Merak edenler bugün de Kurt Cobain’le ilgili her şeye ulaşabilir..
Onun hayatındaki uyuşturucu da dahil med cezirlerine, büyük hatalarına ve bugün bile sorulduğu haliyle ölümünün intihar mı yoksa aşırı dozdan mı olduğu sorularının farklı cevaplarına da tekrar tekrar bakabilir...

Ama aynı Kurt Cobain’dir  ki dünyanın , vicdanı ve ahlakını  kiraya verdiği Bosna savaşı rezilliğinde  tecavüze uğrayan Bosnalı kadınlar için konser veren grubun beyniydi...

O Kurt Cobain’dir  ki ; 

“ Mutluluk satın alınmıyor.
Olanlar beni bir süre mutlu etti ama eski ben de mutluydu...
Hatta kullanılmış  eşyaları arayıp satın alırken çok daha mutluydu..
Şimdi sanki biraz karanlık var ve bu durum beni korkarım içine çekecek

demiş de biriydi....

         Bu dünyadaki konukluğu yalnızca 27 yaşındayken 5 Nisan 1994’te biten Kurt Cobain’in o kısacık zaman içinde ürettiklerinin... ürettiklerinin... hatırasına olsun bu yazı da....

         ( murat örem / genç oğul umur örsan örem...2012 / ankara...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder