*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

6 Mayıs 2015 Çarşamba

nerden çıkardınız ağladığımı…gözüme istanbul kaçmış olamaz mı…?







ne diyor şair ;
“ memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak…”


ne diyor şair ;
“ çok bilen çok yanılır ,   az bilen daha çok…”


ne diyor şair ;
“ ellerin ellerimdeydi ellerin yoktu
gözlerin gözlerimdeydi gözlerin yoktu…”


ne diyor şair ;
uyuyamayacaksın
memleketinin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın….”


ne diyor şair ;
“ ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün…”


ne diyor şair ;
“başka türlü bir şey benim istediğim…”


ne diyor şair ;
“okyanusta ölmez de insan
gider bir kaşık sevdada boğulur...."

ne diyor şair ;
“şu kız kulesinin aklı olsa
galata kulesine varır
bir sürü  çocukları olur…”

ne dedi sana  adı  narkissos  olanlar ; kız kulesinin  boynunu uzata uzata galata  kulesini görmeye çalıştığı o şehirde ve başka şehirlerde yıllarca , kadehlerin kenarını  uzun ince parmaklarıyla oval oval ellerken ;

“ ben sizin kafanızı  karıştırmak istiyorum…”


ne dedin sen de onlara ;

“benim kafam zaten bin yıldır karışık
dikkat edin de  sizin de ayaklarınıza dolanmasın
o karışıklıklar…”

ve şunu demiş olabilir mi yüzlerce yıldır  
en büyük ağabey olan beyazıt kulesi  ,
hem galata hem de kız kulesine parmağını sallayarak;

“ söyle nedir bu edalar bu işve bu naz
 gider ay kız bu güzellik , sana da kalmaz…”

ve keman çalan ölüleri anlatmamış mıydı hüseyin avni dede,
ömrünün en ıslak
ömrünün en yalnız
ömrünün en kalabalık
ömrünün en aşık
ömrünün en güneşli
ömrünün en sloganlı
yıllarının geçtiği o şehirde yaşarken sen
çeyrek asır önceki bir şiirinde…. 


ve sen murat örem
uzun yağmurlardan sonra
yine ve yeniden istanbul’da olduğunda
gözüne ne kaçmıştı da
habire yüzünü ovuşturuyordun…

(murat örem / 06 mayıs 2015 / ankara…)
-istanbul yazıları 1-

-fotoğraf / ima –
-çeyrek asırdan sonra yine okulumdayken,
beyazıt kulesinin gölgesindeyken
hüseyin avni dede'yle ayaküstü hasbihal ederken…
mayıs 2015 / İstanbul - 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder