*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

18 Nisan 2015 Cumartesi

türkçe yaşadıkça rıfat ılgaz da yaşayacak...rıfat ılgaz yaşadıkça bu şiir de, türkçe de yaşayacak…




Rıfat Ilgaz çok acılar görmüş çok bedel ödemiş bir kalemdi…

Bu blogda döne döne çok sözünü ettim ben de Rıfat Ilgaz’ın…

1993 temmuzunda öldüğünde 80’li yaşların başındaydı…

Ölümünün üç beş gün öncesinde sivas’ta yaşananları duyduğunda “bu nasıl olur…bunlar nasıl yaşanır…insanlar neler yapabiliyor…artık hiçbir şeyin anlamı kalmadı…hayatın anlamı kalmadı” demişti  Rıfat Ilgaz büyük bir yılgınlık, umutsuzluk ve acı içinde….

Rıfat Ilgaz çok acılar görmüş çok bedel ödemiş bir kalemdi

Karartma Geceleri’ ni yaşamıştı 1940’larda…
Kuru ekmeğe muhtaç günler görmüştü…
Kendine nanik yapan akciğerleri ömrünü zora koşmuştu…
Sanatoryumlar evi olmuştu Rıfat Ilgaz’ın…

1980 darbesinde doğup büyüdüğü Cide sokaklarında gözü bağlı dolaştırılmıştı  bir suçlu gibi 70 yaşında bir yazar düşünür olarak…

Bu kısacık yazı dışında onun hakkında uzun uzun yazdıklarımızı merak edenler sayfanın altındaki arama kutusuna “Rıfat Ilgaz” diyerek  okuyabilir…

Nihayet,  güneşli bir nisan gününde,  aklımıza neden Rıfat Ilgaz düştüğüne gelince ; her şey ve herkesin içinden payımıza düşen  çok şey ve çok kişi birkaç ayda birkaç yılda unutulacak ama Rıfat Ilgaz imzalı şu güzelim şiir her bahar ama her bahar hatırlanacak kadir kıymet bilen okurlarca…


Türkçe yaşadıkça Rıfat Ilgaz da yaşayacak…

Rıfat Ilgaz yaşadıkça bu şiir de Türkçe de yaşayacak…



“ Hepimize geçmiş olsun,
atlattık bu kışı da burnumuz kanamadan.
Sıkıntımız kalmadı soğuktan yana.

Oduna, bundan sonra
çamaşırdan çamaşıra iş düşecek,
kömüre misafirden misafire…

Lüzum kalmadı tencerenin kaynamasına
açtı gözlerini güneşe soğanlar,
su yürüdü domateslere…

Artık kömürlüğün önünden geçmek
ne beni korkutacak ne oğlumu.
Bir türlü gözü doymayan sobamızı
hapsedeceğiz merdiven altına.

Çoluk çocuk sokaklara dökülecek,
söğüt dalından atına atlayan oğlum
fethedecek Aksaray'ı baştan başa.
Nerde görürse asılacak kuyruğuna
bizi bütün bir kış unutan
sütçü beygirinin
istediğimizi vermeyen mahalle bakkalının
korkarım indirecek camlarını.
Sonra arkasına düşecek
mahalleye şarkılarla giren
kiraz sepetlerinin!..”

( murat örem / 18 nisan 2015 / ankara…)

-fotoğraf  / öremler bir bahar gününde / 2002-
-umur örsan örem, arda erhan örem, murat örem-

                    şarkı sözü / rıfat ılgaz / aydın mısın ?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder