*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

24 Nisan 2017 Pazartesi

duvara çarptığınızda duvara çarpmış olursunuz..eskiler "bir musibet bin nasihatten evladır" derler...kıssalar atalardan, hisseler de sizden...yazıp çizen masal anlatan taifesi, yalnızca elçidir..elçiye de zeval olmazsa iyi olur:))



                               güzel memleketimizden mükemmel bir duvar yazısı...

23 nisan'da kar yağınca çok şaşırdı birileri...
oysa tarihin döngüsünü bilenler için sürpriz değildi...


her kışın içinde yaz olduğunu
her yazın içinde de kışın saklandığını bilenler  şaşırmadı....


bir bayram sabahı lapa lapa yağan karı görünce
ne çok ama ama ne çok eskilere gittim...


çok küçükken en çok veli dayı hikayesini severdim...
annem müjgan hocanım defalarca anlatırdı bana usanmadan...

o kadar basitti ki aslında veli dayının başına gelenler...
ama anlayana çok şey anlatırdı...


annemin bana anlattığı gibi anlatmayı başaramasam da 
deneyeceğim bu hikayeyi yazmayı şimdi...

ben anlatayım da; 
kim nereye uyarlamak isterse 
onu yapsın....

                                                ****

ormanda yaşayan veli dayı tembel bir adamdı....
ağustosböceklerinin fahri temsilcisiydi :) adeta.... 


oysa kış gelmeden hazırlık yapması gerekirdi...
ama gamsızlık ve tembellik biraraya gelince....
habire pazarlık yapardı veli dayı kış babayla...

yaz sıcağında kafasını kulübeden çıkaran veli dayı
"kış baba kış baba gelmeden önce bana haber ver...
yiyecek içeçek depolayayım, odun istifleyeyim"  
derdi...


bunları duyan kış baba her seferinde  veli dayıya 
"peki peki sen benden haber bekle " diyerek cevaplar verirdi...


bu cevabı duyan veli dayı da gamsızlığa devam ederdi...
yine keyfine bakıp hiçbir işin ucundan tutmazdı....


aradan zaman geçtiğinde bir gün titreyerek uyandı veli dayı...
kulübesinin içine kar yağıyordu artık...
yağmur falan değil lapa lapa kar yagıyordu....


büyük bir hışımla dışarı çıkan veli dayı şöyle seslendi; 
"kış baba kış baba...sen beni kandırdın...
hani gelmeden önce haber verecektin bana...."


güldü veli dayının haykırışını duyan kış baba...

"evlat ben sana çok haber verdim....
amma sen hiiiç oralı olmadın...
sararıp yaprak olup kapnın önüne düştüm...
esen rüzgar olup pencerenden içeri girdim...
yağmur oldum çatına yağdım...
ama sen yine hiiiiç üzerine alınmadın...
en sonunda da böyle kar olup kulübene yığıldım işte..."


kafasını kaşıdı veli dayı...
haklıydı kış baba...
ama o hiç üzerine alınmamıştı...

kondurmamıştı kış babanın geleceğini veli dayı... 

ille "ben gelmek için yola çıktım..."  cümlesini beklemişti...
sonunda da karlar üzerine  yağarken titreyerek uyanmıştı...


oysa hayat da kış baba gibi yapar...
size gün gün  saat saat hep bir şeylerin haberini verir...
bu haber bazen şifrelerle olur, bazen  " dan"   diye....

siz hayatın döngüsünü önemserseniz
görürsünüz her dakika yeni bir şeylerin geldiğini...

veli dayı gibi yaparsanız...!!!

duvara çarptığınızda 
duvara çarpmış olursunuz...

eskiler buna 
bir musibet bin nasihatten evladır 
derler....

kıssalar atalardan,  hisseler de sizden....

yazıp çizen masal anlatan taifesi,  yalnızca elçidir...
elçiye de zeval olmazsa iyi olur:))

( murat örem / 24 nisan 2017 / ankara....)



 



2 yorum:

  1. Homeros muydu? Diyojen miydi yoksa Heredot muydu yooo yooo Veli dayı;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. belki de sofoklestir :)))
      en ünlü masal anlatıcılardan biri olarak...

      murat...

      Sil