*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

23 Eylül 2015 Çarşamba

bir çınarın gölgesinde sonsuza dek dinlendiğinde ruhum da bedenim de murat örem murat örem ; "iyi ki diyeceğim, iyi ki bu toprakların çocuğu oldum…iyi ki bu topraklarda baba oldum, evlat oldum…iyi ki bu toprakların bayramlarını yaşadım…ve iyi ki bu topraklarda yaşlanıp yaşayıp öldüm"




- aşağıdaki müziklerle okumanızı önererek...-

işim gereği ,
aşım gereği ,
aklım fikrim gereği ,
yaşım gereği
çok dolaştım türkiyeyi…
türkiyemizi…

en güneyini de gördüm…
en kuzeyini de…
doğusunu,  
güneydoğusunu da…

karadenizin dalgaları karşısında da içtim sigaramı
hatay’ın dafnesi / harbiyesinde de…

egenin tütün sarısı tarlalarını da gördü bu gözler…
diyarbakır’ın  kara taşlarını da…

ömrümün ilk yirmi yılı zaten  ülkemin batısında geçti…

gidip gördükçe
havasını soludukça
tütününü içtikçe
kararmış çaylarını yudumladıkça
erzurumun, adananın, bursanın, sinopun, denizlinin…
bin türlü fikir geçti zihnimden…

gittiğim her yerde,  
elinden tuttum sevdiklerimin…
vardığım  her yerde ,
elimden tuttu tanıyıp sevenlerim…

istanbuluna,  gençliğimi verdim…
balıkesirine,  çocukluğumu verdim…
ankarasına , neredeyse ömrümü verdim…

geçerken takvim yaprakları bir bir ,
iki güzel , iki insan, iki vicdan yumağı çocuğumla
umur örsanımla,
arda erhanımla
büyürken muratörem muratörem ,
durup baktığımda söyleyebilirim ki;
ülkemi, insanlarımı, toprağımı
bütün ömrüm boyunca
ağız dolusu, akıl dolusu, fikir dolusu eleştirmiş olsam da
yine de şükrettim bu toprakların çocuğu olduğuma…

yine de,
pek sevdim anadolulu tarafımı ,
pek sevdim türkiyeli tarafımı…

içlerine çok girmedim belki camilerin
ama iyi bir müezzinin sesinde çoğalan  ezan
huzur verdi ruhuma  ülkemin her yerinde…

zamanında gittiğim  bayram namazlarında
kurarken bağdaş  halıların üzerinde ,

ıtri’nin segah tekbirini
gürül gürül söylerken kalabalıklarla,

en iyi milliyetçiliğin, en iyi dindarlığın
önce iyi insan, doğru insan  olmakla başladığını hiç unutmadım…

bayram namazlarından sonra çok öptüm anne babamın elini…
çok aldım taşkın hocanın müjgan hocanımın bayram hediyelerini…

çok koştum yanlarına,  kilometreleri yara yara…
çocuklarıma çok öptürdüm elimi  bayram sabahlarında…

yıllar yıllar içinde
kesilen kurbanların kanı da sürüldü alnıma
belaları defetsin diye….

kavurmalar da pişirildi
koca kazanlarda kimyon kokularına bulanan…

bir çok kurban bayramında
taşkın hocayla kasap da aradık kış günlerinde
yedi paya ayrılan hayırları da  dağıttık
hali vakti yerinde olmayanlara…

yaşım ellinin kapısına geldiğinden beri
neredeyse hepsini hatırlar oldum eski bayramların…


birlikte çok az bayram gördüğüm
behzat dedemin
tütün ve benzin kokan sakallarını çok özledim…

anneannem
hatice tanyerinin
pütür pütür elleriyle saçımı okşamasını da
çok özledim…

birlikte bir çok bayram gördüğüm selahi dedemin ,
beni hep adam yerine koyan mavi gözlerini çok özledim..

       en güzel babaanne
bedia babaannemin ,
"muratım , aslanımmm..."
deyişini de hep özledim...

bedenim yaşlansa da
saçlarım aklaşsa da
pek bir güzel insanın tabiriyle
gümüşinin en güzeline dönse de
ruhum hep genç kaldı….
       ruhum hep türkiyemde kaldı...

ve o ruh hep o soru sorup itiraz eden çocuğun halinde  oldu…
aklım,  sevmenin , itiraz etmenin, paylaşmanın yanında oldu…

şairlerin şairi çok şey anlattığı
unutulmaz otobiyografi şiirinin sonunda

       “….insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir......”

       der…

tarihin en kahırlı en zorlu en kaygan coğrafyasında
gözümü açtığımdan beri gördüğüm hilalli bayrağı da  sevdim…

içlerine pek girmediğim camilerde
bayram sabahı namazlarında dağılan kalabalığı da,
tarifsiz bir huzurla hatırladım hep…

bayrağımı istismar edenleri hiç sevmedim…
duaları hayatına uyarlamayanları da hiç sevmedim…

ama çok sevdim doğup büyüdüğüm toprakları
daha güzeli görsün diye diye
akıl dolusu eleştirme ve mimlenme pahasına….

biliyorum ki türkiye dünyanın en müreffeh ülkesi değil…
biliyorum ki türkiye dünyanın en hoşgörülü ülkesi değil…
biliyorum ki türkiye dünyanın en entelektüel ülkesi de değil…

ama türkiye benim ülkem…
ama türkiye benim tarihim…

ve biliyorum ki
her ne olursa olsun
her ne yaşarsam yaşayayım
ne kadar ağız dolusu eleştirsem de
ölü halim  de , diri halim de
en çok bu ülkeyi sevdi…
en çok türkiyeyi sevecek…

vakti saati geldiğinde
bir çınarın gölgesinde
sonsuza dek dinlendiğinde
ruhum da bedenim de  murat örem murat örem ;  

iyi ki diyeceğim
iyi ki, bu toprakların çocuğu oldum…

iyi ki bu topraklarda baba oldum, evlat oldum…
iyi ki bu toprakların bayramlarını yaşadım…
ve iyi ki bu topraklarda yaşlanıp yaşayıp öldüm…

( murat örem / 23 eylül 2015 / ankara…)

 -fotoğraf / çok eskilerden bir kurban bayramı sabahı  / susurluk
90’ların başı / baba oğul öremler / taşkın örem / murat örem….-



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder