*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

10 Nisan 2017 Pazartesi

olmadı…dönemedim hemen…zaten gerek de kalmadı…!!! 24 saat yetmişti soluk alan ağır bir hastanın soluksuz kalması için…sabaha karşı düştü telefonuma mesaj “murattt, kaybettik….” diye…



yıllar yıllar önceydi….

yola çıktığım/ız/da  aklım yolda değildi…
aklım hem gideceğim  yerdeydi….
hem de hemen geri döneceğim yerde…


gidince eşyalar iyi kötü toparlanacak,
prizler, buatlar , kornişler elden geçirilip  takılacak
kiralık bir ev ,   bir yuva olacaktı   
gepgenç bir adam için…


ilkgözağrım  için...


güneşli bir   cuma akşamına doğru vardığım/ız/da, temmuzdu…
saatler içinde,  her şey iyi kötü yoluna girmişti…
bir baba ne yaparsa onu yapmaya çalıştım ben de…
eksik gedikler şunlar bunlar…


herkesin rolü ayrıydı..... 
annenin, babanın, kardeşin, ağabeyin....


herkes duvara bir taş koyunca;  
kiralık ev yuva olmaya başlamıştı…


aklım artık gideceğim yerde değildi…
işini yapmış insanların huzuru içinde
aklım hemen geri döneceğim yerdeydi…


olmadı…
dönemedim hemen…

zaten;
gerek de kalmadı…!!!


ne yazık ki  , 24 saat yetmişti …
soluk alan ağır bir hastanın ,  soluksuz kalması için…


sabaha karşı düştü telefonuma mesaj
                                
                                     “murattt...kaybettikkk….” 
diye…



utandım…mahcup oldum…
diyemedim kimselere tek söz…


yanında olayım,   isterdim...
yanında olayım,   isterdi....
yıllarca , çok da sitem etti...
haklı olarak.... 


öncesinde çok yanyana olmuştuk....
acılarda da kahırlarda da sevinçlerde de...
sonrasında da öyle....


-ama ateşin düştüğü anda , yanında olmak başkaymış...
yanında olunmak da başkaymış....bunu da yaşadım yıllar sonra.....-


yıllar önceki, o kaybettik mesajının ardından 
koca gün   aynı prizlerin vidasını tekrar sıktım…mahcubiyetle...


ve gün akşama dönerken, pencerenin kenarına oturdum
muhtemelen  arda’nın yaptığı kahvemi içtim en yukarıda  fotoğrafını   gördüğünüz.... 


ve şu dizelerini mırıldandım orhan veli kanık’ın….

“pencere , en iyisi pencere….
geçen  kuşları görürsün hiç olmazsa
dört duvarı göreceğine….”

                    
                     (  murat örem / 10 nisan 2017 / ankara….) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder