*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

6 Mart 2015 Cuma

önümüz 8 mart…şablonlarınızı hazırlayın…çiçeklerinizi hazırlayın…kelimelerinizi hazırlayın…yalanlarınızı hazırlayın…bedel ödeten cümlelerinizi hazırlayın…cıvık cıvık masallarınızı hazırlayın…




“ Yaşadım!
Erik ağaçları şahidimdir
Yıldızlar şahidimdir.
Yaşadım!
Avuçlarımın gücü yettiği kadar
Dağları, kadınları, meyveleri
Yaşadım!
İncirin dallarına yürüyen süt
Yonca tarlasından gelen nefes
Horozun ibiğinden damlayan kan
Yollar ve sevgili türküler şahidimdir…”
                                                           Bedri Rahmi Eyüboğlu


Türkçenin en samimi  kalemlerindendi Bedri Rahmi Eyüboğlu…
Savruktu, delidoluydu, hesapsız kitapsızdı ama çok içtendi…
Bu cümlelerin ardından şu yukarıdaki şiiri bir daha okuyun…
Ne demek istediğimizi çok daha iyi anlarsınız…

Türkiyenin sevdalısıydı Bedri Rahmi…

Ağaçların sevdalısıydı…
Renklerin sevdalısıydı…
Kayaların , yazmaların, boyaların sevdalısıydı…
Erik ağaçlarının sevdalısıydı…
Türkülerin sevdalısıydı  Bedri Rahmi…

Kadınlara da sevdalıydı Bedri Rahmi…
Yolunu şaşırıp kıyıya vurmuş yunuslar misali  soluksuz kalma pahasına, denizsiz kalma pahasına sevdalıydı hem de…Yanacaksak , yanalım , pisipisine yanalım diye diye  en çok karısı Eren’ine sonrasında da Karadut’una sevdalıydı Bedri Rahmi…

Ne zaman  kadınlar”  dese etrafımdan biri  ,   aklımdan ışık hızıyla günahı sevabıyla  bin türlü şey geçer ve finali hep Bedri Rahmi’nin yukarıdaki şiirinin  Dağları, kadınları, meyveleri yaşadım! ”     dizeleriyle yapar zihnim…

Dağları ve kadınları yaşamak ne zordur…
Kadınlarla yaşamak ne zordur…
Kadınsız  yaşamak  ne zordur…

Bin türlü hendeği aşa aşa geçtiğiniz yollarda kalan ayak izlerinize bakıp bakıp kadınlar demek ve olan bitenin içini hak yemeden,  kendinize ve karşınızdakine haksızlık etmeden hakkıyla doldurmak ne zordur…

Teraziyi , kefelerine cüruf koymadan elde tutmak ne zordur…

Liberali, neoliberali, komünali, ataerkili,
anaerkili, moderni, postmoderni, gelenekçesi
şusu busu bütün sistemler
rezilce 
kadını kullanırken,
erkeği kullanırken,
çocuğu kullanırken,
aileyi kullanırken
ve milyarlarca insan sisteme sorgusuzca  itaat ederken
hayata ve kadınlara ters köşeden bakmak ne zordur…
bilseniz bedeli ne kadar ağırdır….

Önümüz 8 mart….
Şablonlarınızı hazırlayın…
Çiçeklerinizi hazırlayın…
Kelimelerinizi hazırlayın…
Yalanlarınızı hazırlayın…
Bedel ödeten cümlelerinizi hazırlayın…
Cıvık cıvık masallarınızı hazırlayın…
Kadınlarınızı hazırlayın…
Kendinizi hazırlayın…

İçinizden bazıları hala otoyolda ters gitmenin bedelini ödemeye kararlıysa onlara da  Cevat Çapan’ın güzelim çevirisindeki Yannis Ritsos şiirini okuyun…

“ Biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
Biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
İki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
sadece küçücük bir gül benim özlediğim…”

( murat örem / 06 mart 2015 / ankara…) 
-fotoğraf / arda erhan örem / 2014 / ankara-


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder