*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

24 Ekim 2016 Pazartesi

" yaprak sıkılmıştı ağaçtan / bahaneydi sonbahar..."






bazı şeyleri hiç sevmedim....

mesela; zırt pırt araba yıkatmayı...
mesela; her vesileyle berber koltuğuna oturmayı...
mesela; kalabalıklar içinde habire komiklik yaptığını sananları...


mesela; abicim bir kere geldik dünyaya yer içer sevişir gideriz bu dünyanın kahrı umrumuzda bile olmaz diyen tufeylileri ve onların boyundan büyük kendisi çok küçük laflarını...


hiç sevmedim...


bu yüzden ; 
şehrin tozunu yutmuş bir aracı kullanmayı,   cillop gibi olanına  her zaman tercih ettim keyifle, yanıma oturan kibar ve alımlı hanımlar  zaman zaman bik bik bik söylense de !!!


bu yüzden; 
saçın ve sakalın o kendine özgü bakımlı serkeşliği hep daha çok hoşuma gitti...yıllardır kendim kestim saçımı sakalımı...


bu yüzden; amma da ciddi ve asık yüzlü bu adam lafları,  amma da sentetik ve ucuzkomik bu adam laflarından hep daha yakın oldu bana...onur nişanesi olarak taşıdım hakkımdaki fazla ciddi adam yorumlarını....


hele hele "bir kere geldin bu dünyaya ye iç seviş bak dalgana..." diyen hedonistlere  selamı bile kerhen ya verdim ya vermedim...kusma hissi uyandırdı çoğu...


eğer bu dünya  
bir kere geldincilerin 
bencil dünyası olsaydı;  

ne ıtri olurdu, 
ne kanuni, 
ne ulubatlı hasan, 
ne cahit arf, 
ne kemal tahir
ne mustafa kemal...


bu isimlerin  hepsi 
bütün  ömürlerini  verdiler 
ilkelerine, ideallerine, ülkülerine
"bakarım dalgama abicim...."  
demeden... 

tamam bu dünya gam yükü değildir...
ama bu dünya vur patlasın çal oynasın hiç değildir...


bu dünyayı anlamlı kılan biraz da kahırlı imtihanlarıdır...


yeniden doğmak için 
bir ömürde bile 
defalarca ölmeyi 
sükunetle bilmektir
bu dünya...

gerisi davulcu yellenmesidir...
boş iştir...

( murat örem / 24 ekim 2016 / ankara...)

 -bu öğlen karşılaştım bu manzarayla...temizlemedim düşen yaprakların hiçbirini kontak anahtarını çevirirken...ben yol aldıkça birer ikişer uçtu hepsi sırayla..ve o yapraklar bir bir iki iki uçtukça  necip fazıl'ın yukarıdaki büyük  mısraları çakıldı zihnime...-

4 yorum:

  1. Vur patlasin çal oynasin hiç olmadim ben de. "El ar'i düşman gayreti, el elin aynasidir, el'e gün e karsi" larla büyüdük. Yaziniz çok içten ve samimiydi her zamanki gibi. Selam ve saygilarimla.

    YanıtlaSil
  2. değerli kamil ;

    kıymetli yorumunuz için bir kez daha teşekkür ederim...
    yeni yorumlarınızı da okumak dileğiyle...

    selamlar....

    YanıtlaSil
  3. Yine çok güzel bir yazı kaleme almışsınız, ellerinize sağlık..

    YanıtlaSil
  4. değerli gaye gülsima;

    "uzun yağmurlardan sonra...."
    sesini duymak çok güzel....

    iyilik dileklerimle...

    murat....

    YanıtlaSil