*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

28 Ağustos 2013 Çarşamba

friedrich nietzsche, ahmet hamdi tanpınar'a cemil meriç'in kitabını ne zaman imzalayarak hediye etti...?


Modernleşmek, asrileşmek için merkeze batı kültürünü  koyan ve bunu yaparken tarihsel sürecine bilerek bilmeyerek  uzak düşen   toplumlarda,  zaman içinde yöneten / yönetilen arasında baş gösterecek çatışma noktalarının kaçınılmaz olacağı görüşü , hem batıda hem de doğuda her zaman dile getirildi...

Türkiye’de de özellikle Osmanlı dönemindeki Tanzimatla  başlayan ve cumhuriyetle devam eden batılılaşma hamlelerinde  karşılaşılacak dirençleri  onlarca yıl öncesinden yazıp söyleyenler hem bedeller ödedi hem de  karşı devrimciler olarak tanımlandı....

Belki böyle yapılmayıp bu söylenenlere kulak verilseydi ortaya çok daha iyimser bir gerçeklik  çıkarılabilirdi...Hatalar en aza indirgenebilirdi...Ama, farklı olan her sesin peşinen reddedildiği dahası düşman bellendiği onlarca yıllık dönemlerde deyim yerindeyse su içten içe kaynamaya devam etti...

Oysa siyasi yelpazenin farklı yerlerinde duran Ahmet Hamdi Tanpınar, Cemil Meriç, Oğuz Atay, Halit Refiğ, Kemal Tahir gibi çok değerli isimler kendi uzmanlık alanları üzerinden  gelecekte olacakları  anlatmaya çalıştılar...

Kendisi de bir batılı olan ve  bundan 113 yıl önce  25 Ağustos 1900’da ölen Alman düşünür Fredrich Nietzsche de benzer şeyler söylemişti doğu batı ilişkisine dair..

Çünkü batı kültürü
değerlerin içini boşaltmış,
 insanı kalıplara hapsetmişti.

Belki Nietzsche’nin bir çok isimden kesin olarak  ayrıldığı yer sorunu dönüp dolaşıp nihilizme , hiçliğe dayandırmasıydı.

Ona göre nihilizm,
değerin, anlamın ve istenilecek bir şeyin radikal  biçimde reddiydi.

Sokrates ve arkasından gelenler kendi çağlarında “insan”ın değerini vurgulamışlardı ama sonrasında olanlar insana yakışmaz hale gelmişti  Nietzsche’ye göre...

Nietzsche, nihilizmle ifade ettiği bunalımın  iki yüzyıl boyunca etkili olacağını söyleyerek –ki bu tarih 2100’lü yıllara kadar gider...- ileri görüşlülüğünü  hatta kahinliğini de ortaya koymuştu sanki...

Başta din ve devlet olmak üzere  güçlü unsurların tanımladığı  yapay  bir uygarlıkta değerlerin değersizleşmesi kaçınılmazdı Nietzsche’ye göre...

İnanç gibi, ahlak gibi kavramların arkasına saklanan , insanları robotlara  çeviren kültürel yapı ancak “değerlerin yeniden değerlendirilmesiyle aşılabilecekti.

Yeni bir müzik için yeni kulaklar lazımdı.
O yüzden felsefeyi çekiçle yaptığını söylemişti Nietzsche.

Bu çekiçle insanı kişiliksizleştiren bütün düşünce ve uygulamaları yıkmayı amaçlıyordu Nietzsche...

İnternette yazan her şeye sorgulamadan  inanmak gibi gittikçe yaygınlaşan bir alışkanlık , tembellik ve cahilliğin hüküm sürdüğü günümüzde Nietzsche’ye atfedilen sözlere de daha dikkatle bakmamız gerekiyor.

Köklerinden koparılmış veya ona(da) atfedilmiş onlarca cümle müsveddesi bugün sanal ortamda Nietzsche imzasıyla kol geziyor. Günümüzde içine sıkıştığımız düşünce  darboğazından Nietzsche’yi de daha iyi anlayarak çıkabiliriz , onu da çağın “yalancı enformasyon” ruhuna kurban ederek değil...

Çünkü Nietzsche de önce insanı insanca anlatmıştı...
Ölümünün 113.  yılı vesilesiyle hatırlatmak isteriz....

( murat örem / 28 ağustos 2013 / ankara...)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder