*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

21 Mart 2016 Pazartesi

“ kimseye ama kimseye hiçbir şey öğretemem ; sadece -belki ve isterlerse- onların düşünmelerini sağlayabilirim….” sokrates...




yaklaşık 1 ay önceydi…

günler uzamaya başlamış,
kışın o kasvetli zamanları nispeten azalmıştı…

evdeydik…
hava karardı kararacaktı….

arda odasında gitar çalıp söylüyordu…

ben  “ müptela “ olarak
bilmem kaçıncı makaleyi okuyordum haber sitelerinde...

“ küt “  diye gitti elektrik…
salondaki yapay aydınlık  akşamın doğal loşluğuna bıraktı yerini…

gün battı batardı…
güneş çoktan evine gitmişti…

arda gitar çalmayı bıraktı…
internetteki makalelerle olan nikahıma “boş ol..” dedi wireless…

tuğla büyüklüğündeki kokulu mumu hangimiz yaktı bilmiyorum..

ama şunu iyi biliyorum;
yukarıdaki fotoğrafı arda çekti…
çünkü ben çekmedim….

aradan günler geçti…
yağmurlu bir ankara gününde
son kez baktık yukarıdaki fotoğrafta  görünen pencereden bahçeye…

taşıyıcılar ellerinde kocaman bidonlarla geldiğinde…
sonra araya kolilenmiş kitapların aman kırılmasın bardaklarının sesi girdi…
sonra araya özdemir asaf’ın   şiiri girdi…

o şiirden şu dizeler girdi;
“….
ama babamın
şu pencerede kalan
bakışlarını
alamadım bir türlü

çakılmış köşesine
alınmıyor alınmıyor
babamın bakışları

kırılmıyor da
yerlere de düşmüyor
orada
duruyor hava gibi

taşınmıyor anne
babamın bakışları
taşınmıyor…”

artık penceremiz başka bahçelere binalara ağaçlara bakıyor…
arda yine odasında gitar çalıp söylüyor…
ben yine “müptela”  olarak haber sitelerine, makalelere bakıyorum…

ama
herkes gibi
yorgunuz
biz de…

herkes gibi…

arda yine odasında gitar çalsa da…
ben yine “müptela”  olarak makalelerin arasında saatler geçirsem de….
yorgunuz…

ne diyordu cemal süreya  ;

“ hayat kısa
kuşlar uçuyor….”

ne diyordu nietzsche;

“ eğilip yalnızca uçuruma baktığınızda
uçurum da sizin içinize içinize bakmaya başlar….”


ve ne diyordu sokrates ;

“ kimseye ama kimseye
hiçbir şey öğretemem,

sadece
-belki ve isterlerse-
onların düşünmelerini
sağlayabilirim….”

( murat örem / 21 mart 2016 / ankara…) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder