*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

14 Mart 2013 Perşembe

Dinçer Çekmez (de) Öldü ; "artık çektirin gidin hatıralar / nur içinde yatın güzel insanlar..."



Yıl 1989...

Aylardan Ekim...

Yer Eskişehir...

Takvim , ekim ayının ilk beş gününden biri...

1985 yılının yine bir ekim ayında İstanbul’da başlayan üniversite yolculuğum dört yılın sonunda bitmemiş daha....



Mehmet Müfit’in güzelim Yaprak Kasırgası şiirinin bir yerinde dediği gibi  “ sınavlara ve sevdalara her an hazırdım / orta halli memur çocuklarının kaderlerinde yazılıdır bu...” cümlesi misali , üniversite öğrenciliği yıllarımda uzatmaları oynama zamanı, kadayıf olma J) zamanı...



Ama yeni bir öğrencilik ve yolculuk da zamanı, ayrı ayrı İstanbul ve Susurluk’tan  Eskişehir’e doğru....

Susurluk’tan Eskişehir’e uzun zaman için  giden,  kız kardeşim Ayşın...

O zamanki uygulamayla onlarca hendeği, mülakatı aşarak Anadolu Üniversitesinin Sinema-TV bölümü öğrencisi artık çünkü o...

Elemelerdeki hocaları Seçil Büker’den tutun da, Naci Güçhan , Turhan Baraz,  bugünün Eğitim Bakanı  Nabi Avcı....

İşte o elemelerin hepsini tek tek aşan kız çocuğu,  benim bin yıllık kardeşim, arkadaşım, sırdaşım olan  Ayşın...

Tarifsiz bir gurur elbette...





Öte yandan İstanbul’dan Eskişehir’e yalnızca birkaç günlüğüne gidecek olanlar da dayımla ben...



İstanbul’dayız, rahmetli dayım Şehir Tiyatroları aktörü Erhan Dilligil’le birlikte...

Tarifsiz soğuk bir ekim günü İstanbul’da...



Daimi okurların çok iyi bildiği gibi Erhan Dilligil dayım değil çünkü annemle kardeş çocukları...

Ama dayım işte...

Üç hakiki dayımdan daha da dayım işte 1991’deki küt diye ölümünün üzerinden 22 yıl geçmiş olsa bugün  bile...

Hakiki dayılarımın üçü de bugün –uzun ömürleri olsun- yaşadıkları halde...



Ben 68’liyim...

Erhan Dayım 1934’lü...

Yine Türk tiyatrosunun hakiki ustalarından olan annesi Nezahat Tanyeri’nin deyimiyle –ki biz çocuklar da ona hala derdik....-   Atatürk’ümüzün son dört yılına yetişen şanslı kuşaktan Erhan Dayım da...



İstanbul’dayız, rahmetli dayım Şehir Tiyatroları aktörü Erhan Dilligil’le birlikte...

Tarifsiz soğuk bir ekim günü İstanbul’da...

Yola çıkmanın hazırlıkları tamam...

Haydarpaşa’dan trene binilip Eskişehir’de inilecek,  dayı yeğen yanımızda onlarca tabloyla birlikte...

Çünkü resim sergisi var Erhan Dayımın Eskişehir’deki Akbank Sanat Galerisinde...

Çünkü o dönemin Akbank Genel Müdürü Hamit Belli Erhan Dayımın arkadaşı....

Serginin arkadaş kontenjanından açılıp açılmadığını o zaman bilmiyorum ama dayımın tablolarının bir çok resssamdan çok daha usta işi olduğunu anlayacak kadar yaşadım bugün....

Sahi o tablolar nerede , ey varisçileri...

Levent’teki 5. Basın Sitesi’nden yola çıkarken üzerimde Erhan Dayım’ın Fransa’da öğrenciyken aldığı bir gençlik kabanı var  pötikareli güzel bir trençkot kılıklı...



Eh , bende de bir okka sakal var, simsiyah saçlar var...

Murat Örem’de  gençlik de  var...

Daha ne olsun...

Dayım ellili yaşların ortasına doğru...

Ben yirmili yaşların en başında daha...

İki arkadaş gibi yollardayız...



Trenlerde sigara içildiği zamanlar...

Trenlerde , Erhan Dayımın efsane uzun Camellerini içtiğim zamanlar...

Trenlerde dayımın benim Maltepelerimden içtiği ...

Trenlerde gençliğin hayallerinin kurulduğu zamanlar....



Eskişehir’deyiz....

Bir taksiyle Anadolu Üniversitesi’nin Otelindeyiz....

Çünkü bugünün hakkıyla efsane başkanı Yılmaz Büyükerşen de dostu Erhan Dayımın...



Sergi akşamı hepsi orada...

Dönemin valisi Bahaeddin Güney’in kestiği kurdele...

Açılan sergi...

Yenilen kanepeler, yudumlanan içkiler...

On dakikada bir beni ressam sandığı için tebrik telgraflarını bana  getiren –evet telgraf vardı değil mi- postacının cebine sıkıştırdığım bahşişler için dayımdan aldığım yardımlar...



Sakalları,  elinde piposuyla sergiyi açan ressam sanılan, genç hanımlardan gelen tebrikleri pişkince J))kabul eden  Murat Örem’e , Erhan Dayısının ettiği tatlı tatlı sitemler ; “ oğlum resimleri biz yaptık kaymağını sen mi yiyeceksin”  sorusuna  verilen cevap ve salonun ortasında tabureye çıkarak kurduğum cümle ; “ değerli davetliler kadehimi güzel insan , güzel ressam , hakiki aktörden öte öncelikle benim dayım olan Erhan Dilligil’in hatırına kaldırıyorum...”



Alkışlar...

Tebrikler...

Etrafımın hızla boşalması...

Aynı kalabalığın Erhan Dayımın etrafında toplanması...

Dayımla gözgöze gelmemiz sevgiyle, muhabbbetle...



Biten kokteylin ardından gidilen yemek...

Dayımın kendisinden birkaç yaş küçük bir arkadaşıyla daha tanışmam; Dinçer Çekmez ve hanımı Ayşin...

Masadayız yine....

Erhan Dayım, ben , kız kardeşim Ayşın, aktör Dinçer Çekmez ve eşi Ayşin Hanım....

Dinçer Çekmez’in dayımla bütün gece şakalaşması...

Hakiki bir İstanbul hanımefendisi olan , güzelliğiyle de “ben buradayım” diyen Ayşin hanım’ın masada anlattıkları...Mesela 1970’lerin öğrenci olaylarında burjuva diye dayak yememek için Maltepe paketinin içine koyduğu Marlboro sigaraların hikayesi...

Benim dinlemelerim...

Kızkardeşimin Eskişehir’deki ilk günlerinde yanında olmamızın hazzı  hoş bir tesadüfle...

Gece yarısı dayımla otele dönmemiz...

Satılan tablolardan kazandığı on kuruşun beşini tak diye bana takdim eden güzel insan Erhan Dayım...

“Dayı ayıp oluyor , sen daha ne yapacaksın almam bu parayı”  diyen Murat Örem’e edilen okkalı güzel küfür...





Aradan geçen 24 yıl....



Yıl 2013...

Aylardan Mart...

Bir sabah internette karşılaşılan haber “ Dinçer Çekmez de öldü...”

Zihne üşüşen hatıralar...

Zihni esir alan hatıralar...



Zihnimdeki mevcutlu haritasına attığım bir çizik daha...

Erhan Dilligil....

Öldü...

Nezahat Tanyeri...

Öldü...

Özdemir Han...

Öldü...

Savaş Dinçel...

Öldü...

Suna Pekuysal...

Öldü...

Metin Serezli

Öldü...

Müşfik Kenter

Öldü...

Dinçer Çekmez ...

Öldü....



Artık çektirin gidin hatıralar....

Nur içinde yatın güzel insanlar...



( murat örem / 14 mart 2013 / ankara ..)






2 yorum:

  1. Ne güzel anmışsınız, teşekkürler. Yalnız ufak bir düzeltme yapacağım, 1989 yılında Ayşin Hanım'la evli değildi Dinçer Çekmez.
    Sevgiler
    Ceren M.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ceren Hanım siz de ne kadar incelikli bir düzeltme yapmışsınız...
      Hafızam bana oyun oynamış olabilir veya ben o dönemde her iki güzel insanı da öyle yorumlamış olabilirim...
      Değerli katkılarınız , yazıyı okuma ve düzeltme nezaketiniz için bir kez daha teşekkür ederim...

      Saygı sevgi ve merhabayla...

      murat örem...

      Sil