*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

9 Aralık 2013 Pazartesi

reşat nuri güntekin ; " türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi”



            - yazıyı en aşağıdaki  müzik eşliğinde okumanız tavsiye edilir...- 

TRT televizyonlarının da her zaman büyük gururla tekrar tekrar yayınlayabileceği   nitelikli  dizi ve drama çalışmalarındandır  Çalıkuşu...

Çeyrek asırdan daha önceki yıllarda yayınlanan TRT üretimli efsane çalışma olan  ilk Çalıkuşu‘nun  yönetmeni  Osman Seden olurken, dinleyeni alıp bir yerlere götüren müzikleri de  Esin Engin’e aittir...

Aydan Şener ve Mine Çayıroğlu da unutulmaz oyuncularıdır bu dramanın...

Maalesef bugün Osman Seden de Esin Engin de aramızda değil...

Reşat Nuri öleli zaten onlarca yıl oldu...

1956 yılının 7 Aralık’ında öldüğünde  67 yaşındaydı Reşat Nuri...

Reşat Nuri Güntekin’in eserleri her zaman en çok sahnelenen  filme alınan, draması yapılan , radyo tiyatrosu olarak oynanan eserlerdir...

Hatırlatalım ki, Ankara Devlet Tiyatrosu da içinde olduğumuz sezonda Çalıkuşu’nu kapalı gişe oynuyor...

 Reşat Nuri yaşadığı dönem ve sonrasında edebiyat dünyasının zor beğenen (!) kesimi için “genç kız romancısı” olarak hafifsenmiş ve küçümsenmiş olsa da Ahmet Hamdi  Tanpınar bir hakkı her zamanki üslubuyla teslim ederek “Türkçe'nin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi”  ifadesiyle anmıştır, Güntekin’in eserlerini  ... 

Reşat Nuri Güntekin, yaşarken verdiği röportajlarda romanlarını önce tiyatro senaryoları olarak zihninde tasarladığını söylemiştir...

Aslında, eserlerinin sinema, tiyatro ve televizyona defalarca  ve başarıyla  aktarılabilmesinin altında yatan ana unsur da Reşat Nuri’nin yazdıklarındaki   sağlam dramatik yapıdır..

Reşat Nuri, 25 Kasım 1889’da  İstanbul’da doğar ve çocukluğu Anadolu'nun çeşitli yerlerinde geçer...

Milli Eğitim Müfettişi olduğunda da anadoluyu  dolaşmaya  devam eder Reşat Nuri..

Bir dönem  öğretmenlik de yapan Reşat Nuri Güntekin, o dönemde örneklerine özellikle edebiyatçılar arasında fazlasıyla rastlayabileceğimiz şekilde  Çanakkale milletvekili olarak mecliste de bulunur....

Reşat Nuri Güntekin’in  romanlarında kusur olarak görülen özellikse karakterlerini  iyi-kötü ve siyah- beyaz olarak keskin çizgilerle ayırmasıdır...

Zaten kendisine yakıştırılan eleştirilerin altında da , bu şabloncu yapıya getirilen itirazlar vardır....

Umuyoruz ki, edebiyat ve Türkçe derslerini şevkle aktaran öğretmenlere rast gelen  gençlerimizin   daha yakından  tanıyıp sevdiği  biridir Reşat Nuri Güntekin bugün de....

İstanbul Şehir Tiyatroları salonlarından birine adı da verilen Reşat Nuri Güntekin'in tiyatro yazarlığı ve eleştirmenliği  hak edildiği kadar  üzerinde durulmayan özelliklerindendir  hala...

Türk edebiyatında önce radyo sonrasında sinema ve televizyona uyarlanan eserleriyle  daha da öne çıkan  ve öyle ya da böyle daima gündemde olan Reşat Nuri Güntekin , 7 Aralık 1956‘da  geride kalanlara hoşçakalın dediğinde 67  yaşındadır....

Ölümünden sonra eşi Hadiye Güntekin çok uzun bir ömür sürerek ayrılır dünyadan...

Kızları  Ela Güntekin’se 2010 yılının  Ağustos ayının ortalarında babası ve annesinin yanındadır tekrar...!

Reşat Nuri ve Hadiye Güntekin çiftinin tek evladı olan Ela Güntekin TRT Ankara Radyosu’nda da çalışmıştır yıllar boyunca ...

Sevgi Soysal’ın Yürümek adlı romanındaki Ela karakteri  de Ela Güntekin’dir ve bu roman aralarında kırgınlıklara da neden olmuştur...

Reşat Nuri Güntekin’i 7 Aralık 1956’daki ölümünün 57. yıldönümünde kısa bir yazıyla anmamız yeterli mi ?

Elbette hayır...

Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı onlarca roman  Türkçe yaşadıkça okunacak, uyarlanacak, tekrar tekrar izlenecek...

Yazının sonunda da diyelim ki ;
Reşat Nuri Güntekin’i , “genç kız romancısı....şu bu”  diye hafifsemek kolay....

Milyonlarca insanın ömrü boyunca toplam on kitap bile okumamakla  gurur duyduğu , bu durumu asla eksiklik olarak görmeyenlerin kahir ekseriyette bulunduğu  bir coğrafyada,  genç kızlara yönelik olsa da (!) onlarca roman yazmak bile  tek başına dahi   eli öpülesi güzelliktir çünkü...

( murat örem / 09 aralık 2013 / ankara...) 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder