*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

11 Mayıs 2016 Çarşamba

hasan hüseyin'e yaşarken "habire kavga şiiri, açlık şiiri, işçi şiiri yazıyorsun...bir de aşk şiiri yaz" der keşkül(!)ün biri....hasan hüseyin dediğiniz adam, bırakın aşk şiiri yazmayı aşkın feriştahını yaşamış büyük şairdir…




- meraklısına ön not ;
sesi bile bin yıl öncelerde kalmış birinden geldi telefon…destursuz bağa girenler misali  selam sabahsız saydı döktü…sonra çat diye kapadı yüzüme yüzüme…yok dünyanın bilmemneresinden  üçtür arıyormuş da açmıyormuşum da…niyeymiş de…ben eskiden  daha matrak adammışım da …


habire ölüleri anlatıyormuşum…da…
yazılarımda hep hüzünlü ve ölümlü anılar varmış…da…


oysa biz onunla güle oynaya  ne çok gezip tozmuşuz da…ne sigaralar içmişiz de…eski murat nerdeymiş de…kılmış tüymüş…de…
dinledim…dinledim…dinledim…

sonra baktım son yazılara…
kızcağız haklı…
ama ben de haklıyım…


bu dünyada ölüm çoksa  , ben ne yapayım yani…
bu dünyada zulüm çoksa ,  ben ne yapayım yani…

bu dünyada insan azsa, ben ne yapayım yani…


hasan hüseyin korkmazgile bir gün,   habire kavga şiiri , açlık şiiri, adalet şiiri , ırmak şiiri, işçi şiiri yazıyorsun,  adamsan bir de aşk şiiri yaz derler…

insanın densizi çoktur


ulan,  hasan hüseyin dediğiniz adam, bırak yazmayı  aşkın feriştahını yaşamış şairdir…karısı olan azime, yıllar önce okur / şair hayranlığıyla başlayan mektuplaşmaların ardından  sırf hasan hüseyin  için evini barkını bırakmıştır bir hamlede...hasan hüseyin de bu kadri kıymeti bilmiştir ömrünün sonuna dek…öyle mi der oturur bir şiir bir şiir daha yazar ve akarsuya mektup olarak bırakır hasan hüseyin


okurken insanın  ciğeri delinir…
tabi eğer insan insansa…
                              ciğer de ciğerse….

bu yazıyı da biraz öyle okuyun…
isterse bu adam da
hüzünlü yazılar yerine
mizahın da feriştahını yapar
ince kalın çakarak hem de…



yine de ,
o üniversiteli haliyle zihnimde kalan
densiz ama güzel kızın da hatırı kalmasın…

alın size mizah yazısı 
kallavisinden….

başlıyoruz….
vira bismillah…..-
( murat örem…)

**********************************

akşam tam da münasebetsiz zamanda zır zır çaldı  telefonum…
bu teknolojinin bir tarafı nimetse öte yanı  mahkumiyet…
hakkıyla mahkumiyet…


zırlayan telefonun   gönülsüz gönülsüz  ekranına baktım…
yazmıyor bir isim  çıkmıyor bir resim…
numaranın biri  habire yanıyor sönüyor  yanıyor sönüyor…


alengirli mi alengirli de …
bangladeş’in  salkım saçak yolcu taşıyan
 bitmeyen   vagonlarıııııı…..   misali    
ne başı görünüyor rakamların, ne sonu…


saniyeler içinde zihnimden ihtimaller geçti…


hani var ya,  şu artı bilmem ne diye yurtdışından arayıp olta atan numaralar…
onlar olsa bir kere çınlar dururdu dedim…


umur paşa:))  macar ellerinden çevirse,  alan kodu bilmemne olurdu  dedim…


ben bunları saliseler içinde düşünürken, tapon malları ucuza kapışan tatminsiz teyzeler  misali , esrik bir titreme içinde zırrlıyor  telefonun kendisi de…sehpanın üzerinde bir sağa salınıyor bir sola…bu salınıp titremeyle saniyeler içinde küt diye yere düşmesi mukadder…


bir kez daha düşse  çatlak desenli (!) ekranla vedalaşmak kaçınılmaz olacak…
artık hangi duygularla alındıysa haziran 2014’te, iki yıl içinde , başından üç deprem , dört yangın felaketi, altı su baskını ve dört de duvara çarpma:))  geçti ama direndi…


ölmemeye direndi…
ben de kıyamadım…
biraz da kıyamamam gerekiyordu…


çocuklar , okullar, taksitler şu bu …
bilirsiniz işte…!!!!


hasılı kelam, kendinden geçe geçe zırlayıp  esrik esrik titreyen telefonu açmaya hiç niyetim olmasa da,  bizim takımın efsane kalecisi tolga zengin’in kalenin bir metre dışından giden toplara şevkle atlaması ve topu ısrarla kalenin içine buyur etmesi (!!) misali,  sehpanın üzerine bir hamle yaptım…


tam da tolga misali oldu hamlem…!!!


elim, içinde iki güzeller güzeli karanfil  dalıyla birlikte  su olan minik vazoya çarptı, vazonun içindeki su döküldü, dökülen su da çatlak ekranın üzerinde kendince manaları olan derin şekiller çizmeye başladı…ben de bu şekillerin bana yüklü bir kredi kartı ekstresi !!!  olarak döneceğini sezdiğim için sakar   mr bean tarzı bir hamle daha yapınca sehpayla birlikte her şey yere düştü…


hakikaten gol olmuştu…
ağlamak istiyordum…  sayın okuyucular…


-vardı değil mi öyle bir fenomen ; sesini gırtlağa alarak maç anlatır, televizyonun ekranında kibirli kibirli karşısındakine “hııocaamm hııoocamm” diye bir şeyler kekelerdi bir aralar…karşısındaki da  bu programdan da bir 5 bin daha aldık mı çocukların okul taksidi ödenmiş olur !!!  diye diye ellerini ovuştururken, bir taraftan da   “kanatlar manatlar  tandem mandem …bloklar…..”cümleleri kurardı…-


neyse konumuz bu değil….


olaya geri dönerek sakin bir şekilde bakarsak…
çalan bir telefon evin içindeki hayatı değiştirmişti


telefonun üzerindeki suyla yapılan yeni desenleri anında kurulamak gerekirdi…
bu son şansıydı emektar samsungun….
hemen kuruladım…


karanfiller ve vazo yere düşmüştü,  kaldırılmalıydı…
anında kaldırdım…


vazonun içindeki su dökülmüştü, su konmalıydı yeniden…
işler bitince koydum…


eh, parkenin üzerindeki suyu viledayla silmek de işin mütemmim cüzüydü…
hemen kabarıverirlerdi  laminant lanet parkeler…
la havle diye diye viledaladım…


bunlar tabi böyle anlatırken kolay da…
olay anında öyle olmuyor…!!!


aynı anda  arda da artık iyiden iyiye baritona giden sesiyle hatırlı bir nara atınca hali pür melalimiz  hakkıyla şekillendi…


oysa ben yalnızca, arsız arsız çalan  telefona yüz vermek istememiştim…
mesele bu kadar basitti….


hani en çok cahil kadınlar
sever ya böyle kaknemlikleri…

adamlardan,
püsür tüsür mevzular üzerinden
intikam almayı…

“indirmedin”  derler…
“kaldırmadın”  derler…
“aldırmadın”  derler…
“sattırmadın   derler…
“ sindirmedin…”  derler…


ey fani…
ey lanetlenmiş erkek soyu…
aslında sen ne yaparsan yap,
o artık bir şey diyecektir…

hiçbir şeyi bulamasa bile
“ şu sakalını eksik kesmişsin”  
diyecektir…

böyle durumlarda en iyisi
olay mahallini kat’iyetle  terk edip
bir defteri şrak diye kapatıp
önünüzdeki maçlara bakmaktır…

takım değiştirmeniz de haktır…
saha değiştirmeniz de…


benimki de biraz bu hesaptı…
çalan telefona cevap vermeyecektim…
ve cevap vermemek için mutlaka bir bahane bulacaktım…
ve  hem arayanı hem  zır zır çalan telefonu cezalandıracaktım…


hayat işte….
hesaplar tutmadı…


eskilerin mutlaka bu konuda da bir cümlesi vardır diyeceğim size  ama içinizden bazı işgüzarlar olamazzzzz,, zinharrr olamazzz,  eskiden cep telefonu mu vardıııı diyecekler…


peki güzel kardeşim…
eskiden cep telefonu yoktu…
dolayısıyla cep telefonuyla ilgili atasözü de yoktu…

mutlu musun…
açığımızı yakaladın…
başın göğe erdi mi:))))


meğer ben çalan telefona cevap vermemek için kırk takla atarken , sigaramı yakıp kahvemi höpürdete höpürdete içmenin hayalini kurarken fenerbahçe’nin kalesine bir gol daha vasıl olmuşmuş…volkanların demirelli olanı klasik bakışını atıyormuş sağa sola topu kaleden çıkarırken…


başaklar boy vermişmiş….


gönülden ve akıldan beşiktaşlı olmada,  yaşayan ölen bütün aile büyüklerinin önüne geçen arda da  bu  nazik  duruma eşlik ediyormuş nara atarak..

                        “bitti ulan bitti…bu iş bu kadar…şammmpiyonuz” diye diye…


o telefon münasebetsiz zamanda  çalmasıydı…sonrasındakiler olmasaydı….o güzelim ikinci gol topu filelere çat diye selam verirken,  ben de arda gibi bitti ulan bu iş…çok yakıştı ulan  bu şampiyonluk  kara kartala  diyecektim…


ama öyle olmadı…
arda,  bitti ulan bu işşampiyonuz…biz beşiktaşız….diye evi inletirken benim payıma da  gitti ulan mis gibi  hediye karanfiller...hay senin eline ayağına murat örem diye kendi kendime söylenmek düştü…


neyse…
biz bu takımla…
bu takım ahlakıyla…
çamura yatmak bilmeyen
bu kalender  hocamızla
daha çookkk şampiyonluklar görürüz…

ömrümüz varsa sonraki seneler birlikte bağırırız artık;

“bitti ulan bitti işte….
ŞAMPİYONN BEŞİKTAŞ :))) ”     

diye….

( murat örem / 11 mayıs 2016 / ankara…) 
                    -fotoğraf / arda erhan örem/ mayıs 2016-

1 yorum:

  1. Bir şeyi de "kötü" yapmayı denesene:)
    Ellerinden öperim...
    Ayşın

    YanıtlaSil