*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

1 Ağustos 2014 Cuma

prof dr macit gökberk...bana kelimelere yüklediğin anlamları söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim...



Dünyanın tüm dillerinde ilk anlamının dışına çıkan kelimeler var...
Bir de dilden dile geçerken farklı anlamlara , argoya kayanlar...

Artist kelimesi dilimize sinema sanatçıları için girmiş ama zaman değişince , argoya da kayan biçimde  kendini beğenmiş,  sürekli farklı tavırda olanlar , dikkat çekenler  için de kullanıla kullanıla  gerçek anlamının önüne geçmiş ve hakaret anlamına evrilmiştir ... Oysa İngilizce olan artist kelimesi , art  / sanat kökünden   türemiştir .

Bir de dilimizde özellikle müzik sektöründeki  herkeşin(!)  önüne gelen sanatçı sıfatının hali var ki, tam içler acısı.. 

Oysa sanatçı ne kadar derin bir kelime hakkını vermeye kalkarsanız....

Bu değişimden veya argodan nasibini alarak anlam kaymasına uğrayan kelimelerden bir diğeri de Arapça edep kökünden gelen edebiyat... Toplumumuz edebiyat kelimesine daha çok şu cümle içinde kullanmaya meyillidir oysa;  
Hadi kardeşim kısa kes,  edebiyat yapma bize.... 

Keşke bu toplum daha çok edebiyat yapsa , yapabilse...

Başta  da  yazıp söyledik ya,  anlam kaymaları ve argo bütün diller için geçerli...

fakat
toplumsal kültürümüzde
özellikle sanatsal ve kültürel alanları tanımlayan kelimelerin
toplum ve dilin argosu  tarafından
bu kadar acımasız bir saldırı altında olmaları
işin sosyolojik /  psikolojik taraflarını da öne çıkarmalı...

Toplumsal kodlarımızın bilinç altında
sanata ve kültüre duyulan
bu derin  nefretin ve aşağılamanın nedenleri ne....diye sormamız lazım tekrar tekrar...

Münevverin, aydının , okuyup yazan, düşünen ve bunları toplumla paylaşan insan tanımının karşılığı olan entelektüel  kelimesinin başına gelenler de aynı minvalde...Sokakta, yolda belde biraz farklı giyim kuşama ve davranışa  sahip  kişilerin adı yıllarca belliydi toplumda aşağılanma terimi olarak ; Entel....

Yıllarca büyük emek verilmiş öğrenme çabasının karşılığı olarak kullanılan entelektüel kelimesi  kısaltılmış ,  çokça alay ve aşağılamayı da içeren şekilde entele dönüşüvermişti...

Kültürümüzde, yine argo tarafından saldırı altında olan kelime ve kavramlardan biri de,  kökü antik yunana ve yunancaya dayanan felsefe kelimesi...

Felsefe veya düşün bilim, yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamlarına  gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" kelimelerinin birleşimi...

Philosophia da bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, araştırmak ve peşinde koşmak anlamındayken "filozof" ya da  felsefeci de bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişiyi tanımlar....

Felsefe ; varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl , hiçlik ,  din ve dil, sonsuzluk , hayatın anlamı  gibi konuların hepsiyle ilgili olabilir.....

Çünkü  Felsefe,  "düşünce bilimidir" ....

Filozoflar , felsefeciler hayata dair yeni sözler, cümleler, kavramlar  ve bilgiler arayan kişiler olmuştur daima...

İronik bir dille söylersek, icat çıkarmışlardır felsefeciler...

İki arkadaş, iki insan ya da birden fazla kişi herhangi bir konuda tartışır ya da fikir alışverişinde (!) bulunurken ortam biraz gerilirse taraflardan biri rahatlıkla alaycı ve küstah bir tavırda şunu diyebilir  hala ;

Arkadaş bana / bize felsefe yapma...
Lafı dolandırıp süsleme...

Keşke bu toplum daha çok felsefe  yapsa , yapabilse...

Edebiyat gibi , felsefe kelimesi de büyük kalabalıkların korktuğu kelimeler ve kavramlar olduğu için toplum bu kavramları ve bu kavramlara ömrünü veren çok kıymetli insanları  aşağılamayı seçmiştir kendi boyu posuna bakmadan...

İşte tam 21  yıl önce aramızdan ayrılan Prof.Dr. Macit Gökberk de bu şartlarda, bu toplumsal gerçekliğimizde  felsefeye gönül ve emek veren çok kıymetli isimlerden olmuştu ülkemizde...

Macit Gökberk, felsefe dilinin yalınlaşması, terim karmaşasının giderilmesi ve kavramların sınırlanması alanlarında çalışmış mümtaz bir Türk felsefecisiydi ....

1908 yılında doğan Macit Gökberk , 15 Ağustos 1993 tarihinde aramızdan ayrıldığında 85  yaşındaydı...Yıllarca  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki hocalık görevine devam eden Prof. Dr. Macit Gökberk yıllar önce  emekliye ayrılsa da çalışmalarına devam etti...

Felsefe tarihi ile dil ve bilgi konularında yoğunlaşan Macit Gökberk’in Felsefe Tarihi adlı çalışması hala çok önemli bir eserdir ve öyle marketlerde falan kasanın yanındaki  sabun köpüğü misali yazlık kitaplar gibi (!) ha deyince bulamazsınız....

Yazıya,   anlam kaymasına uğrayan kelime ve kavramlar diye başladık , bu bedeli ödeyen ve içlerinde felsefe kelimesinin de olduğu örnekler verdik.

Kelimeler bizi Felsefe dilinin sadeleşmesi, Türkçe felsefe terimlerinin kurulması, kavramların sınıflandırılması yolunda  unutulmaz emekleri olan Macit Gökberk’i saygıyla anmaya kadar götürdü yedigünyazılarının değerli okuru...

Türkiye daha çok , çok daha çok  bilimle, edebiyatla , sanatla , kültürle, felsefeyle daha yakın temasa giren insanlardan oluşursa fotoğraf biraz  güzelleşecek...

bizim de , 
bu blogda , 
iki elimiz kanda da olsa  , 
gönlümüzün yazına kışına bakmadan 
‘balık bilmezse halik bilir’ diye diye 
yapmaya çalıştığımız da yalnızca bu...

 ( murat örem / 01 ağustos 2014 / ankara...)  

-felsefenin iyi öğrencisi sevgili alper beşe'yi de anarak...

bu yazı,  2013 ağustos'unda yazılan "limonatalı , buzlu ayranlı, karpuzlu, philosophialı,macit gökberkli sıcak bir ağustos yazısı..." başlıklı yazının aradan geçen zamanda aramıza katılan yeni okurlar için güncellenmiş halidir....murat örem...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder