*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

1 Nisan 2017 Cumartesi

zaten, şair dediğin biraz da bahane arar...orhan veli de bu yüzden demiştir ; "bütün güzel kadınlar zannettiler ki, aşk üzerine yazdığım her şiir kendileri için yazılmıştır...bense daima üzüntüsünü çektim onları iş olsun diye yazdığımı bilmenin...."





             oğul umur örsan örem'den baba  murat örem'e hediye /2012
                                                


çok olmadı...hepi topu bir kaç ay önceydi....


kalabalığın içinde,  fırsat bulup iki çift laf ediyorduk....bin yıl olmuştu,   görmeyeli birbirimizi...bin yıl olmuştu ama herkes kendi yolunda yürürken geride yıllanmış dostluk kalmıştı...


bira ara anlatırken ben,  son yıllarda  yaşadıklarımı, 
sigarasından derin nefesler çekip 
gözüme gözüme bakıp şunları deyiverdi...

                            sen duygu adamısın...
                            nazım gibisin...
                            bunu bilsin en yakınındakiler...
                            ne seni üzsünler...
                            ne kendileri üzülsünler...



bu cümleleri duyunca birden doğruldum ürpertiyle... 

                           o kadar da değil ...
                           insan kendini bilmeli...
                           insan haddini bilmeli...
                           tamam duygu adamlığına evet...
          
           hatta nazım gibi suyu denizi  sevmemeye de evet:))
           ama nazım hikmet türkçenin en büyük şairlerinden...
                            
                           ben haddimi bilirim...
                           gururlandım cümlenden ama...
                           ben haddimi bilirim.... 

deyiverdim bir çırpıda mahçubiyetle...



nazım hikmet hakikaten  büyük bir şairdir...
çok acılı ve çok da travmalı bir hayat yaşamıştır...


türkçenin , tüm dünyada en bilinen şairlerindendir...


nazım hikmet deyince...
iniş çıkışlarına siyasal tercihlerine söyleyecek sözünüz olabilir...
duygusal depremlerine de olabilir....


benim de var mesela, bir araba sözüm...



mesela, türkçenin en büyük şairinin, "kuvva-i milliye"  gibi bir destanı yazan ismin,  sürgünde yazdığı ısmarlama politik şiirler ağrıma gidiyor...aşkın ve sevdanın en büyük şairinin hayatının kadınları olan  pirayeye , münevvere yaptıkları ağrıma gidiyor...



ama bütün bunlar bir yana ; yine de hala bir çok şiirini gözümle ve sesimle okurken, bambaşka diyarlara gidiyorum türkçemizin  o büyük zenginliğinin  ballı kuyusunda...



bir gece otururken  evde, en uzun ve en sevdalı şiirlerinden birini  okumalıyım  artık nazımın deyip bastım telefonumun record tuşuna ...



ortaya  yarım saatlik bu uzun şiir kaydı çıktı....
ne montajı ne efekti var bu kaydın...
yayıncılık tabiriyle söylersek tulum çıktı ortaya, hatası sevabıyla....



saman sarısı şiirini, bilenler bilir,  
son kadını vera tulyakovaya yazmıştır  şair...


verayla ilgili de onlarca tevatür döner  yazılı kaynaklarda....
öyle ya da böyle bu unutulmaz şiiri yazma vesilesidir vera...


zaten, şair dediğin biraz da bahane arar içindekini dile getirmek için...


orhan veli de bu yüzden demiştir ; 

"bütün güzel kadınlar zannettiler ki 
aşk üzerine yazdığım her şiir
kendileri için yazılmıştır...
bense daima üzüntüsünü çektim
onları iş olsun diye 
yazdığımı bilmenin...."


buyrun bakalım....
ben okurken yoruldum ama yorulmadım...
nefesim yettiğince, artikülasyonum izin verdiğince...
saman sarısı aşağıda....



( murat örem / 02 nisan 2017 / ankara....)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder