*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

13 Ağustos 2013 Salı

limonatalı, buzlu ayranlı, karpuzlu, philosophialı , macit gökberkli sıcak bir ağustos yazısı...

Dünyanın her dilinde ilk anlamının dışına çıkan kelimeler   kavramlar var... Mesela sanatla uğraşan anlamında dilimize giren artist kelimesi önceleri sinema sanatçıları için kullanıldı...

Fakat özellikle argoda  kendini beğenmiş,  farklı tavırda olanlar  dikkat çekenler  için de kullanıla kullanıla  gerçek anlamının önüne geçti artist kelimesinin yeni anlamı zaman içinde...

Sanatçı kelimesi de yıllar içinde herkese verilen paye oldu  ve özellikle müzik sektöründekilerin tümü sanatçı sıfatıyla anılmaya başlandı...Bu değişimden nasibini alarak anlam kaymasına uğrayan kelimelerden bir diğeri de Arapça edep adap kökünden gelen edebiyat kelimesi...

Bugün bile bir konuda fazla açıklama yapmak isteyen kimselerin sözü şöyle kesilir; Hadi kardeşim kısa kes,  edebiyat yapma bize....

Anlam kaymaları ve argo bütün diller için geçerli...
Fakat dilimizde özellikle kültürel alanları tanımlayan kelimelerin argo tarafından bu kadar pervasız bir saldırı altında olmaları da üzerinde fazlasıyla düşünmeyi gerektiriyor...

Bir dönem münevverin, aydının , okuyup yazan, düşünen ve bunları toplumla paylaşan insan tanımının karşılığı olan entelektüel  kelimesinin başına gelenler de bundan farklı olmamıştı...

Sokakta, yolda belde biraz farklı giyim kuşama,  davranışa  sahip  kişilerin adı belliydi toplumda ; Entel....Yıllarca emek verilmiş öğrenme çabasının karşılığı olarak kullanılan entelektüel kelimesi  kısaltılmış ,  çokça alay ve aşağılamayı da içeren şekilde entele dönüşüvermişti...

Kültürümüzde yine argo tarafından saldırı altında olan kelime ve kavramlardan biri de  kökü antik yunana ve yunancaya dayanan felsefe kelimesi...

Felsefe veya düşün bilim, Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamlarına  gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" kelimelerinin birleşimi...

Philosophia da bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, araştırmak ve peşinde koşmak olurken ,  "Filozof" ya da felsefeci de bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişiyi tanımlar....

Felsefe ; varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl , hiçlik ,  din ve dil gibi konuların hepsiyle ilgili olabilir.....

Çünkü  Felsefe,  "düşünce bilimidir" ....

Filozoflar , felsefeciler hayata dair yeni sözler, cümleler, kavramlar  ve bilgiler arayan kişiler olmuştur...

İronik bir dille söylersek, daima icat çıkarmışlardır  felsefeciler...

İki arkadaş, iki insan ya da birden fazla kişi herhangi bir konuda tartışır ya da fikir alışverişinde bulunurken ortam biraz gerilirse taraflardan biri rahatlıkla alaycı ve küstah bir tavırda şunu da diyebilir her zaman ülkemizde ;

Arkadaş  felsefe yapma...
Lafı dolandırıp boğuntuya getirme...

Felsefe kelimesi ve kavramı bugün bile sıradan insanlar için laf kalabalığı olarak yorumlanabilir... 20 yıl önce yine bir Ağustos gününde  aramızdan ayrılan Prof. Dr. Macit Gökberk de bu şartlarda felsefeye gönül ve emek veren isimlerden olmuştu ülkemizde...

Macit Gökberk, felsefe dilinin yalınlaşması, terim karmaşasının giderilmesi ve kavramların sınırlanması alanlarında çalışmış bir Türk felsefecisiydi ....

1908 yılında doğan Macit Gökberk 15 Ağustos 1993 tarihinde aramızdan ayrıldığında 85  yaşındaydı...Yıllarca  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki hocalık görevine devam eden Prof. Dr. Macit Gökberk emekliye ayrılsa da çalışmalarına devam etmişti...

Felsefe tarihi ile dil ve bilgi konularında yoğunlaşan Macit Gökberk’in Felsefe Tarihi adlı çalışması hala çok önemli bir eserdir...

Bir toplum felsefeyi laf kalabalığı olarak görürse daha yürümesi gereken çok yol vardır...

Bir toplum Macit Gökberklerinin adını , yaptığı işi  üçüncü lig futbolcularının ismi kadar bile merak etmiyorsa yandı gülüm keten helvadır....

İtirazı olanlar parmak kaldırsın....

( murat örem / 13 ağustos 2013 / ankara...)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder