*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

26 Mart 2017 Pazar

çöp tenekesinde bulunan bir demet mor sümbülle, mürdümeriğibakışlıkadının hikayesi.....



ankara’da güzel mi güzel bir pazar günü  işte…
gün öğleyi dönünce  biz de katıldık  kalabalığa…
yürüdük yürüdük yanyana , yanyana , adım adıma


nasıl güzel bir kalabalık var seğmenler parkında


demlenmiş çayını  rejisör koltuklarında yudum yudum içenler…
evde yapılmış börekleri çocukların ağzına tıkmak isteyenler…
teneke bira kutularını  kalabalığa gösterince büyüdüğünü sanan ergenler



her renkten her yaştan insan….kendi halinde…dünya halinde…
insan işte…insan işte…


biz de soluklanalım dedik şurada…
soluklandık…sohbetlendik…
ince kalın sigaraları yaktık…
aktı zaman bir süre…
bir süre daha…


sonra , hadi gidelim dedim, kalk yürüyelim  dedim,  sıkıldım dedim…
peki dedi, geç bile kaldın dedi mürdümeriğibakışlıkadın
amma mızmızlandın murat demedi…sakince peki dedi…


bilir, iyi bilir , sıkılırım ben bir yerde uzun oturunca…


yeniden yürüdük yanyana tunalıya kadar…
şuradan beş on dakika kitaplara gitmem lazım dedim…
ayakkabı satan mağazalara ben de iki dakika uğrasam dedi…
elbette, yarım saat sonra şurasında buluşalım tunalının dedim…


mürdümeriğibakışlıkadın yeni  alacağı ayakkabılarına gitti…
ben de aklımdaki kitaplarım   için yürümeye devam ettim…
bir anda gördüm ki ; öyle duruyordu bir demet sümbül…
tunalının  çöp kutusunun üzerinde,  seyyar paketiyle, fiyonguyla…


bekledim üç beş dakika, sahibiyim diyerek  gelen giden olur mu diye…
baktım kimsenin umrunda değil, çıkardım telefonu çektim fotoğrafını…



kimbilir ne olmuştu…kimbilir kim almıştı o bir demet sümbülü…

kimbilir kime almıştı şu güzelim bir demet sümbülü…

ve kimbilir ne olmuştu da sahipsiz  bırakılmıştı o bir demet sümbül…

belki de sümbüle değil de alana  kızmıştı sümbülün yeni sahibi…

fırlatıp atmaya kıyamamıştı da, bir çöp kutusunun üzerine bırakmıştı..


saniyeler içinde kaç senaryo geçti aklımdan…
eğer böyle olduysa , yine de iyi bir insanmış dedim içimden…



çiçeklere kıyan,  insana da kıyar çünkü…

çiçeklere kıyamayan,  insana hiç kıyamaz çünkü…


50 yıllık ömrümde öyle çok çiçek almıştım ki…
kah demetiyle…kah saksısıyla…kah jelatinli simli süslü halleriyle…
hepsini üstüste koysam orta halli bir 4 çeker daha  aldırırdı  bana…
helali hoş olsun….helali hoş olsun…


çünkü bir erkek hangi vakitte, kime hangi çiçeği alacağını  bilmeli…
ve bir kadın da hangi  çiçeği hangi vazoya koyacağını,  mutlaka  öğrenmeli..



bunlar geçerken aklımdan  ben de kıyamadım o bir demet sümbüle
uzandım aldım çöp tenekesinin üzerinden sağıma soluma bakınarak…
hala hazırdım, bu çiçeğin sahibi benim sesini duymaya..
kimseden gelmedi böyle bir ses…
bir demet sümbülle yürüyüp gittim,  sonra kitaplarımı da aldım…


buluştuk mürdümeriğibakışlıkadınla yeniden  tunalının tam kalbinde…
baktım, elinde yeni aldığı ayakkabılarının parlak çantası…
baktı , elimde yeni aldığım kitaplarımın çantası….

ve bir demet de sümbül…


gözlerini kısarak , uzandı aldı sümbülü elimden mürdümeriğibakışıyla..
artık diyemedim ayaküstü, böyle böyle oldu, işin aslı bu  diye…
değiştirdim konuyu, gel şurada bir fincan da kahve içelim falanla….


bu  yazıyı yazarken ben haberi yok hala  hikayenin aslından…
okuyunca ne der mürdümeriğibakışlıkadın,   iyi kötü tahmin ediyorum


kalabalığın içinden çantalarımız ve bir demet sümbülle kaçarken
sümbüllerim var şu kadar liraya diyordu bir başka kadın…
benim de var bir demet sümbülüm en güzelinden hem de  diyordu                        mürdümeriğibakışlıkadın…


şu hayat ne garip değil mi   yohan boka    diyordum ben de mırıldanarak…


yemeği evde mi yeriz murat ….sorusu hemen yanıbaşımdan geliyordu… 
ve ankaraya güzel bir mart akşamı yağıyordu….
     
            ( murat örem / 26 mart 2017 / ankara) 
                   edip akbayram / çiçekleri ezme yavrum
 

4 yorum:

  1. anı yaşamak evet fotograf çektiğinde sümbülü anı kaçırmıştın mor sümbülü alarak çok iyi yakaladın ve anı yaşamaya başladın hayat bu işte. anı yaşamak yaşayabilmek ve yaşatabilmek.ve bu anları kelimelerle ve duygunla başkalarına aktarabiliyor ve bu anı onların yaşayabilmelerine sebep olabiliyorsan aktarabiliyorsan değme keyfine. benide anı yakalamana ortak ettin örneğin. ne kadar güzel. super. ellerine sağlık duygularına da ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili nurettin ağabeyim;

      hani diyor ya şair "güneş yalnızca dirileri ısıtır/güneşin kıymetini bil..." diye...

      işte sen güneşin , hayatın , edebiyatın, insanın kıymetini bilen müstesna bir abimizsin...

      sevgilerim selamlarımla...

      murat...

      Sil
  2. Akşamlarınız hep mor sümbüllü olsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili funda

      ne güzel bir dilek bu ...
      hepimizin öyle olsun....

      çok sevgiler selamlar hepinize...
      erasmus için taaa polonyada olan kızımıza da :)))

      murat...

      Sil