*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

20 Nisan 2015 Pazartesi

" boğazından lıkır lıkır geçen şu suyun kıymetini bil ... /...pencereden görebildiğin kadar/göğün kıymetini bil ..../ ...güneş yalnız dirileri ısıtır /güneşin kıymetini bil..."



Türk şiirinin kurucu  isimlerinden olan Oktay Rifat öleli tam 27  yıl olmuş...1914 yılında Trabzon’da açılan ömür parantezi 18 Nisan 1988’de İstanbul‘da kapandığında 74 yaşındaydı Oktay Rifat...

Oktay Rifat ,   Melih Cevdet Anday ve Orhan Veli Kanık’la birlikte Türk Şiirinin üç garibinden biri oldu, şairliğinin yanında romancı ve oyun yazarı kimliğiyle de eserler bıraktı...İkinci Yeni’nin hüzünlü ve bilge yüzü Cemal Süreya günü geldiğinde  bu dilin en afacan şairi, en çevik şairi” diye tanımlayacaktı   Oktay Rifat’ı Melih Cevdet ve Orhan Veli’den biraz ayırarak...

Oktay Rifat , Anış şiirinin başında Her dakikasını ayrı hatırlarım / Erenköy'de geçen zamanımın / Rüyama girer bir arada / İstanbul bahar ve Türkân'ım  derken   aynı şiiri şu mısralarla bitirir;  Ağaçlar çiçekteydi  / Türkân'ım sağ beraberimde / Kalbim sevda içindeydi / İstanbul bahar içinde…

Oktay Rifat,  1940’ların ikinci yarısıyla birlikte toplumcu duyarlığın öne çıktığı yeni bir şiire yönelmiştir. Bu yolun başında  Garip’ten usul usul uzaklaşmaya çalıştığı, eski limandan ayrılmak istediği  bellidir  fakat sanki Montaigne’nin dediği gibi gideceği limana karar veremeyenlerin  tereddüdü içindedir... Karıma isimli şiirinin bir yerinde de şunları söyler Oktay Rifat;Elmanın yarısı sen yarısı ben / Günümüz gecemiz evimiz barkımız bir /Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter / Yalnızlık gittiğin yoldan gelir...

Oktay Rifat’ın, Garip’le başlayan ve zaman zaman alevlenen gelenekle kavga etme yaklaşımı  da daima sürmüştür....Aynı  Oktay Rifat  son şiir kitabına da ad olan  Koca Bir Yaz  şiirinde şöyle der tane tane anlatarak ve okuyup dinleyenin içine içine akarak; 

koca bir yazı çekirdek içleyerek /sinemalarda geçirdim
taban teptim sokaklarda / tırnak yedim uyudum /denize baktım usanmadan
ölüme inandım. / güzel çok güzel /olduğunu düşünerek,/güzelim düşünerek,
çekirdek içleyerek,/ güzelim çekirdek içleyerek /koca bir yaz geçirdim.
şimdi yorgunum biraz.....

Oktay Rifat bu şiirinin ad olduğu kitabının yayınlanmasından bir yıl sonra 18 Nisan 1988’de İstanbul’da 74 yaşında öldüğünde bir çok şaire göre daha uzun bir ömür sürmüştür...Mesela, aynı yıl doğdukları Orhan Veli’den 38 yaş büyüktür artık...Çoğumuz kendimizi, sonsuz bir oyunda bitmeyecek rolü olan aktörler sanıyoruz ama hepimizin mutlaka bir yerlerde asılı duran son repliği var...

Hayat , bedenler için sonlu bir oyun çünkü...

akşamları parka çıkmaktı / en büyük eğlencesi
şair orhan veli'yi / melih cevdet'i severdi hayatında
ağaçlardan kavağı severdi /yıldızları da severdi
ve en rahat / anasının serdiği döşekte uyurdu
şimdi burada yatıyor  .......

diyen Oktay Rifat’ı 18 Nisan 1988’deki ölümünün 27. yıldönümünde sevgi ve saygıyla bir kez daha anmak istedik bugün yedigünyazılarında…

          tavsiyemiz odur ki şu yazıyı bir de aşağıdaki sesin tınısıyla yeniden okuyun...
          güneşin kıymetini bilmeyi de unutmayın...
                         (murat örem / 20 nisan 2015 / ankara…) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder