*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

29 Mart 2017 Çarşamba

benim için yoncalodi, 2002 yılında aydın'ın ağustos sıcağında karşıma çıkan o şıngırtılı ses ve 34 yaşımın gençliğidir :))

                                umur örsan örem / arda erhan örem/aspendos/ 2002

- dün, burada  "susurluktaki küçük çocuk ve nilüfer"  temalı bir önceki yazı , bir gün içinde yüzlerce kere okununca ; devam edelim  dedim, anılara ve anılarla özdeşleşen hikayelere..- 

                                                 ****

benim için yoncalodi , 2002 yılındaki 34 yaşımdır... efeler diyarı aydın'ın o ölümcül sıcağında yüzüme aniden yayılan ve hiç unutmadığım gülümsemedir....



nasıl ama nasıl sıcak bir ağustos günü...yeğenim tayfunun acıpayamdaki düğününde bulunmuş, iki gün acıpayamda kalmış ve tatil yoluna revan olmuşuz...sözüm var çünkü hem çocuklara hem annelerine...fethiye, antalya, alanya, side, aspendos, demre, kaputaş, manavgat, düden , aydın, kuşadası, efes, selçuk, aydın, çine.... diye gidecek yol ve tatil...gitti de  çok şükür....


15 yıl geçmiş aradan...yıl 2002....umur örsan 8, arda erhan 4 yaşında....anne baba olan bizler de yalnızca 34:)) bir otomobilin içinde gidiyoruz güneye güneye daha güneye...klimalar mlimalar falan açık ama bana mısın demiyor...


egeyle akdenizin öpüştüğü o coğrafyanın yaz sıcağını bilenler bilir....acıpayam denizliden vira bismillah demişiz, dağları tepeleri aşmışız aydın'a varmışız bir öğle sonrasında...şehir daha da yanıyor...otomobilin kapısını açtığınızda bir alev dalgası öpüyor bedeninizi...ama sözüm var çocuklara... aydın'da mola verip o ne idüğü belirsiz dünya markası hamburger mönülerden yedireceğim...evet , bir zamanlar ben de işledim o günahı...yıllardır kapısının önünden geçmiyorum böyle yerlerin...çocuklar da eşşek kadar oldu...günah varsa da onlar kendileri işliyor artık kötü beslenerek:))) 


birden her yerimiz sıcaktan yapış yapış olmuşken, yana yakıla otomobile de park yeri ararken, bir taraftan da çocuklara laf yetiştirirken araçtaki alıcı  radyo moduna geçti ve aşağıdaki şu derinlikli ses doldurdu içeriyi...açtım sesi..açtım sesi...açtım sesi...bir keyiflendim...bir keyiflendim...


o keyifle park yeri de buldum...yorgunluğum da geçti....hatta bir hamburger mönü de ben de yemiş olabilirim :)   yonca lodi ve unutulmaz erol evgin şarkısı....işte yonca lodi benim için aydın şehir merkezinde klimalar açıkken bile ter içinde direksiyon sallayan 34 yaşındaki o genç:)) adamdır....


hikayenin özü ve özeti budur...
arz ederim değerli okurlarım :))

( murat örem / 29 mart 2017 / ankara ) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder