*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

16 Ocak 2016 Cumartesi

ve sonra vakit gecenin yarısını çoktan geçmişken, elinde kaşarlı, pul biberli, kekikli ve nar gibi kızarmış ekmekle görünmüş evlatların evladı, ardaların ardası…




         akşam olmuş eve gelmişsin ; 
         “ yorgun gözünün halkalarında güller gibi fecr olurken nümayan…”

        
o öyleymiş de bu böyleymiş de….
         o şunu demiş de bu bunu dememiş de…
         diye diye ;  

bir koca hafta daha bitmiş…
bir koca hafta daha ömürden geçmiş gitmiş…
        
         gece olmuş eve gelmişsin…
         vakitlerden bir vakit telefon çalmış….
         “baba “ demiş karşıdaki ses 
         “önemli mi bilmiyorum ama kafam çoook takıldı şuna..” demiş…
        
sonra sıralamış böyleyken böyle oldu diye
         sonra endişeyle sormuş acaba şöyle olabilir mi diye….
         
         sonra susmuş dinlemiş…
         sonra susmuş dinlemiş…
        
         sonra ne kadar mecalin kaldıysa
         anlatmışsın 50 yaşın baba tecrübesiyle…
         sen gene de git mutlaka doktora da
         bence kesinlikle şu nedenden oluyor
için çok ama çok rahat olsun…demişsin…
        
“ peki baba….” demiş karşıdaki ses…
        
         tamam oğlum ben yine de sorayım enikonu doktor bora’ya demişsin…
         tıpatıp aynı cümleleri kurmuş bora sorduğun soruya cevap olarak…
         hani şu kim milyoner olmak ister’deki yol arkadaşın doktor  bora…
        
hani , matrix’i bilemeyip beraber çuvalladığınız doktor bora…

         aramışsın tekrar büyük oğlunu…
         tane tane anlatmışsın, bir şeyin yokmuş diye…
          
         sonra sesi deriiiinlerden gelince oğlunun
         “oğlum artık daha canlı gelsin nefesin…
ah keşke bana da anlatsa böyle tane tane her şeyi birileri ” 
demişsin…

         kapatmışsın telefonu…
sonra, ne tatlı / ne  zormuş yahu baba olmak demişsin içinden…
         sonra geçmişsin bilgisayarın başına bir yazı daha yetiştirmek için…

         ve sonra
vakit gecenin yarısını çoktan geçmişken
         tıkırtılar içindeki mutfaktan
         elinde yukarıda fotoğrafı görünen
kaşarlı, pul biberli, kekikli
ve nar gibi kızarmış ekmekle görünmüş
         evlatların evladı
         ardaların ardası…
        
sonra…
         iyi ki ama iyi ki varsın arda demişsin…
         sonra yaşıyoruz yaşıyoruz çok şükür demişsin…
          
         sonra tüterken sigaranın dumanı
         oturup bu yazıyı yazmışsın….

         ( murat örem / 16 ocak 2016 / ankara….) 
                                          ezginin günlüğü / küçüğüm / cover
                                          murat örem / arda örem....

2 yorum:

  1. Taşkın Örem:İşte ebeveyn olmak böyle birşey,Hasta olanı merak eder araştırırsın.Sana yardım ettiklerinde mutlu olursun.Yani evlatlarınla sevinir,onlarla üzülürsün.Yaşam böylece sürer gider.Ne kadar büyürlerse büyüsünler çocuk anne babanın gözünde hep çocuktur.Sevgiyle öpüyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öğreniyoruz hocam...
      öğreniyoruz...:)))

      selam sevgi hürmet...
      murat....

      Sil