*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

1 Mart 2015 Pazar

yaşar kemal ; "...yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. yalan teşkilat kurmuş....doğru yalnızdır..."





“ Kendine güvendiğin için yalancı değilsin.
Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin.

Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir.
Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır.

Yalanın geleneği var,
senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek.
Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek.

Sen yenileceksin.
Yenilmenin tadına varacaksın.
Doğru yenilmeli.
Yenilmeyen doğru yenmiş sayılmaz.

Doğru yenile yenile öyle keskin bir hale gelmeli ki...
Yüz bin yıl su altında yıkanmış, düzelmiş çakıl taşı gibi..”
                                                        Yaşar Kemal / Teneke

Dün düştü ajanslara haber ;   “Yaşar Kemal öldü” diye…

Bir tatil gününün rehaveti içindeyken aldım haberi ben de…

Bekliyordum uzun süredir bu üç cümleyi ve itiraf edeyim ki içimden bir oh çekip şunları dedim mırıldana mırıldana  “bitti işte usta ; senin dünya esaretin ne mutlu ki  bitti . bizimki devam ediyor , sen bir kardelen gibi her kışın her şafağın ardından yeniden yeniden açacaksın Türkçemiz durdukça…”

Şu yazının başındaki  dağ gibi sıradağ gibi cümleler de , bilenler bilir ki
ve  bilmeyenler için altına not düştük ki;  Yaşar Kemal’in onlarca yıl önceki  “teneke”  isimli eserindendir…

Hadi kitabın ortasından konuşup yazalım hemen,  aklımızdan geçenleri ;
Zorunlu eğitim diye diye, öyle böyle diye en az 15 yıl boyunca kurulmuş saat gibi okullara gönderdiğimiz çocuklarımıza metamatikte, yabancı dilde, edebiyatta, geometride , güzel sanatlarda ve tabi ki hayat pratiğinde bir arpa boyu yol aldıramayan eğitim sistemi yerine,  her gün döne döne yalnızca şu cümleler okutulsaydı bile , inanın ki bu çocuklar yalan ve doğru arasındaki ilişkinin keskinliğini idrak edip daha özgüvenli , daha sorumluluk sahibi daha ülkelerine , insanlarına dönük çocuklar  olurlardı…

Türkiye de başka bir yer olurdu…
Ama bu kadar oldu…

Ne diyor Yaşar Kemal şu cümlesinde ;
Kendine güvendiğin için yalancı değilsin.
Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin.

Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir.
Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır…”

Genç insanlara habercilik dersi verdiğim yıllarda , sınıfa girdiğim ilk anda ülke veya dünya gündemiyle ilgili olmayan bir flaş felaket  haberi verir hemen yorum yapmalarını isterdim. Dersin başında felaket haberi alan öğrenciler uğuldamaya başlar , uyuklayanlar gözlerini açar ve sırayla yorum yapmaya başlardı.  Birbirinden çok uzaktaki yorumlarda herkes durduğu yere göre hemen bir tarafı kesin biçimde suçlar , diğer tarafı gözü kapalı aklamaya çalışırdı.

Bütün yorumlar bittikten  şu cümleyi kurardım ben de ;

“ herkes bir rahatlasın, bu olay olmadı, bu felaket yaşanmadı…fakat felaketin büyüğünü sizin zihinlerinizde , sizin önyargılarınızda gördüm ben…çünkü hepiniz olayın daha aslını öğrenme çabası içine bile girmeden büyük ve boyunuzu aşan önyargılı yorumları yapıverdiniz…kaldı ki sizler bu toplumun nispeten eğitimli çocuklarısınız…sizler bu kadar keskinleşmeye meyyal olduktan sonra varın gerisini siz düşünün”

Bu cümleden sonra sınıfta  o büyük büyük yorum yapan suratlar düşer, çehreleri belli belirsiz bir utanma ve sorgulama duygusu sarardı…Ben de hemen arkasından şu dizelerini okurdum Nazım Hikmet’in ;
“annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar
anlamak yalanı
anlamak, 
gelmekte ve gitmekte olanı..”

ve hemen  öldürücü cümleyi kurardım ;
“habercilik, haber, haber okuma ve aktarma ;  yalanı ayıklama işidir..”

Sonraki derslerin hiçbirinde uyuyan olmazdı…
Sınıftaki bütün öğrencilerle  yalanı ayıklamaya başlardık…

O öğrencilerimin çoğu bugün hala hocam derken bana ağızlarından on tane hocam kelimesi çıkar ve çoğu yalanı ayıklamayı başaran insanlardan olmuştur…

Benim de bahtiyarlığım bu işte..

Ne diyordu Yaşar Kemal ;
“…Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir.
Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır…”

Evet değerli okur…
Yalan teşkilat kurmuştur…
Dünyanın en büyük teşkilatıdır yalan network’u..

Siyasette, aşkta, işyerinde, evde , sokakta , ailede, haberde …
her yerdedir yalan…

Türkiye’nin ve dünyanın siyasi tarihinde de yalan üzerine ayaklanan kitlelerin oluşturduğu hercümerç üzerinden yaşanan onlarca felaket , dram , trajedi vardır…

Bireysel tarihinizde de onlarca kere karşılaşırsınız yalanla…
İsa’nın etrafındakilere söylediği gibi “ilk taşı günahsız olan atsın” misali, yalansız insan da yoktur…yalanın çıkmadığı ağız da yoktur…

fakat bazı yalanlar çok ağrına gider insanların , toplumların…
onca yıl aynı  yolu yürüdüğünüz dostunuz, sevdiğiniz, akrabanız, kardeşiniz, evladınız, eşiniz  size ve etrafınıza  ortak geçmişinizle ilgili hançerli yalanlar attığında göğsünüzün ortası yangın yerine döner…

ömrünüzü bir yapıyı ayakta tutmaya adamışken
ömrünüzü bir yapıyı yeniden kurmaya adamışken
ömrünüzü ömürlere adamışken
yalanın bu kadar kuyruklusuna yuh kere yuh dersiniz…

sonra şu cümleleri gelir Yaşar Kemal’in aklınıza ;

“ Yalanın geleneği var,
senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek.
Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek..”

Evet sevgili okur
Türkiye gibi aklını kiraya vermeyi seven toplumlarda
Yalanın geleneği var
Cehaletin geleneği var
Vasatlığın geleneği var…

Ama bizim de aklımız var, vicdanımız var, tarihimiz var…
İstanbul’daki öğrencilik yıllarımda bir genç adam olarak Galatasaray Lisesi’nin önünde dalgın dalgın kocaman kocaman yürürken çok karşılaştığım , iki üç cümle kurduğum  Yaşar Kemal ölmüş diyorlar…

Ölsün…
Yaşar Kemaller de ölsün…

Aziz Nesinler…
Cemal Süreyalar…
Behçet Necatigiller…
Cemil Meriçler…
Kemal Tahirler…
Orhan Kemaller…
Bekir Yıldızlar….

Ne kadar öldüyse…
Yaşar  Kemaller de o kadar ölsün…

O kadar öldü...

Biz yaşayalım; 
Taşı kırmakta ustalaşa ustalaşa
Dostu düşmandan ayırmakta ustalaşa ustalaşa
Yaşayalım….

Vakti saati gelince de
"o güzel atlara binip o güzel insanların..."   yanında olalım…

( murat örem / 01 mart 2015 / Ankara…)  

-fotoğraf / güneş karabuda-



meraklısı için not ; 2013 yılının ekim ayında yazmıştık şu yaşar kemalli yazıyı...
üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz....

http://yedigunyazilari.blogspot.com.tr/2013/10/teneke-gozu-aclarn-arsz-tarihi.html









1 yorum:

  1. Ellerine sağlık. Elbet birgün doğruyu söyleyenler de yalancılar kadar cesaretli olacak. Buna tüm kalbimle inanıyorum.

    YanıtlaSil