*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

7 Haziran 2014 Cumartesi

arda erhan benim oğlum...tıpkı umur örsan gibi bir başka can eriği ömrümün...







okullarda ,  iki bilinmeyenli denklem diye anlatıla(maya)nlara bakmayın siz…
okullarda öğretile(meye)n  matematik biliminden de  korkmayın…

asıl korkmanız gereken , matematik  yerine  öğrenci ruhundan ve hayatın pratiğinden bu kadar uzak olmayı nasıl başarabildiğini hala anlayamadığım öğretme metodu olsun…

fizik kimya matematik denince tansiyonu fırlıyorsa çocuklarımızın , müfredata ve yeni çağın muallim / muallimelerine daha iyi  bakınız…

bir eğitim döneminin daha ardından, milyonlarca çocuğumuz munch’un o muhteşem tablosundaki gibi çığlık atarcasına elleriyle kulaklarını kapatıyorsa ve karnelere düşen notlar  ürküntü veriyorsa,  sorgulanması gereken öncelikle bu ülkenin öğretim metodu olmalıdır…

arda örem sınıfını geçti  -ama ne geçmek- ve artık lise 3 öğrencisi…

bir değil tam iki yıllık kış uykusundan  mucizevi şekilde uyanarak ve son düzlükte yılların  ihmalini  bıçak sırtı biçimde kurtaracak notlara ulaşan  arda,  artık lise 3 / 11.sınıf öğrencisi…

arda, bizim iki numaralı oğlumuz…
arda , ankara’daki örem ailesinin 4. ferdi ve evin küçüğü…

arda erhan , tıpkı umur örsan  gibi benim oğlum
ve bir başka can eriği ömrümü(zü)n…

 arda ;  müzikte, sanatta , edebiyatta, sporda ve İNSANLIKTA,  
pekiyilik bir güzel adem oğlu...


arda’nın hikayesi yalnızca arda’nın hikayesi değil aslında…

ardalar , aylalar , ayşeler , ahmetler milyonlarca evdeler ve hepsi  evladımız bizim…

her eğitim döneminde milyonlarca arda, ayla, ayşe, ahmet…okullardaki not değirmenlerinin acımasız çarklarında unufak oluyor..evlerde anlamsız gerginlikler yaşanıyor…

oysa eğitim, öğrenciye , ailelere  kahırlar  yaşatmak için değildir…
eğitim , donanımlı ve mutlu bireyler yetiştirmek içindir…

eğitim,  
her şeye gözü kapalı itaat eden moronlar yetiştirmek için değil, 
sorgulayan , itiraz eden , mutluluk ve özgüven  üreten akılları
çoğaltmak içindir…

ve belki de hepimizin sorması gereken en temel soru; milyonlarca çocuğumuzun yaratıcılığını , yaşama sevgisini  okul notlarının gölgesinde iğdiş ederken koskoca bir TÜRKİYE olarak neler kaybediyoruz…olmalıdır…


notalara bu kadar güzel ve bu  kadar mutlu basan, gitarına eşlik ettiği sesiyle hepimizde heyecan  verici yeni  hayat denklemleri kuran , terazi gibi hassas bileğiyle  her topu çemberin içine soktukça arkadaşlarını kendine hayran bırakan  arda , istediği zaman iki bilinmeyenli denklemlere de taklalar attıracaktır…

ben babayım…
arda’nın babasıyım…
beklerim oo günleri de...

benim için 
arda’nın mutlu olması , 
adam olması, 
birey olması,
özgüvenli ve eğilmeyen kişilikli olması, 
hayatın renklerinden haz alıp etrafıyla paylaşması....
iki bilinmeyenli denklemlerin hatırını şıp diye sormasından çok daha  kıymetlidir…

ben babayım…

ve arda’nın da umur’un da gönüllerinden
aldıkları notlara falan hiç bakmadan dün de öptüm bugün de kayıtsız şartsız öperim…

( murat örem / 7 haziran 2014 / ankara…)

-fotoğraf / arda erhan örem…-














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder