*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

14 Haziran 2015 Pazar

büyük çoğunluk sevgili olsun, karı koca olsun, bir elmayı dişlerken bile değirmez dudağını karşısındakinin ısırdığı yere…titrememiştir bir buluşma öncesinde bacakları…sabırsızca beklerken sevdiğini, gözüne akrep yelkovan kaçmamıştır hiç…ne kadar yazık...



Yukarıdaki fotoğrafta  ne görüyorsunuz…
Ne görüyorsunuz yukarıdaki fotoğrafta…

Gökyüzünü mü…???
Demir parmaklıkları mı …???
Balkonları da odaların ruhsuzluğuna indirgeyen cam duvarları mı ???
Kadınların bir dönem meftun oldukları fiskos masasını mı ???

Soldaki çiçeği mi ?
Sağdaki çiçeği mi ??
İki çiçeği birden mi ???

Cam çaydanlığı mı ?
Estetik metal saksıyı mı ???

Hepsini birden mi ?

Yukarıdaki fotoğrafta  ne görüyorsunuz…
Ne görüyorsunuz yukarıdaki fotoğrafta…

Hadi kallavi bir soru daha ….

Hangi çiçek daha önce ölecek…???

İkisi birden iyi bakılsa da yine de  hangisi daha erken  toprak olacak ???
Hangisi topraktan beslense de yine toprağa daha önce gidecek…

Bilebilir misiniz bunu…?
Kesinlikle bilebilir misiniz ??
Kat’iyen bilebilir misiniz ???

Yalnızca tahmin edebilirsiniz yapraklarına çiçeklerine toprağına bakarak…
Ama kesinlikle bilebilir misiniz..

Peki bir soru daha…
Daha kallavisinden ….

Bütün  bu soruları cevaplamadan  önce en temel soruyu sordunuz mu ?
En hakiki soruyu sordunuz mu ?

Hangi çiçek daha gerçek çiçek diye sordunuz mu ?

O zaman biz size söyleyelim….
Fotoğrafın solundaki çiçek daha çiçek çünkü havaya suya bakıma ihtiyacı var…
Çünkü insana ihtiyacı var…

Sağdaki çiçeğe gelince…
Çiçek görünümlü bir plastik o…
Yaprağıyla çiçeğiyle bir plastik o…

Duruşuyla edasıyla pis bir plastik o…

Çöpe atılmazsa , güneşte cayır cayır yanmazsa sizi de çocuğunuzu da çocuğunuzun çocuğunu toprağa gömecek kadar uzun yaşayacak bir  rezil plastik çiçek o…

Bakmayın pembe yeşil gülümsediğine….
Bakmayın size uzaklardan yakınlardan el ettiğine…
Pis bir plastik o…
Rezil bir plastik o….

Peki siz şu hayatta ne istersiniz…
Bir çiçeği emek emek büyütmeyi mi …
Bir sevgiyi emek emek büyütmeyi mi…

Bir gün hak vaki olduğunda çiçeğinizi de sevginizi de toprağa vermeyi kabullenmeyi mi …Yoksa bir plastik denizinde sonsuza dek yüzüyor görünüp  o pis kauçuk kokusunu soluya soluya ölmeyi mi …

Fotoğrafın solundaki çiçeğin suyunu toprağını güneşini ihmal ettiğinizde o da sizi ihmal eder çünkü canlıdır o da sizin gibi…Karşılıklı ihmal ettiğinizde önce o ölür çünkü sizin ona muhtaçlığınızdan daha fazladır o canlı çiçeğin  size muhtaçlığı…

Fotoğrafın sağındaki çiçeği ihmal ettiğinizde bir plastiğin umrunda bile olmaz bir insanın ilgisizliği…Arsızca yaşar(!)  o plastik,  muhtemelen sizi de gömene dek…

Şimdi başa dönelim…
Soruları katmerlendirelim…
İnsan neden yaşar …
İnsan niye yaşar…
İnsan niye sever…
İnsan niye kızar…

Boşuna mı diyordu gürül gürül sesiyle  büyük usta Çetin Altan ;
birinden en fazla ne kadar nefret edebilirsin...”
sorusuna cevap olarak ;
“Ne kadar seversen o kadar büyüktür nefretin…” 
diye üstüne basa basa…

Soruyu tekrarlayıp yazıyı toparlayalım ;
İnsan niye sever ????

Bir plastik denizinde,  kauçuk kokusunda sonsuza dek yaşamak için mi ???
Emek emek büyüttüğü bir çiçek bahçesinde gerçek sevgiyi ve gerçek nefreti yaşamak için mi ???

Etrafınıza bakın…
Etrafınıza iyi bakın…

O ,  .iktirici facebook fotoğraflarındaki elele tutuşan plastikkereplastik kadınlara erkeklere değil ama…
Etrafınıza iyi bakın…

Büyük çoğunluk , sevgili olsun , karı koca olsun , aile olsun bir elmayı dişlerken bile değirmez dudağını karşısındakinin ısırdığı yere….

Tatmamıştır o duyguyu…

Titrememiştir bir buluşma öncesinde bacakları…

Sabırsızca beklerken sevdiğini gözüne akrep yelkovan kaçmamıştır hiç…

Anaları babaları seçmiştir kurukafa suratlı heriflere evde kalmış koca memeli küçük beyinli kızları gelin diye,kadın diye, eş diye…

Ama daha uzun sürer o kauçuk aşklar , evlilikler , aileler…

Bir de , seviyorsak sevdiysek yanalımulanpisipisineyanalımulancılar vardır….
Sevgiyi de yaşarlar dibine kadar…
Nefreti de…

Bir elmayı da dişlerler dibine kadar karşılıklı,  dudakları da karışır birbirine tükürükleri de sitemleri hatta küfürleri de yıllar boyunca…

Bu yanalımulanpisipisineyanalımcılar öyle alışırlar ki dişlemeyi her şeyi birlikte…Günlerden bir gün bir bakarlar ki, diş izleri geçmiştir birbirlerinin gözlerine yüzlerine ruhlarına…

Öyle keskinleşmiştir ki dişleri,  farkına bile varmazlar kendi kuyruğunu yemeye çalışan tarihteki ouroboroslara benzediklerinin…

Şimdi başa dönelim…
Soldaki çiçeğe iyi bakalım…
Çünkü o yaşayan bir çiçek…
Sevgiye ilgiye güneşe suya ışığa gülümsemeye hazır bir çiçek…

Sağdaki çiçeğe de iyi bakalım…
Ama ne mal olduğunu bilmek için !!!

Birileri  kauçuk kokulu pis plastik çiçeklerine yalandan bakarken
Biz pisipisine yanalım diye diye
Bütün bedelleri ödeyeceğimizi bile bile
Sol memenin altındaki cevahire de kararmasın diye iyi bakalım…

Çünkü her şey geçecek
ve en sonunda
sol memenin altındaki cevahir
diye tanımlanan
o yürek söyleyecek
en hakiki türküyü…

zamanında
hangi mutlulukları yaşayıp yaşattıysa
yine o cevahir ödeyecek en ağır bedelleri…

ama utanmadan…
ama aslını inkar etmeden…
ama
“yaşadım
erik ağaçları şahidimdir…”
diyerek…

( murat örem / 14 haziran 2015 / ankara…) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder