*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

6 Eylül 2015 Pazar

dünya zalim bir yer…terlikleri ayaklarında, kırmızı kazaklı çocuklar vuruyor kıyılara…dünya zalim bir yer…delinmiş botların yanında bin kere daha batıyor insanlık...



         dünya, zalim bir yer…
         dünya,  çok zalim bir yer…
         emperyalist dünya  "çok çok çok daha zalim " bir yer…
        
         her sabah kalkıp çayı demlesek de
         keyif kahveleri içtiğimizi sansak da
         gelenevrakgideninsan replikleri oynasak da
         sevişsek  dövüşsek  sigaralar yaksak da
aramıza televizyonlar alıp filmler seyretsek de
günlük hayatımızı  sürdürüyor gibi yapsak da
kapitalist ve emperyalist dünya çok çok çok  zalim bir yer…

şu zalim dünyada yaşamış en güzel insanlardan olan bertrand  russel olan biteni şu cümleyle formüle etmiş  yaşarken ;

“mutluluğun sırrı ,
dünyanın korkunç bir yer olduğu
gerçeğiyle yüzleşmektir….”

                                               *****

                kıymetli şair ismet özel de şu cümleleri kurmuştu waldo’lu kitabında ;

 dünyaya gelmek , bir saldırıya uğramaktır…!!!  doğan bebek , havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız…
yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz.
savaş bitmiştir…!!! ”
                                                  waldo sen neden burada değilsin  /  ismet özel…

                                      *****
türkçenin yetiştirdiği en yaşayan şairlerden olan birhan keskin de dünyanın zalimliğine , insanlar arası ilişkileri tarif eder gibi yaparak şerh düşer ;

"tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?
adaletin içinde bir zalim oturur"
                                               ***
"insan, insan ne ki, şeytanın bacağı kırık kalıyor insan derken."
                                               ***
“ beni bu dünyaya ağzımda bu zehirle bıraktığında
ben senin kötü olduğunu anlamamak için çok çalıştım"
                                               ***
"biliriz yan yana sokulmak bu dünyadaki yoksulluğumuzdan"
                                               ***
"benim artık taş taşıyacak,

taş kaldıracak, taş atacak

halim mi var!"                         dizeleri birhan keskin’indir…

şu cümleler de onundur ;
taş parçası gibi oturan cümleler …

“ günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum
bana dokunmasın hiçbir şey
hiç bir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zamana baktım.

bilirdim, biliyordum, biliyorum
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğinde
o saman tadıyla karıştığında:
her şey daha acı olacak."

                                                        ****

dünya zalim bir yer…
terlikleri ayaklarında,
kırmızı kazaklı çocuklar
vuruyor kıyılara…

dünya zalim bir yer….
delinmiş botların yanında
bin kere daha batıyor insanlık …

aşk da olsa
nefret de olsa,
büyükbilançolu şirketler de
küçük bilançolu siyaset de olsa
çocukların
kıyılara vura vura öldüğü
bir dünya
çok zalim bir yerdir…

siz
en güzel takım elbiselerinizi giyip
ferah salonlarınızda sıklamenler yetiştirseniz de
çocuklarınıza özel okul indirimleri kazansanız da
rahlelerinize,  dualarınıza , kitaplarınıza sığınsanız da
dünya zalim,   çok zalim…

bu yüzden şunu da diyordu birhan keskin
“ ben seninle
sevgilim
mutsuz ama
bahtiyardım…”

bu yüzden söyletiyordu oğuz atay roman karakterine
“bat dünya bat….”
cümlesini…

şu yukarıdaki garip kertenkeleyi babaannesi dedesinin yazlığının duvarında görüp çekerken yıllar önce umur , inanın daha ben de bilmiyordum dünyanın bu kadar zalim bir yer olduğunu, kıyılarımıza kırmızı kazaklı çocuklar vururken kendi derdimize düşeceğimizi  ve insanın yalnızca birinin yanındayken mutsuzken debahtiyar olabileceğini…

( murat örem / 6 eylül 2015 / ankara…)
                -fotoğraf / umur örsan örem / 2008-karaağaç/balıkesir-


                                                


        





1 yorum:

  1. Sevgili Dostum,

    dünyanın güzel ve yaşanası bir yer olduğunu haykırabilmek ve bunu çocuklara gösterebilmek ne muhteşem olurdu. ancak yaşadığımız dünya her geçen gün biraz daha içinden çıkılmaz ve kötülüklerin yaygınlaştığı bir yer haline dönüşüyor.

    ne yazık ki hep birlikte bu gidişat içinde payımız var ve bizlere düşen eğer biraz vicdan sahibi insanlarsak utanmaktır.

    selam ve saygılarımla.

    Ahmet Talimciler.

    YanıtlaSil