*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

3 Ağustos 2014 Pazar

reha mağden;" mutlu insanları sevmem, biliyor musunuz ? ben başına çorap örmüş insanları severim..."


Takvimlerden  yine böyle yazdı…
Temmuz’du , 2007’ydi…
Her yaz  yolumun düştüğü  ege’deydim yine…

Arda daha ilkokuldaydı…
Umur daha ortaokuldaydı…
Ben saçları simsiyaha yakın , 40 kapısının eşiğinde  bir adamdım…

Behruz Çinici’nin çokk yıllar önce güzelim aklı ve emekleriyle yoktan var ettiği Artur’a gitmiş orada açılan marketten dergiler almıştım…

-Artur deyince çoğunluğun aklına sonradan görme , babadan görme hali vakti yerinde tirit tatilciler gelir, benim aklıma yalnızca Behruz Çinici gelir…Eh, benim aklım da hep böyle ters çalışır zaten...-

İşte bu Artur’daki marketten biralar almıştım, gazeteler almıştım, çocukların mangalı için kömür almıştım, et almıştım, ıvır zıvır almıştım…

Alışverişi yapıp elimdeki torbaları içeriye bıraktıktan sonra balkondaki plastik sandalyelerden birine her zamanki gibi kaykılarak oturup bacaklarımı da balkon duvarının küpeştesine amerikalı yuppieler  gibi saygısızca  (!) uzatıp elime dergilerden birini aldığımda kapakta onu görmüştüm…

Ölüm yıldönümünden yola çıkarak anıyorlardı kendisini…

Sakallı bir adamdı…
Gözlerini kısarak gülen bir adamdı…
Artık bedeniyle ölmüş bir adamdı…
Artık , olabilirse , yazılarıyla yaşayacak bir adamdı…

Reha Mağden’di adı …
Yazardı…
Gazeteciydi…
Sosyologdu…
Akademisyenliğin kıyısında dolaşmıştı..

Baba olmuştu…
Koca olmuştu…
Solcu olmuştu…
Çok sarhoş olmuştu…

“Reha sen , sen olmasan ne olurdun”   sorularına her seferinde  
 “ çok mahcup olurdum …”  cevabını vermişti…

Bunların 
hepsini 
yaşayıp 
bitirip 
ölü 
olduğunda 
daha  
51 yaşındaydı 
Reha Mağden


Şimdi yine takvimlerden yaz…
Aradan 7 yıl geçmiş…
Yıl 2014 olmuş…

Arda lisedeki yıllarını yarılamış…
Umur çoktan  üniversiteli olmuş…
Ben de sakalları saçları bembeyaza giden kıdemli bir baba olmuşum…
50 yaşa 40 yaştan daha yakınım artık…


2007 yazından  2014 yazına ulaşırken aradan 7 yıl geçtiğinde , şu Ağustos gecesinde, evimde , bilgisayarın başında birden aklıma düşünce Reha Mağden bu cümleleri yazmak  geldi aklıma…


Ben iyi bir okurdum ama Reha Mağden’in iyi bir okuru olmadım…
Fakat kelimelerindeki sahihlik ve sahicilik hep dikkatimi çekti…
Dilindeki o hesapsız kitapsız külhanilik de daima  yakıştı sanki ona…
Hiç sahte ve sakil durmadı…


Reha Mağden’in iyi okuru olmadım ama Mağden’in en yakınlarında olan isimlerden çok değerli birinin endiseliperi.blogspot.com  yazılarında / anılarında çok çıktı Reha Mağden karşıma…

Bakın ne yazmış yıllar önceki yazılarının birinde Reha Mağden ;

“Mutlu insanları sevmem, biliyor musunuz?

Sanki işaret parmakları hep havada gibi gelir bana; "bak dikkat et, mutlu olmak var," dercesine... Biraz 'kırıtkan' gibi dururlar nedense ve 'kibir' ile kırıtkanlık ne kadar çelişkilidir! 
Oysa ne ibneler gördüm, on mutlu maço zamparayı dörde katlayacak kadar delikanlıdırlar...

Ben, başına çorap örmüş insanları severim, başlarını belaya sokmuş insanları, evet!

Emeğiyle geçinen açların göğe doğru lanet savurmalarını severim; gökyüzü üretken bir şiddetle kaynar, oradan acaip bir şefkat duygusu iner yeryüzüne... Onlar, benim adamlarım, ağlarken bıçak çekerler!

(…)

Mutsuzlar sorumsuzdur, evlad-ı ayali ihmal ederler ve hayatları hep vicdan azabı içinde geçer; bir kibrit almak için evden çıkıp, bir yıl sonra dönen sorumsuz, mutsuz, yoksul hikayeleri, bir tür efsane olmuştu. Biz, devrile devrile yürüyen, "sen, sen olmasaydın, ne olurdun," diye soranlara, "mahcup olurdum," diyen adamlarız.

Mutlular ise, şişman çocuklarına yazlıklar alır, bir garip iç sıkıntısıyla hayatı sürdürürler...

Zenginlik iyi değildir, biliyor musunuz?

Size 'züppelik' imkanı verir ve bu iyi bir şey değildir, değil mi?

Neden bu kadar imkan, içinde -garip ama- bir tür aşağılık duygusunu, 'yetişememeyiş kompleksini' barındıran bir bir küstahlık yaratıyor? Neden insanların farklılığı daha fazla tabak ve yemiş olan bir masanın ayrıcalığına indirgeniyor? Karnımızı doyurmak istediğimizde, neden 'dervişin üç zeytini' hikayesini hatırlamıyoruz?

(…)

Güngörmüş, göçmüş, çökmüş, geçmişteki kıyımları hatırlayan, vicdandan nasibini almış aristokratları, görgüsüz, sonradan görmelere tercih ederim tabii.

(..)

Bir arkadaşım, 70'li yıllar olmalı, "simit ve kaşar peyniri alabilmeli, çay içerken yemeliyim," derdi. Sait Faik'in de böyle bir hikayesi olduğunu bilmiyordu bile.

Otuz üç, ya da başka yaşında başını belaya sokmuş adamların ortak paydası şudur:

Biz göze aldık ve yakışıklıyız; siz semirin durun!

Kızlar bizi sevecek!
Çocuklarımız da...”
                                                                 **********

Takvimlerden  yine böyle yazdı…
Temmuz’du , 2007’ydi…
Her yaz  yolumun düştüğü  ege’deydim yine…

Arda daha ilkokuldaydı…
Umur daha ortaokuldaydı…
Ben saçları simsiyaha yakın , 40 kapısının eşiğinde  bir adamdım…
.......
 

Hikayenin devamını biliyorsun ey okur…
Hikayenin devamını yukarıda okudun ey okur…

Ölümünün 8. yıldönümünde 
Reha Mağden’e selam olsun ey okur…

(murat örem / 3 ağustos 2014 / ankara..)


6 yorum:

  1. merhaba

    endişeli peri yani olcay öztorunun bloğuna umar törem diye yorum bırakan kişi siz misiniz gerçek adı murat örem peri de her seferinde bu umar törem ismini yanlış yazıyordu. ben böyle bir bağdaştırma yaptım doğru mudur.

    YanıtlaSil
  2. inanın ben bile unutmuştum....

    evet, oğullarım umur ve arda'dan yola çıkarak böyle bir alegori yapmıştım çokk yıllar önce...

    selamlar...

    YanıtlaSil
  3. http://www.radikal.com.tr/turkiye/reha-magdeni-kaybettik-787025/

    Birgün Gazetesi Yazıişleri Müdürü Murat Ören: Mesleki olarak tanıdığım en heyecanlı gazeteciydi. Meslektaşlarımız onu örnek almalı. Herkesin önemsiz bulduğu detaylardan haberler çıkaran bir gazeteciydi. '50 yıllık hayatıma, 90 yıl sığdırdım. Gözüm arkada gitmiyorum" derdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben murat örem'im:)) alıntısını paylaştığınız isim murat ören...dikkatsız okurlar için bu hatırlatmayı yapalım...paylaşım ve yorumunuz için size teşekkür edelim...bir de keşke kendi isminizi de ekleseydiniz de "adsız" diye geçmeseydiniz diyelim...

      selamlar...

      murat öreM:)))

      Sil
  4. merhaba ben dikkatsiz bir okur değil gayet dikkatli bir okurum sizin umar törem diye yorum bıraktığınızı yazan kişi de benim sizde evet ben bile unutmuştum alegori yaptım demiştiniz üstelik çoğu yerde gerçek adınızı vermiyorsunuz bunun dikkatsiz okur olmakla alakası yok ama önyargılı olmakla çok alakası var. murat örem veya murat ören sonuçta bir harf değişik o kişinin de siz olduğunuzu düşündüm bunun dikkatsizlike alakası yok. sorun sizin adınızı kullanmamanızla alakalı kendi adıma gelince diyelim fatma, ayşe esra fark eder mi internet ortamında siz beni tanımıyorsunuz ben sizi tanıyorrum adımı ayşe olarak da yazabilirdim fark eder miydi ya da sizin gibi bir takma isim bulur umar törem yazardım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sayın adsız;

      yorumunuzu yayınladım....
      bunu prensiplerim gereği yaptım...
      yayınlamadan önce defalarca okudum...
      anlam veremedim çünkü ifadenizdeki siteme...
      sonra geri döndüm bir önceki yorumuma baktım...
      orada da sizi incitecek bir tarz bulmadım...
      aksine yapıcı üslupla tamamlamışım paylaşımlarınızı...

      ben size dikkatsiz demiyorum ki..
      dikkat etmeyen okurlar için hatırlatma yapıyorum...
      bunu kendisini tanımadığım murat ören için de yapıyorum...
      zaman zaman böylesi karıştırmalar olduğu için biliyorum...

      çoğu yerde gerçek adınızı vermiyorsunuz demişsiniz...
      haksızlık yapmışsınız...o alegori dışında....
      kaldı ki orada da bunu samimiyetle paylaştım sizinle...
      ben onlarca yıldır ismini hiç sakınmayan biriyim...
      nereden böyle bir çıkarımda bulundunuz acaba...

      adınızı yazmamış olmanıza dikkat çekmemde ne var...
      buna rağmen tüm yorumlarınızı yayınladım geçmişte...
      yine yayınlıyorum bakın...
      ama isminizi okurların bilmesini istemem olumsuz değil ki..

      tüm bunlara rağmen yorumunuz yukarıda...
      benim de cevaplarım bunlar...

      fakat inanın bu tepkiye gerek yok..
      sonuçta harfler üzerinden anlaşıyoruz..
      ve bunu bir polemik unsuru yapmaya gerek yok...

      selamlarımla...

      murat öreM:)))

      Sil