*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

7 Ekim 2016 Cuma

"türkçeden bir kıl kopar içinde güneşler dünyalar ırmaklar bulacaksın...ama türkçeden koparacaksın..." cemal süreya...



günlük hayatta, sesli görüntülü yazılı medyada hatta çocukların arasındaki dilde bile belirli aralıklarla  öne çıkan kelimeler ,  kavramlar oluyor...mesela bundan çok yıllarca önce hemen herkesin dilinde bir ‘performans’ kelimesi vardı...teknik adamlar, antrenörler, sporcular her soruya içinde performans kelimesi olan sihirli cümlelerle cevap verirdi...


sonra bir dönem ‘vizyon’ kelimesi girdi hayatımıza...birini övmek isterseniz vizyonu çok geniş diyordunuz… eleştirmek istediğinizde de ‘vizyonsuzun teki’ sıfatını uygun görmeniz yetiyordu...


hafızasını yoklayanlar dönem dönem moda olan onlarca, yüzlerce kelime daha bulabilir...bunun  dışında özellikle televizyon dizileriyle  öne çıkarılan, salgın gibi yayılan,  yayıldığı hızla da kaybolan sabun köpüğü deyimler de yer aldı hayatımızda...herkes bir dönem oha falan oldu, birilerine  kal geldi, triplere girildi  falan...  


tüm bunları söylüyor hatta belki inceden inceye yadırgıyoruz ama tutucu bir mantıkla bakarak  bir dilin yapısının ve içindeki kelimelerin  bütün zamanlar boyunca  hep aynı kalması gerektiğini savunmak da mümkün değil….bu tür  tamlamalar  hatta manidar   kelimeler, deyimler kavramlar her dilde bir dönem görünüp  zamana da  yenilebilir...


dil de yaşar çünkü…
yaşayan her şey de ölür…
ama  nasıl insan yaşayıp ölse de  insanlar / insan soyu ölmüyorsa
kelimeler de yaşayıp ölür ama o dil kendini ayakta tutabilir…


türkçe yüzyıllara meydan okuma konusunda sağlam bir dildir…



mesela eskiler, banyo yapanlara çok güzel bir dilekle  sağlık suların olsun derlerdi...bu cümleyi bugün de tek tük duymak hala mümkün...oysa şimdiki gençlerin neredeyse hemen hepsi böyle bir cümleyi duyduğunda içinden şunu geçiriyor; ben ruhen ve bedenen hasta mıyım ki, şimdi durup dururken  bana böyle söylediler...


bir de uzun zamandır hayatımıza giren ancak  ilk anlamının tamamen dışında kullanılan kelimeler var...mesela serbest kelimesi, gerçekte başı bağlı, sorumlu,  bağımlı  manasına gelirken  bugün tam ters biçimde özgür , bağımsız , hesap vermeyen manasında kullanılır durumda...


yine , naçar derseniz birinin çaresiz olduğunu anlatmış olursunuz ve burada na ön eki çare kelimesinin önüne gelerek görevini yapmış olur...aynı metodla namahrem kelimesine bakalım...mahrem hareme harime  ait demektir ve gizliliği ifade eder...o  zaman namahrem dediğimizde gizli olmayan / herkese açık manasını dile getirmiş oluruz...fakat dilimizde namahrem kelimesi  gerçek manasının tam karşısındaki anlamda kullanılmakta artık..tıpkı serbet kelimesi gibi....


galiba bir dili öğretmenin ve sevdirmenin en kesin yolu o dilin ve kelimelerinin kökleriyle ilgili yol haritasını aktarırken,  böylesi şaşırtıcı  ve meraklandırıcı detayları da örnekleriyle paylaşmaktan geçiyor...


mesela  zavallı kelimesi  kahır/sıkıntı/dert anlamına gelen zeval  kelimesinin ek almasıyla bugünlere gelmiş…ama gelirken de  aslı zevalli / dertli / tasalı/ kahırlı olan kelime ,  yıllar içinde biraz da anlam pekiştirmesine uğrayarak zavallı / acınacak durumda olan  haline gelivermiş...
                       ( murat örem / 07 ekim 2016 / ankara…) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder