*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

9 Aralık 2013 Pazartesi

erhan bener ; aramızdan kitaplarla geçen 'bürokrat(!)'


“ Bir karga tünedi hastane odamın balkonuna. Dikti gözlerini bana... (..) Bir süre bakıştık, öylecesine, şimdiden ölümcül düşmanlar gibi(..)

Ondan mı korkacağım?
Sinirleniyorum onun kendinden emin küstahlığına...

Öfkeyle çekiyorum kolumdaki, burnumdaki, boğazımdaki kabloları, hortumları, kateterleri…
Fırlatıp atıyorum!

Kalan gücümü toplayarak, sendeleye sendeleye de olsa balkona yanaşıyorum. Kapısı açık…
Karganın dibine kadar sokuluyor, kendimi yukarı çekip balkonun kenarına, yanına oturuyorum.

Şaşırıyor.
Şaşıracak tabii.

İp boynuna geçtiğinde,
insan sandalyeye tekmeyi kendi atmasını bilmeli.
Hiç tereddüt etmiyorum…”


Ağabeyi Vüs'at Bener gibi edebiyatçı  olan Erhan Bener’e ait   Karga” isimli hikayeden alıntıladığımız cümleler bunlar...

Altında

Gazi Üniversitesi Hastanesi, 1352 numaralı oda
7 Aralık 2007 / Erhan Bener

dipnotu bulunan hikaye 78 yaşındaki Erhan Bener’in ölümle yüzleşmesini anlattığı son cümleleri ve  kağıt kalem , klavye tutacak  takati kalmadığı için oğlu Yiğit Bener tarafından kağıda dökülmüş hali..

Erhan Bener, 19 Nisan 1929’ta  Kıbrıs Lefkoşa'da dünyaya gelir.
1950 yılındaki Mülkiye mezuniyetinden sonra  Ankara Hukuk Fakültesi'nden de  mezun olur...

Yüksek bürokrasinin hemen her kademesinde görev alarak yıllar boyunca  yurtdışı ve yurt içinde çalışan  Erhan Bener  1975 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürü sıfatıyla emeklidir...

Erhan Bener’in meslek yıllarını anlattığı  Bürokratlar başlıklı yazıları ve bu yazıların kitaplaşmış halleri 1970’lerin sonları ve 80’lerin ilk yarısında  deyim yerindeyse dönemin best sellerı / en çok satanları  olmuştur...

Bir çok romanı vakti zamanında TRT tarafından da televizyona uyarlanmış bürokrattır Erhan Bener ama kendini önce  yazar ve edebiyatçı  olarak tanımlamıştır...

Erhan Bener’in  bütün eserlerinde birey ve bireyin iç dünyası ağır basar...
Anlattıklarının fonunda da yaşanılan dönemlerin koşulları resmedilir ilmek ilmek...

Feridun Andaç’a göre okurken baktıran bir yazar” dır Erhan Bener...
Bir çok eserinin drama haline getirilmesini kolaylaştıran tarafı da bu yeteneğidir öncelikle Erhan Bener’in...

Tıpkı,  bir önceki yazıda vurguladığımız Reşat Nuri Güntekin misali Erhan Bener’in yazdıklarında da görüntülü anlatım vardır sanki...

Bener’in roman ve hikayelerini okuyanlar kelimelerin üzerine rahatlıkla zihnindeki görüntüleri yerleştirebilir...

Erhan Bener hem tek başına,  hem de ağabeyi Vüs'at Bener ve oğlu Yiğit Bener'le birlikte çok sayıda çeviri de yapmıştır...

Vüs’at Bener’in  ağabey Vüs’at’ın gönlündeki ve hayatındaki yeri her zaman çok farklı olmuştur Erhan Bener için...

Çünkü kardeş Erhan’a edebiyat dünyasını fark etme yolunu  açan dahası kardeşinin eğitim sürecinde ona her koşulda gözü kapalı kol geren isimdir ağabey Vüs’at...

Vüs’at Bener yalnızca iyi bir ağabey değildir aslında...
İsmi,  sıradan okurlar tarafından çok fazla  bilinmese de hakiki edebiyat okuru için,  bambaşka ve çok farklı  bir ustadır Vüs’at Bener...

Erhan Bener, her anlamda  çok verimli geçirilen 78 yılın  ardından  hoşçakalın dediğinde  bundan 6  yıl öncedir ve 2007 yılının Aralık ayının başlarıdır...

Ömrü boyunca özellikle yurt dışı görevlerde sahip olduğu ve her biri hayatında ayrı ayrı birer dost misali yer edinen  otomobillerini de Arabalarım isimli akide şekeri kıvamına sahip  kitabında anlatmıştır giderayak  Erhan Bener...

İnsanoğlunun tarih boyunca eşyalarıyla kurduğu tarifsiz ve kıymet bilen  ilişkisinin bir başka adıdır  Arabalarım  kitabı...

Erhan Bener’in hayat hikayesinin de öne çıktığı yazı ve kitapları okuyanlar onun çok çalkantılı geçen yaşanmış sevda hikayelerinin de bir kısmına vakıf olmuşlardır...

Rivayet odur ki , vakitlerden bir vakit şöyle bir şey de olur dinleyicili etkinliklerin birinde...Erhan Bener etkinlikte konuk yazardır ve yıllar önce bir sevgilisine dolu dolu aşık olduğu için  onlarca sayfalık mektup yazdığını söyler dinleyicilere...

Bu cümleleri duyan salonda dalgalanma olur ve bir soru gelir kontra biçimde Erhan Bener’e ;

“Peki bu yaşta , bunca yıldan sonra böyle bir sevgiliniz olsa yine onlarca sayfa yazar mısınız ?”

Erhan Bener’in o dinleyiciye verdiği,  daha da kontra(!)  cevap hayatındaki coşkuyu  bilenler için hiç de şaşırtıcı değildir ;

“ şu anda böyle bir sevgilim olsa değil  mektup
tuğla kalınlığında roman yazardım...”

Ölümünün 6. yıldönümünde Erhan Bener’i şu kısa yazıyla anarken, Türk edebiyatının bir başka ustası Vüs’at Bener’i de ayrı bir yazıda uzun uzun anma sözümüz olsun...

Aramızdan kitaplarla geçip giden iki ustayı
Erhan ve Vüs’at Bener’leri anarken,
halen yazmaya devam eden oğul  Yiğit Bener’e de
iyi dileklerimizi iletelim son cümle olarak...

( murat örem / 09 aralık 2013 / ankara...)



2 yorum:

  1. Hiç yorum olmamasının hiçbir anlamı yok. Güzel, anlamlı bir yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değerli adsız

      siz yorum yazınca hiç yorum olmaması durumu olmaz olmuş :)))
      selamlar

      murat örem

      Sil