*"114" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

28 Mart 2014 Cuma

27 mart ; Türkiye, kültür tarihimize büyük emekler veren "Devlet Tiyatrolarının" kıymetini iyi bilsin...




         Adını,  eski Roma’daki  Savaş Tanrısı "Martius’tan alan Mart ayı da gitmek için gün sayıyor...

        Giderayak , tüm Türkiye’nin merakla beklediği yerel seçim sonuçlarını da koyacak önümüze  Mart ayı  üç gün sonra...

Mart ayının  savaş tanrısıyla birlikte  anılmasının esas nedenlerinden biri de çok eski dönemlerde Ocak ve Şubat aylarının savaşmak için uygun olmamasıymış...

Ya, işte böyle (!!!) eski insanlar savaşmak için tüm bunlara da kafa yormak zorunda kalıyorlarmış bir de ...

Neyse ki dünyanın en akıllı canlısı olan insanlık (!)  zaman içinde güdümlü füzeleri, atom bombalarını, insansız savaş araçlarını   falan icat etti de,  savaşmak için artık ay, gün mevsim fark etmez oldu...

Ne mutlu değil mi hepimize !!!

Oysa insanlık için savaş ne kadar eskiyse barış da o kadar eskidir...Öylesine eskidir ki  barış kavramı  taa iki bin küsur yıl önce yazdığı  oyunlarında bile dönüp dolaşıp Barış konusunu işlemiştir kendi üslubunca   ünlü yunan oyun yazarı Aristofanes...

Aristofanes deyince sözü/yazıyı  27 mart dünya tiyatrolar gününe  getirmek de farz oldu....27 Mart ülkemizde de uzun yıllardır kutlanıyor çünkü  1961 yılında Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından belirlenmiş bir gün...

Pek çok etkinliğin seyirciyle paylaşıldığı 27 mart kutlamalarında tiyatroya emek vermiş bir ismin kaleme aldığı  evrensel tiyatro bildirgesi  de okunuyor tüm dünyada farklı dillere çevrilerek...

Mesela Uganda’lı Jessika Kaahva,  geçmiş yıllarda kaleme aldığı bildirinin sonunda şunları diyordu tüm dünyaya;

Dünya Tiyatro Günü’nde sizi umudu çoğaltmaya ve tiyatroyu iletişim, toplumsal değişim ve atılımlar için evrensel bir araç olarak öne çıkarmaya çağırıyorum.

Barışı getirmek için tek yol olmayabilir ama yine de tiyatro barışı koruma görevimiz için etkili bir araç olarak kuşkusuz katkı sağlayabilir. 

Geçmiş yıllardaki bir başka 27 Mart bildirisinde de Seyircilerimiz olmaksızın biz de var olamayız  diyen bir başka tiyatro emekçisi  Judi Denk’ti...

Gerçekten de seyirci / insan tiyatronun olmazsa olmazıdır.

Yaşı yetenler hatırlar , ülkemizde özellikle 1970’li yılların ikinci yarısı  tiyatro için çok zor zamanlardı....1970’ler bir yandan televizyon denen sihirli kutunun ilk günleriydi,   öte yandan da kör terör vardı tiyatronun olduğu  büyük şehirlerde...

Dileriz , Tiyatro, insana insanı insanla anlatmaya devam etsin,  insanlık var oldukça...İnsanlık da tabi bombalar, savaşlardan , şunlar bunlardan başını kaldırabilirse hem her daim var olabilsin hem de tiyatronun , sanatçının kıymetini bilsin....

Türkiye de , olan biten her şeye rağmen , üç çeyrek asırlık ömründe  insanlık tarihimize büyük emekler veren Devlet Tiyatrolarının kıymetini iyi bilsin...

( murat örem / 28 mart 2014 / ankara...) 

- meraklısı için bir önceki yazı ; http://yedigunyazilari.blogspot.com.tr/2013/03/bir-27-mart-yazs-bilenler-bilmeyenlere.html



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder