*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

20 Aralık 2012 Perşembe

sevgili ve değerli insan kızı / insan oğlu ;



sevgili ve değerli insan kızı  / insan oğlu ;



duydum ki “iç dünyanızı ele vermeyin” diyormuşsun...

“yazarlar çizerler iletiler insanın iç dünyasını ele verir “ diyormuşsun ...



oysa ;

insanların iç dünyalarının açığa çıkması ayrı şey,
insanların iç dünyalarını açığa vermesi başka şey...
dir....
 
birincisinde bir kendiliğinden varken,
diğerinde,  sanki kendini ele vermek anlamı var..

peki, sence insanların iç dünyalarının açıkta olmasının kime ne mahzuru var...
insan denen canlı iç dünyasıyla da var olmuyor mu...
iç dünyayı ele vermek onursuzluk mu , aptallık mı ?

 
iç dünyanda özleminden sevginden paylaşma arzundan acı çekerken dış dünyadaki kabuğunla cool  görünmek mi insanlık ?

iç dünya illa karanlık mı olmak zorunda...???

balçık mı olmak zorunda ?
iç dünya bir insan kadar  güzel de olamaz mı ?
insana dair olamaz mı ?




iletiler , yazılar , şairler, yazarlar ibaresine gelince....
elbette bunlar zaten yazanı tarafından iç dünyası ele verilsin diye değil, ayan beyan sakınmadan çekinmeden iç dünyasında hissettikleri açığa çıksın diye kaleme/klavyeye alınıyor, alındı, alınacak tarih boyunca...

 
bunda utanılacak ne var ?
bunda karanlık olan ne var ?

 
ayrıca iç dünya dediğimiz şey yalnızca yazarlarda , şairlerde mi olmalı ?
bu toplum iç dünyasına daha çok kulak verseydi,
bireyler tek tek çok daha mutlu olurdu,
biz daha estetik şehirlerde,
daha medeni trafikte,
daha özgüvenli insanlarla

gelir ve mutluluk dağılımının bu kadar çarpık olmadığı
bir toplumda  yaşardık....

 
bir üniversite öğrencisiyle bir sokak çöpçüsü, inşaat işçisi  öğle yemeğinde aynı duvarın üzerine oturup aynı tabaktan kaşıklayabilirdi iki lokmayı birbirlerinin hayatına değerek...
 
bir toplumun geldiği yeri ,
demokratikleşme ve mutluluk ölçüsünü
insan gruplarının birbirleriyle temasına bakarak görebiliriz....

insan gruplarının ve daha da acısı insanların birbiriyle temasının farklı ve patalojik nedenlerle daha başlamadan kesildiği bir yer  iyi bir şey mi sence ?

 
bundan mutluluk çıkar mı ?
aşk çıkar mı ?
kardeşlik çıkar mı ?
huzur çıkar mı ?
yarın çıkar mı ?




ayrıca

her şey ama her şey bir yana
öğrenci öğretmen yerine
seven sevilen olmayı 

tercih etmeni 
canı gönülden dilerim..


gözlerinden öperim...

(murat örem / 20 aralık 2012 / ankara...)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder