*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

18 Mart 2013 Pazartesi

bazen, bir demet çiçek, gülümseyen gözlerdir hayat....



“Ne düşündüğümle  ne söylemek istediğim arasında,

ne söylediğimi sandığımla  ne söylediğim arasında,

ne duymak istediğinle ne duyduğun arasında,

ne anladığını sandığınla ne anlamak istediğin ve ne anladığın arasında,

en az dokuz   kocaman  engel  var,

birbirimizi yanlış anlamak  için…”  



Bir şiir gibi algılansa da , düşüncelerin şiirsel bir dille ifade edildiği biçimde Türkçe’ye çevrilen bu cümle  Fransız bilim kurgu yazarı Bernard Verber’e ait. Çevirinin altındaki imza da Mehmet Öztürk’e ait...



Herhangi bir iletişim çabasında en az iki taraf olmalıdır ve iki kişi arasındaki iletişimde bile mutlaka anlaşılamayan, aktarılamayan gri alanlar kalır.



Şair Attila İlhan da bir şiirinin dizelerinde  Olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması  der.



Araplar da,  herhangi bir konuda kendilerini ifade etmede çaresiz kaldıklarında şu  cümleyi söylerler biraz da bezginlikle: Kellim kellim la yenfa. Türkçe’ye çevirirsek , ‘söylüyorum söylüyorum olmuyor’ anlamına gelir,  kellim kellim la yenfa.



Yine Farsça’da çok sık kullanılan ve dilimize de giren bir başka deyimde de Acemler, ‘men çe guyem tamburem çe guyed’  der...Birebir anlamı,  ben ne diyorum tamburam ne söyleyip çalıyor olarak çevrilecek bu cümlede de ‘anlaşılamamış olmanın, kendini anlatamamanın ’ bıkkınlığını tanımlayan bir yakınma vardır...



Sen ne söylersen söyle , anlattıkların karşındakinin anlayacağı kadardır cümlesinde de ifade edildiği gibi, insanlar arasındaki anlaşmanın kopukluğunu, iletişimin çıkmaza girdiğini tanımlayan deyimler, cümleler, ifadeler diğer dillerde olduğu gibi Türkçede de yaygın olarak bulunur.



Hepimiz günlük hayatımızda, evde , işyerinde argosundan daha kibarına kadar bu deyimleri kullanırız. Geçmişin orta oyunu geleneği ve karagöz oyunlarında da örnekleri çok görülür  bu iletişim kopukluklarının, kazalarının.... Hatta bu oyunlardaki bir çok diyalog, tamamen yanlış anlamalar üzerine ortaya çıkan komik ve şaşırtıcı gelişmeler üzerine kurgulanmıştır, seyircinin de işin içine girmesi düşünülerek.



Günlük hayattaki  ilişkilerde de  bu tür iletişim kazaları yaşanır. Bunlardan bazıları gerçekten iletişim kazası olurken bazılarında da taraflardan biri ya da tümü  verilen mesajı bilinçli olarak almamayı, o mesajın içini boşaltmayı hatta mesajın içeriğini kendi istediği biçime sokmayı deneyebilir.



İşte böyle durumlarda kendini ifade etmekte zorlanan kişi de, önce gönülden bir ya sabır çeker, hemen arkasından da koşullara göre bir cümle kurar en kibarından daha kaba olanına dek duruma göre....



Mesela , hepimizin çok kullandığı deyimlerden biri de şudur : “ ben diyorum bayram haftası, sen anlıyorsun  mangal tahtası.”  Ünlü şair Fuzuli de bir dizesinde ‘söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil  demiştir.



İnsanlar arasındaki bütün ilişkilerde iletişim kazaları yaşanır, yaşanacak. Bu bazen bizim bir konuyu yeterince açıklayamamış olmamızdan kaynaklanabilir, kimi zaman da karşımızdakinin anlamak için çaba harcamamasından hatta anlamaya niyetli olmamasından.



Tasavvufun da hep hatırlattığı gibi “ aslında herkes elindeki  kabın büyüklüğü kadar su alabilir önündeki gölden..”  Tahmin edeceğiniz gibi elinizdeki kabın büyüklüğü sizin onca yılda oluşturduğunuz birikiminiz , algınızdır...



Türk şiirinin hayata yalnızca otuz altı yaşındayken veda eden güzelim şairi Orhan Veli Kanık’ın o unutulmaz dizelerini hatırlayalım. Ne demiş  Orhan Veli   Anlatamıyorum isimli unutulmaz şiirinin sonunda :

“Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum...”




( murat örem / 2011 / ankara...)   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder