*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

2 Nisan 2016 Cumartesi

sabahattin ali pusuyla öldürüldüğünde doğanlar bugün yalnızca 68 yaşında…ama "öldürülen" sabahattin ali sonsuz yaşında…ve türkçemiz durdukça yaşayacak....



2013 yılının şubat ayında,
bundan tam üç yıl iki ay önce
"bahar vaktinde kırılan dal; sabahattin ali 
başlığıyla şu yazıyı paylaşmışız bu blogda;

“ 41  yıllık ömre ne sığar ?
okullar, diplomalar, umutlar, sevdalar mı ?
iş hayatı, ekmek kavgaları mı ?

ne sığar 41 yıllık hayata ?
yalnızca aşklar,
nişanlılıklar , evlilikler mi ?
çocuklar mı ?

nedir 41  yaş?
çocukluğun dünyasındayken
kaf dağı kadar uzak 
hatta neredeyse 
ölünecek kadar ihtiyarlıktır 
41 yaş...

büyüklerin basamaklarına ulaştıkçaysa
hayatın ortası hatta ortasının da ortasıdır daha...

ne sığar 41 yılık ömre ?
arkadaşlığın, dostluğun , anne baba ,
evlat olmanın kıymetini daha bir bilmek mi ?

şiirler mi,  hikayeler mi..
bir ülkenin acı gerçeğinin romanlarla tasviri mi ?
kürk mantolu madonna , kuyucaklı yusuf ,  içimizdeki şeytan  mı ?

dışarda deli dalgalar / gelir duvarları yalar
seni bu sesler oyalar /aldırma gönül aldırma 
dizeleri mi ?

başım dağ, saçlarım kardır, / deli rüzgarlarım vardır
ovalar bana çok dardır, /benim meskenim dağlardır  
mısraları mı ? 

ne sığar 41  yıllık hayata ?
41  yaşındayken alçakça öldürülmeyip yaşasaydı
daha neleri neleri  sığdıracaktı sabahattin ali...

2 nisan 1948’deki  öldürülüşünün üzerinden 65 yıl

25 şubat 1907'deki doğumunun üzerinden
tam tamına 106 yıl geçmişken...

adımız sabahattin ali olsaydı
ve alçak bir pusuda
başımız taşla ezilip öldürülmeden önceki yıllarda da
sürgünler, acılarla geçseydi kısa ömrümüz
41  yıla biz  neler sığdıracaktık.......

çok acelesi olduğunu bilirmişçesine
kısa hayatına unutulmaz eserler sığdıran
sabahattin ali hakiki ustalarından kalacak
türk edebiyatının, her daim...

her vesileyle sabahattin ali adını saygıyla anıyor olmamızın sırrı
bizim vefamızdan daha çok , onun türkçemize vurduğu mühürde saklı....

bir de hala en küçük fırsatta başını kaldırmayı bekleyen yaralı ama  arsız sırtlanın, doymak bilmez “düşünen insan avlama”  geleneğinin nerelerden ne zamanlardan gelerek beslendiğini çok iyi idrak etmemiz gerektiğinde...


aldırma gönül aldırma, leylim ley, göklerde kartal gibiydim , geçmiyor günler , ben yine sana vurgunum, melankoli, dağlardır dağlar şiirleri farklı isimlerce bestelenip söylenen sabahattin ali’nin  gücü , anlattıklarındaki gerçeklik, sahicilik ve sahihliktedir....

bu sahihliktir ki en sonunda canına mal olacaktır sabahattin ali’nin  !!!!

elinde kalemi , klavyesi olanlara verilecek  tek cevabın yine kalemle, klavyeyle  olması gerektiğini herkes öğrenmek zorunda .

kalemin, kelamın ve klavyenin yerini silahın , vesayetin , darbelerin  aldığı günleri de gören bir büyük ve acılı ülke, hiç olmazsa  21. yüzyılı iyi okumalı..

insanlığın en üst ligine , medeniyet merdivenine  yalnızca ekonomik verilerle çıkılmıyor...

bir gün yolunuz,  şimdilerde  müze olan sinop cezaevinin avlusuna düşerse ; burda çiçekler açmıyor, / kuşlar süzülüp uçmuyor,
yıldızlar ışık saçmıyor, / geçmiyor günler, geçmiyor
mısralarını fısıltıyla, yüksek sesle duyarsanız
bu unutulmaz şiirlerin de şairi  sabahattin ali’nin gölgesi de
belirebilir önünüzde...

hiç dahliniz olmadığı halde,  tarihte gadre uğramış yüzlerce binlerce  insan isimle birlikte sabahattin ali’den de bir koca özrü esirgemeyin,   buna yüzü tutmayıp aklı ermeyenler adına da...

aradan iki ay geçtiğinde ve tarih 2 nisan 2013 olduğunda da bir başka yazı daha yazmışız sabahattin ali’yle ilgili…

artık yıl  2016…
aylardan yine nisan…
ve yine bir ölüm yıldönümü zamanı
2 nisan 1948’de öldürülen
sabahattin ali için…

sabahattin ali  
başı taşla ezilip öldürüldüğünde doğanlar 
eğer ölüm onları daha erken bulmadıysa
bugün 68 yaşında…

ama öldürülen sabahattin ali yaşıyor…
yaşayacak…

insanlık oldukça yaşayacak…
iyi insanlar ve kötü insanlar oldukça yaşayacak…

insana dair rezillikler ve güzellikler öne çıktıkça yaşayacak…

insanlığa dair tahlilleriyle
bestelenmiş bestelenmemiş şiirleriyle
unutulmayacak romanlarıyla,
gözüpek deneme yazılarıyla
türkçe durdukça
hep yaşayacak
sabahattin ali…

hatırlatalım istedik…
bir kez daha
saygıyla saygıyla saygıyla
analım istedik….
( murat örem / 02 nisan 2016 / ankara…) 
- fotoğraf / arda erhan örem/sinop cezaevi müzesi / temmuz 2015-

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder